Haber Üst

Popülizmin Raconunu Dahi Anlamamışlar…

Popülizmin Raconunu Dahi Anlamamışlar…
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Akaryakıttan sonra, ekmek ve tütüne de zam…

Bunlar açıklananlar…

Aslında iğneden ipliğe herşeye geliyor zam…

Yediğimiz, içtiğimiz her şeyin yüzde 90’ı  ithal…

Bırak dünyayı, Türkiye’den de gelse, aynı zam…

Bu ortamda seçime gidiyoruz.

Halkı koruyacak hiç bir enstrüman yok.

Zaten düşünen de yok…

Tek bir defa olsun, “Halkın yararına ne yapalım” demediler.

Aksine, batırdıkları bir kurumu kurtaracaklar diye, bir günde herşeye yüzde 3 vergi koyanlardır bunlar.

Belki de doğru cümle şu;
NE YAPTIĞINI BİLEN YOK!…

Dağıtım hükümetleri bile, seçimi hesaplar da, en azından seçim öncesi insanların canına yanmaz.

Popülizmin de bir adabı vardır. Seçime giderken elde avuçta ne varsa ortaya dökerler, millet de o dağıtılan seçim mammalarına kanar, oyu basardı.

Bu defa, bunu bile akıl edemeyenlerin eline kaldık.

Bütçe bitmiş, yenisinin yapılması gerekiyor, elde yok, avuçta yok…

Türkiye’den isteyecek yüzleri de kalmamış…

Böyle bir ortamda “hodri meydan” çekti en kahraman Başbakan…

Sebebini hala anlayamadık ya, o başka mesele…

Kimse partizanlığı, popülizmi, seçim ekonomisini savunduğumu sanmasın sakın…

Söylediğim, izledikleri bu iğrenç politikanın en temel kuralının bile farkında değiller, çıkmışlar, racon kesiyorlar. Öylesine kendilerinden geçmişler…

Bu zamlar yapılacaktı, öyle veya böyle… Ama yok da seçim zamanı. Bari abilerine danışsalardı, eminim “deli misiniz” derdi kendilerine…

Onun için diyorum, kimse ne yaptığının farkında bile değil… Ve bu insanlar ülkeyi yeniden yönetmeye talip.

Ben, beni koruyacak fonların nasıl tüketildiğini soruyorum.

Buradan günlerdir yazıyorum. 744 milyon liralık Fiyat İstikrar Fonu’nu nereye harcadığınızı açıklayın diye, tık yok!…

Söylerken ağızları dolar “bağımsız bir devletimiz var”… Ama o devletin gerek anlamda bağımsız olması için uğraşmazlar. İşte ekonomik bağımlılık ortada…

En azından, yarısı toplanmayan vergiyi toplasalardı. Ona buna göz yumacaklar diye, halkı bu durumlara düşürmeselerdi.

Yasaysa yasa…

Kaldır bakalım şirketlerin şahsi harcamalarındaki vergi muafiyetini. Eşlerine, çocuklarına aldıkları lüks arabaların vergisini bir tamam ödesinler. O zaman görelim gazetelerdeki vergi listelerini…

Kaldır teşvikleri, destekleri…

Neye yaradığı belli olmayan, üç beş ağanın elindeki arpa üretiminin sübvansiyonunu…

Onu da yapmazlar. Ama KKTC dediklerinde merteklerden toz dökülür…

İşte acziniz ortadadır…

İskambil kağıdından yapılan bir kuledir bu yapı. Başka bir şey değil.

Türkiye’de siyaset karışır, biz burada açlığa mahkum oluruz.

Böyle bağımsız, böyle egemen devlet mi olur. Olsa olsa devletçilik oyunu olur.

Bildikleri de budur.

Oyun…

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

OLMAZ CANIM:

Bugünlerde, çektiği hodri meydanın pişmanlığını yaşayan Başbakan, çareyi Rum Başpiskoposuna küfretmekte bulmuş. Bir Başbakan’ın ağzına yakışmayacak şekilde “soysuz” diyor. Uslüp  ve seviye,  Rumlar dahil herkesin kınadığı Hrisostomos’un altına düşmüş… Olmaz, olmaz, istediği kadar kükresin, olmaz… Bu gibi hallerde hamaset de kurtarıcı olmaz…

START VERİLDİ:

7 Ocak seçimlerine katılacak partiler aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na verdi ve süreç de resmen başlamış oldu. Adaylıklarına yasal bir engel olanlar var mı, yok mu onu da bu sürede öğrenmiş olacağız. YSK, partilerin verdiği bu isim listelerini inceleyip, adayların seçilme vasıfına haiz olup olmadıklarını inceleyerek, kesin aday listesini açıklayacak. Temiz ve kavgasız bir seçim süreci geçiririz umarım ama, hiç sanmıyorum…

HERKES KENDİNE ÇALIŞIYOR:

Sosyal medyaya şöyle bir bakın, hiçbir adayın partisiyle ilgili bir kaygısı yok. Sanki de seçimlere bağımsız aday olarak giriyorlar. Birçok partinin adayları, kendi kafalarına göre sloganlar bulup, partisinin değil, kendisinini reklamını yapıyor. Belli ki oldukça sıkışmışlar. Bir telaştır gidiyor. Nerede parti disiplini, herkes kendi derdine düşmüş partisini düşünen yok. Daha önce de yazmıştım, seçimlerin sonunda kazananlardan çok, kaybedenleri konuşacağız diye. Görünen o ki, bizi yanıltmayacaklar…

DAVULCU’NUN TESPİTİ:

TKP-YG’nin Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Davulcu dün çok doğru bir tespit yaptı. Bölgeciliği ortadan kaldırmanın çaresi ve bu ülkenin ihtiyacı tek bölgeli seçim iken, kalktılar, yeni yarattıkları ilçeyi de seçim bölgesi yaptılar, aksine bölgeciliğe güç kattılar diyor. Doğrudur. Her ilçe seçim bölgesi olacak diye bir kural yok ki… Sadece iki milletvekili çıkaracak seçim bölgesi mi olur… Bu demokrasi midir..?

“SOL” İLK DEFA İLGİ GÖSTERDİ:

KTÖS’ün Rum Ombudsman’ını ziyaretiyle, ilk kez Kuzey’deki karma evliliklerden doğanların sorunları gündem oldu. Sağ siyasetin umurunda değildi. Ama sol da hiç ilgi göstermemişti. Kuzey’de de ilk kez bir örgüt, konuya eğilmiş oldu. Rumca gazeteler, bunun Bakanlar Kurulu’nun insiyatifinde olduğunu, hepsine verilirse, demografik yapının bozulacağını yazdılar. Aslında hem bir insan hakları ihlali, hem de devamı olduklarını söyledikleri “1960 Kıbrs Cumhuriyeti” anayasasının ihlali. Şu anda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde devam eden 2 dava var. Belki oradan bir sonuç çıkar…

UYUŞTURUCU MİLLİ FELAKETİMİZ:

Seçim telaşına öyle bir düştük ki, etrafımızda neler olup bittiğini göremiyoruz. Özellikle de uyuşturucu konusunda hergün yakalananların haberlerini okuyoruz. Uyuşturucu yaşının ilkokul sıralarına düştüğü iddiaları var ve polis tüm uğraşlarına rağmen yetersiz kalıyor. Ülkenin en az sağlık, eğitim ve trafik kadar önemli konularından birtanesi uyuşturucu ne yazık ki. Temennim seçim sürecinde partilerimizin bu konuyu da programlarına almaları. Göz göre göre çocuklarımızı kaybediyoruz…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Eşref Çetinel: “Son dönemler her yıl biraz daha artan sıkıntılar içinde geçiyor, alıştık! Fakat 2018’in bir şansı olabilir çünkü son rakamı ‘7’ gibi itici ve soğuk değil! Son rakamı ‘sekiz’ gibi hem telaffuzu, hem algılanması yönünden ‘ferahlatıcı’ bir sayı! Eğer iktidar olacak siyasi partiler bu ‘8’ sayısının mucizevi uğurundan da yararlanıp memleketi düze çıkarmazlarsa, artık Kıbrıs Türk halkını göklerden melaikeler inseler kurtaramazlar!”…

________________________________________________________________________ 

DİPTEKİLER

Uyuyan Kıbrıs Türkü: Nüfus dehşet bir şekilde artmış, milyonlarca dolarlık yeni oteller dikilmiş, öğrenci sayısı 100 bini bulmuş, peki Kıbrıs Türküne bunun bir faydası olmuş mu? İşte dövizdeki bir rüzgar, hepimizi aldı götürdü. Kalabalığımızla, peşkeş çekilen sahillerimizle, tamtakır devlet kasasıyla kalakaldık… Birileri ensemizden paraları koyacak yer bulamaz, apartman üstüne apartman dikerken, biz hala kimi seçeceğiz diye gün geçirmekteyiz. Büyük büyük laflarla yapılan icraatların bize getirisi bu…

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis