Köşe Yazarları

POLİTİKASIZLIK FELAKETTİR








Atan atana…




Her bir milletvekili adayının kendi projeleri var. Ama ne projeler, “Zihni Sinir Proceleri” halt etmiş. “Projelerim var… kararlıyım” diyor her biri. “Dur bakalım kardeşim, senin böyle bir yetkin salahiyetin yok” diyen de yok bunlara… Kadınları gören, kadın projesinden, sanayiye giden sanayi bölgelerini adam etmekten, çiftçiye konuşan tarım reformlarından, Allah ne verdiyse.



Son söyleyeceğimi baştan söyleyim, böyle acaiplikler ancak politikası olmayan partilerde olur. Bir de üstüne parti disiplini yoksa, gayet normal…

İktidara tek başına geleceğini iddia eden UBP, seçim bildirgesini seçime bir hafta kala yayınlayabildi. Diğerleri de yayınladılar da baksan “en iyi yönetim ne olmalıdır” sorusuna cevap verecek ansiklopedik laflar. Hangi taşı nasıl kaldıracak, yerine ne koyacak belli değil.

İçinde bulunduğumuz tükenmişliğe çare, ama somut, ayakları yere basan çare, yok!

“İstikrar getireceğiz”… “Refah getireceğiz”… “Ekonomik açılımlar sağlayacağız”… “Alım gücünü yükselteceğiz”… “Kayıt dışılığı bitireceğiz”… “Piyasayı ucuzlatacağız”… Hep soruyorum, satır aralarına bakıyorum, “Nasıl”, o yok işte…

Türkiye’den kaynak varsa kıt kanaat geçinmeye devam, yoksa aşağı aşağı, gidebildiği yere kadar. Politikasızlık dediğim bu. Ne bir proje, ne bir vizyon, hak getire…

Şu krizin acısını iliklerine kadar hisseden Kıbrıs Türkü, bunları duyduğunda inanır mı acaba? “KDV’yi elleyeceğiz”… “Gıda güvenliğini sağlayacağız, hal yasasını çıkaracağız”… Madem yapabilirdiniz, niye yapmadınız?

Yokluk üstüne yokluk yaşatırken, ne yapılmasını biliyordunuz da niye yapmadınız?

Duyan da bunların on yıllardır muhalefet olduğunu sanır. Onun da yolunu bulmuşlar; suçu, bugün ortak oldukları, yarın da muhtemelen ortak olmak zorunda kalacakları partilere atıyorlar …

Günlük hayatınızda ne değişecek, hangi acil adımları atacaklar bilmiyorsunuz. Hangi konuda ne kadar cesur olacaklar, emin değilsiniz. Hangi gizli kapaklı ilişkilerini bitirecekler, hangi çıkarcıklardan vaz geçecekler?

Düz bir çizgi bile çizemezler. Ne olur ne olmaz değil mi ya… Esen rüzgara göre yön değiştirmeleri kuvvetle muhtemeldir. Kendilerini mi bağlasınlar.

CTP, TDP ve HP, hatta Bağımsızlık Yolu, en azından önümüzde dağ gibi duran sorunları bildirgelerine yansıtmışlar. “Nasıl” sorusuna kendi meşreplerince cevaplar vermişler. Üstü kapalı değil, açık, şeffaf, yazması bile cesaret ister bazı şeylerin. Korkusuzca yazmışlar, söylüyorlar…

Politikasızlık, kendi kendini yönetme diye gailesi olmayanların işi. Özünde “Biz tek başımıza bir hiçiz” algısı var. Kendini özne görmemek var. Onun için zaten herhangi bir politika üretmez. Hem öyle bir zahmete girmez hem de üretecek kapasiteye sahip değildir…

Şu son 3 seneye bir bakın, öyle çok gerilere gitmeye gerek yok. İstikrar diyenler 3 senede tam 3 hükümet kurmuşlar… 3 de ayrı ortaklık… 3 değişik program… Tek başına değillermiş falan… Hükümetleri bozan kim? Ülkeyi 2 ay hükümetsiz bırakan mı bahsediyor istikrardan?  Bundan daha kötü bir yönetim dönemi gördünüz mü, söyleyin. Kalkınmadan bahsetmiyorum bile, geçin onu, kasa tamtakır hale geldi, borç üstüne borç yaptılar ama gelir artıracak tek bir icraat yapmadılar. Şimdi zaten var olan 1 milyarlık bütçe açığına yenilerini ekleyerek maaşları artırınca tamam mı? Neyle be kardeşim, neyle? En ufak bir işaret yok. Pardon var aslında, her şeye bir o kadar daha zam… Tıkanınca, yine zam.

Aklına geleni atıp tutan politikasızlarla, bu zor günlerde proje üretip, cesaretle savunanı ayırt etmediğimiz sürece, işte aynen bugünkü gibi savrulur gideriz.

Emin olun ki kendi kaderini çizemeyenin de arkasından ağlayan olmaz…

 

YERİN KULAĞI VAR

2’Lİ VEYA 3’LÜ KOLALİSYON:

Seçim sonuçları ne olur şimdiden söylemek biraz zor olsa da hükümet kurmaya en yakın iki parti var. Birisi CTP, diğeri UBP. Hangisinin hükümet kuracağı sandıktan çıkacak, başta HP olmak üzere TDP ve DP’nin alacağı oylara bağlı. 23 Ocak sonrası ya ikili ya da 3’lü bir koalisyon kurulması muhtemel. Ya hat, ya bat…

 

GÜVEN OLMAYINCA…:

Başbakan Sucuoğlu’nun Ercan’ın iç hatlar statüsüne alınacağı şeklindeki söylemi, ortalığı karıştırdı. İnanmak istediğim, bunu sadece bilet fiyatlarıyla ilgili söylemiş olması. Ama insanlar öyle anlamadı. Sosyal medyada yorumlara baktım, olay “ilhak”ın tamamlanması olarak görülmüş. Bilet fiyatı başka, muhaceret başka. Yasası var… Ama insanlara hak vermek gerekiyor, niyetlerinden emin değiliz ki, güvenelim. Ne “olmaz” dediklerimizi oldurdular bu ülkede, denemeye kalkarlarsa şaşmam.

 

YOK ARTIK:

Demokrat Partinin bir reklam afişinde söyle diyor, “Bir Fikri’miz var. Bilişim vadisiyle teknoloji ihraç edeceğiz”. Belli ki artık mantık sınırları aşılmış. Yarın birisi çıkıp da “Lefkoşa’ya deniz getireceğim” de diyebilir. Tamam seçim dönemi partilerin olmayacak vaatlerde bulunmasını anlıyorum da, bu kadarı biraz fazla kaçtı sanırım. Ülkeye bu asırda elektrik vermeyi başaramayanlar çıkmış bilişim vadisinden, teknolojiden bahsediyor…

 

VATANDAŞ FİYATLARIN UCUZLUĞUNDAN MUTLUYMUŞ:

Lefkoşa Pazarını ziyaret eden Ersin Tatar, fiyatların ucuzluğundan memnun olmuş, alışveriş yapan vatandaşın yüzündeki gülümsemeden mutluluk duymuş… Dalga geçmek de değil bu, ondan öte bir şey. İnsanların domatesi tane ile aldığı, birçok ürünü sadece seyrettiği, fiyatların ise marketlerdeki fiyatlara eşit olduğu Lefkoşa pazarından mı bahseder anlamadım. Yahu milletin cebinde para yok, insanlar aç sefil hangi mutluluk? Hani, Torosların etkisidir diyeceğim ama, Pazar yerinden Toroslar da görünmüyor…

 

ARIKLI’NIN ÇELİŞKİSİ:

Aynı konuşma içinde önce “Bu düzeni kuran parti UBP’dir, sermayenin üstüne gittim diye beni istemediler, kavgamız UBP iledir” diyor; devamında, UBP ile koalisyon kurmaktan bahsediyor. Politikasızlık derken kastettiğim tam da budur. O neyse, kavga eder göründükleri de aynı. Mesele koltuk kapma meselesi, nasıl olsa bunlar seçim günleri, her şey mübah…

 

NİKOLAS STELYA DA HAREKETLİLİK GÖRÜYOR:

Dün, ABD’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz projelerine verdiği desteği çekmesine değinerek, “Tüm meseleler, Kıbrıs sorununun çözümsüz kalmasıyla alakalı. Acaba diyorum, Kıbrıs meselesi zorunlu bir şekilde yeniden mi gündeme gelecek?” demiştim. Kathimerini gazetesi yazarı Nikolas Stelya da aynı görüşte. Ancak o, çözüm yerine, güven artırıcı önlemlerle gerginliğin kontrol altına alınmaya çalışılacağını öngörüyor. Doğu Akdeniz’deki gerginliğin birçok yabancı başkenti kaygılandırdığını, AB üye devletlerinin Kıbrıs Sorununun çözüm sürecinin yeniden başlaması için gereken koşulların oluşturulabileceğine inandıklarını yazıyor. Anastasiadis ve Tatar’la bunu nasıl yaparlar, o da onların sorunu…









Başa dön tuşu