Son günlerde gündeme gelen ve yeni başlatılan bir projeye değinmek istiyorum. İş kurmak isteyen veya mevcut işini genişletmek isteyene proje sunma şartına bağlı olarak ‘karşılıksız’ 100 bin TL’ye kadar Hibe(bağış) verilmesi konusunda görüşlerimi açıklamak ihtiyacını duydum. Çünkü Hibe olma konusunun, çok yönlü menfi etkileri olabilir.
İşsiz olan gençlerin rehabilite edilmesi, iş kurmalarına devletin yardımcı olması, bazı avantajlar verilerek özel sektöre gençlerin yönlendirilmesi için teşvikler uygulanması hedefleri, her zaman çok isabetli ve devletlerin ekonomik açıdan hem gençlerin iş kurması ve rehabilitesiyle işsizliğin önlenmesi, hem de ekonominin geliştirilmesine yardımcı olması bakımından her zaman benimsediğim ve görevde olduğum dönemlerde bu yönde geliştirdiğim ve uyguladığım, hatta teşvik kapsamında KKTC’de ilk defa başlattığım teşvik ve projeler vardır. Bunu Merkez Bankasını kurduğumuz ve faaliyete başlattığımız, akabinde Vakıflar Bankasının faaliyete geçmesinden itibaren, her iki Yönetim Kurulu’nda da aynı dönemde Başkan ve Üye olarak görev yaptığım dönemlerde ve bilahare devam ettirdiğim Bakanlığım dönemimde başlattığımız Merkez Bankası kaynaklı ve Vakıflar Bankası kaynaklı, yaygın ve düşük faizli sübvansiyonlu küçük esnaf kredileri ile yeni iş kuracak gençlere, işini geliştirmek isteyen küçük iş sahiplerine (makine ve aksamlarının satın alınması da dahil), üniversite veya Lise mezunu olup mesleki iş, muayenehane veya büro kurmak vb. maksatlarda, kadınlara özel iş hayatına katılma ve geliştirme kredileri olarak bir iş yeri olan veya iş yeri açma imkânı olmayanlara da evinde belli bir yer ayırarak üretim( gıda ürünleri, terzilik, el sanatları yün örme, ve her türlü üretim için, devlet tarafından faiz farkı karşılanmak suretiyle, kontrollü düşük faizli kredi uygulaması projeleri başlatılmış ve uygulanmıştır. Ve kredi alana belli bir süre -girişimcinin işini yürütene kadar bir veya birkaç yıl- ödemesiz olarak, bu süreden sonra ödemesi belli süreye bağlı kredi verilmesi projelerini de bu teşvikler kapsamında genişleterek yürürlüğe koyduk. Ayrıca işsiz gençleri istihdam eden iş sahiplerine bir yıl kadar gerek maaşlarına destek, ve gerekse sigorta primlerinin ödenmesi de başlatılmış ve uygulanmıştır.
Demek istediğim düşünsel olarak da, uygulamalarımla da bu alana en sıcak bakan Yöneticilerden biri idim ve halen de aynı görüşüm devam eder.
Ancak bu ‘Hibe’ işini çok yadırgadığımı, bunu duyanın sanki de bolluk içinde bir define üzerinde oturduğumuzu ve karşılıksız Hazine kaynaklarının dağıtılması kadar zengin ve paralı olduğumuzu zannedecek bir davranış biçimi olarak gördüğümü de söylemeliyim.!
Bunun çok yönlü mahzurlar ve sonuçlar doğurabileceğini ve hem devlet kaynaklarının israfına hem de işsiz bekleyen binlerce işsizin içinden, az sayıdaki insana verilebilip fırsat eşitliğini bozacağı cihetle, toplumda daha ziyade bir reaksiyon uyandıracağını düşünüyorum. Bu kapsamda olanlar arasında haliyle eşitsizliğin hazmedilemeyeceğini, devlet tecrübelerime dayanarak da söylüyorum.
Diğer taraftan Hazineden, KKTC kaynaklı olmasa da vergilerle toplanacak paraların harcanmasında, bu kadar kıt kaynakları olan KKTC gibi bir ülke için belli bir kaynak ayrılmışsa, bir kişiye 100 bin TL’ye kadar Hibe verilmesinin, teşvikin sınırlı ve dar bir kapsamda kalacağı ve geri ödeme olmadığı cihetle her yönden hakkaniyete uygun olmadığı ortadadır. Projenin yaygın kullanılmasını ve her işsizin yararlanmasını sağlayacak tarzda projenin geliştirilmesi şarttır. Dolayısıyla Türkiye’den verilecek kaynak olarak bu paranın en verimli bir şekilde uygulanması için, Hibe değil de, yine oldukça avantajlı olan 100 bin TL’ye kadar ‘Faizsiz’ kredi şeklinde kullandırılması, daha akılcıdır. Ekonomik akla daha uygundur. Hatta bir yıl veya bir buçuk- iki yıl ödemesiz, sonra da ödemeler uzun vadeli en çok 5-10 yıla yayılarak yapılması daha adil ve faydalı olacaktır. Zaten Faizsiz ve bu şartlarda verilen krediler de girişimciye çok büyük teşviktir, ve enflasyondan da etkilenecek bir para, sürelere bölünerek geri dönüşü sağlandığında değer düşüşü olsa da ilgili fon’da birikimler çoğalacak, her yıl konacak ek ödeneklerle de Fon kaynağı genişleyecektir. Bu aynı zamanda hakiki girişimciye bir de sorumluluk getirecek ve işyerine yeteri derecede sahip çıkma ve gayret duygusunu geliştirerek ekonomiye daha çok katma değer yaratacaktır. Çünkü Bedava paranın kıymetini bilen çok az olur. Ve bedavacılık teşvik edilmemelidir.
Aksi halde kişilere ‘Hibe’ olarak devletin kaynakları, çok dar bir çerçeveye ve sayıya akıtılmış olacaktır. Her yıl binlerce işsiz genç hayata atılırken, bunların içinden belli sayıda örneğin en çok 50 veya 100 kişiyi kapsayabilecek bir proje, hem amaca hizmet etmeyecek hem de aynı kapasitedeki gençler arasından ayrıcalıklı bir uygulama ile, ayrıcalıklı bir zümre yararlanmış olacaktır.
Halbuki verilecek bu yardımlar, ‘Dönen Fon’ şeklinde yine çok avantajlı olan ‘faizsiz’ ve uzun vadeli geri ödemeli yapılması halinde, bu 500 veya belki bin kişiyi de kapsayabilecek ve yıldan yıla da bu sayı kaynak aktarımı devam ettikçe Fon’da sağlanacak birikimle, faydalanacak genç ve girişimci sayısı artacak daha adil ve verimli olacaktır. Proje kapsamını da yıldan yıla genişletme imkânı bulunacaktır.
‘Hibe’, bedavacılığı teşvik eder. Bedavacılığı kaldırmamız ve avantajları daha geniş kitlelere yaymamız şarttır ki harcanan paralar hedefine ve amacına ulaşsın. Aksi takdirde bir çok suiistimaller de ortaya çıkacaktır. Hazine paralarının ‘karşılıksız’, ‘dar bir insan sayısına’ dağıtılması ne ekonomiktir, ne de hiçbir adalet kuralına sığmamaktadır. Ülkede bu kadar işsiz genç kalifiye insan varken, Mali kaynaklarımızı titizlikle ve adaletli kullanmazsak ileride daha acı Sosyal ve Ekonomik bir gelecek bizi beklemektedir.
Üstelik Türkiye’de 2016 yılı programı açıklanırken Türkiye’de başlatılacak bu projede 100 bin TL aynı amaçlarla proje karşılığı ‘faizsiz’ kredi olarak öngörülmektedir. Bizde gereksiz bonkörlükler gittikçe maliyeyi ve ekonomiyi çıkmaza sürüklemeye devam ediyor. Hani devlette ve genel ekonomide mali disiplin uygulanacaktı?
Bütçemizin durumu zaten malûm. Bunu da başka bir gün ele alacağım. Dolayısıyla bu paraların Fon kapsamında faizsiz kredi olarak kullandırılması en akılcı ve adil bir yöntem olacaktır.
2- Diğer bir konu bu hafta herkesi hayrete düşüren seyrüsefer ruhsatlarının toplanmaması. 2015 Bütçesinde ve halen 2016 ‘da TC Yardım ve kredileri eklendikten sonra bile, bu kadar açık varken 46 bin aracın seyrüsefer ruhsatlandırılmasının yapılmamış olması, sorumluların ne derecede görevlerini ve devlet yükümlülüklerini yerine getirdiklerinin, korkunç boyuttaki ihmalin sayısal bir kanıtıdır. Devlet gelirlerinin toplanmaması sonucu seyrüsefersiz dolaşan 46bin küsur sürücünün yollarda olması ise, devlet zafiyetini, ve ödeyen halk üzerinde yarattığı olumsuz tepkilerle devlete güvensizlik, itaatsizlik ve umursamazlığın yaratacağı tehlikelerin boyutu ölçülemez. Görevli Hükümetin bir ay süre vererek yasal gerekliliklerin yerine getirilmesinin sağlanması zaruridir. Bu kadar görev ihmali, İdareye karşı günden güne herkeste büyük bir hayal kırıklığı yaratmaktadır.
































