Haber Üst

“Politikaların önemi yok, mühim olan isimler” mi?

“Politikaların önemi yok, mühim olan isimler” mi?
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Son yılların en sessiz seçim dönemini yaşıyoruz.

Geçmişteki o tantana, ses kirlilikleri son bir kaç yıldır yaşanmıyor. Doğru olan belki de budur.

Bu seçimlerde sokaklardan çok yarış sosyal medya üzerinden yürütülüyor. Partilerimiz de zamana ayak uydurmuş olacaklar ki, seçmene ulaşmanın en kolay yolu olan sosyal medyayı kullanıyorlar…

2018 seçimlerinin bir başka özelliği de, uzun yıllardan sonra ilk kez, sekiz parti ve bağımsızlarla birlikte 388 adayın yarışacağı bir seçim olması.

Seçim propagandasının resmen başlamasıyla birlikte, en çok telaffuz edilen “tek başına iktidar”… Ancak gerçek hiç de partilerin söylediği gibi değil. Bir partinin tek başına iktidarından çok, ikili, hatta üçlü bir koalisyon seçeneği konuşuluyor. Yıllardır alışılmış partilerin dışında, Meclis’te temsiliyet elde edecek  yeni partilerin olacağı kesin gibi…

Başa güreşen iki büyük parti UBP ve CTP’nin, tek başına bir ikitdara koştuğunu söylemek veya ülkede öyle bir havanın estiğini söylemek pek de gerçekçi değil.

Yeni kurulan ve ilk kez halkın karşısına çıkacak olan Halkın Partisi ve aday listesi ile geçmiş seçimlere göre göz dolduran TDP’nin alacağı oylar, UBP ve CTP’nin çıkaracağı milletvekili sayısında önemli rol oynayacak…

Ve her seçimde olduğu gibi, birçok partide, “partim değil, ben” sesleri yükseliyor. Bu özellikle sağ partilerde çok daha fazla.

UBP özelinde birçok klikin oluşmuş durumda. Bu klikler, kimlerin “kesileceği”, kimlerin “tikleneceği” şeklindeki listelerini, yakın çevrelerine dağıtıyor.

Diğer partilerde de aynı uygulamalar yok mu diyeceksiniz, evet belki var ama, UBP dışında bu kadar açıktan bu işi yapan yok gibi. Bu da, UBP’de bir otorite yokluğunu ya da birden çok otoritenin varlığını gösteriyor…

Bazı isimler üzerinde oyunlar oynanıyor. Lefkoşa, Mağusa ve Güzelyurt başta olmak üzere bazı isimler öne çıkarken, bazı isimlerin sandıkta kalması için, çalışmalar dört koldan yürütülüyor… Bunlar sandığa yansır mı, veya ne kadar yansır şimdiden bilemeyiz ama, UBP içinde adaylar arasındaki “kesme” kavgasının zararını partinin çekeceği kesin…

Seçimlere 24 gün kaldı ve bu siyasette çok uzun bir süre. Henüz daha partilerin manifestolarını görmedik. Kim, ne söz veriyor, iktidara gelmeleri halinde önceliklerinin ne olacağını bilemiyoruz. Ama bence bunun da pek bir önemi yok. Son düzlükte seçim sonuçlarına etki edecek olan, yine partilerin sahadaki performansı… “Hissa” diyen öne geçecek…

Yeni dönemde, dört veya beş partili bir Meclis bizi bekliyor. Bu da demek oluyor ki, 3 veya dört parti ülke barajını geçemeyecek…

7 Ocak 2018 seçimlerinin sonuçları ne olursa olsun, seçimden sonra çok konuşulacak. Bunu sıkça yazıyorum bu seçim, sandıkların açılmasıyla birlikte kazananlardan çok, kaybedenler konuşulacak. Yukarıda da yazdım, karalama kampanyaları ciddi. Kimse kendini garanti göremiyor. Hele de son seçimlere, Başbakan ve Genel Başkan olarak giren ve sandıkta kalan İrsen Küçük örneği ortada dururken…

Sadece 24 gün var.

Bu sürede birşeyler değişir mi derseniz, bana göre biraz zor…


YERİN KULAĞI VAR

NASIL YANİ:

Başbakan ve UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün, Tufan Erhürman’ın bire bir tv’de karşılaşma teklifine karşılık, “ona birifing verecek değilim” demiş. Ve enkaz kaldırdıklarını eklemiş… Bayat bir söylem olduğu bir yana, insan soruyor, nasıl yani..? Senin devraldığın hükümet, senin kendi hükümetin değil miydi..? Enkaz devraldıysan, ortağı olduğun enkazdır. Gerçekten tuhaf…

 

BAŞA BAŞ MI:

Prologue Araştırma Şirketi Direktörü Mine Yücel, çok basit ve doğru bir tespit yapmış. “Çok tepkili bir toplum var. UBP’yi cezalandırmak için CTP’ye oy veren bir toplum vardı. CTP’yi cezalandırmak için dönüp UBP’ye oy veren bir toplum vardı”. Doğru, aynen öyle. Bir önceki seçimde göklere çıkarttığını, bir sonraki seçimde yerlere vuran bir toplum. Bunun Türkçesi, seçimi yüzer gezer oylar belirliyor demektir. Son dönemde hem UBP, hem CTP iktidar olduğuna göre, acaba bu defa başabaş mı çıkacak..?

 

BİRAZ DEĞİL, ÇOK  ZOR:

Neredeyse bütün partilerin hedefi tek başına bir iktidar olmak. Ancak tabloya bakıldığında bunun hiç de kolay olmadığını görüyoruz. 26 vekil sayısına bugün için bırakın ulaşanı, henüz bu rakamın yanına bile yaklaşan parti yok. En önde olan parti bile şu an için 16-18 bandında görünüyor. Önümüzde bir aydan kısa bir süre kaldı. Bu zaman diliminde bu bandı tek başına ikitdara çıkarmak çok zor gibi görünüyor…

 

YA BİRİ, YA ÖTEKİ:

Baraj sınırında olan iki partiden DP ve YDP’den biri mutlu sona ulaşıp ipi göğüsleyebilir. Çünkü her iki partinin tabanları aynı kitlelerden oluşuyor. Bugün için görünen, her iki partinin de barajı geçme olasılığı yok gibi. Sandıklar açıldığında ya birisi kıl payı barajı atlayacak veya ikisi birden barajın altında kalacak…  Neyin işareti bu sizce?

 

DEMEK Kİ OLABİLİYOR:

Mağusa’daki kundaklama olayı ve meydana gelen ölüm artık asayiş sorunlarının tavana vurduğunu gösterdi. Caniler ellerini kollarını sallayarak geziyor bu ülkede ve yapamayacakları şey yok. Defalarca yazdık, vatandaş feryad etti, ama bugüne kadar özel bir faaliyet göremedik. Şimdi Başbakan talimat vermiş de özel ekip kurulmuş. Niye şimdi? Benzerleri her gün yaşanırken, neden daha önce böyle bir birim kurulmamış? Demek ki istenirse olabiliyormuş…

 

KIBRIS KONUSUNUN ADI BİLE YOK:

Rum Başkanlık seçimlerinde, onca ekonomik ve sosyal soruna rağmen, ana gündem Kıbrıs konusu… Bir kesim, fanatik bir şekilde çözüm karşıtlığı yaparken, Anastasiadis’i uzlaşmacı olmakla suçluyor. Diğer bir kesimse, yine Anastasiadis’i çözüm ortamını berhava etmekle… Hedefteki Anastasiadis’inse herşeye rağmen yeniden kazanacağı anlaşılıyor. Bir de bize bakıyorum, Kıbrıs konusunun adı bile yok! Bugünlerde adanın Kuzey’inde Kıbrıs konusu prim yapmıyor…Ha bir kaç tane fanatik çözüm karşıtı var, tek bir konuda konuşup oy toplamaya çalışıyorlar, onları da kimse dinlemiyor bile…

 

 


ZİRVEDEKİLER

Erçin Şahmaran: “Söylediklerini yapmayınca, aynı şeyleri söylemek tabi ki inandırıcı olmaz. Ya söylediklerinizi yapacaksınız, ya da yapmayacaklarınızı söylemeyeceksiniz. Umut diye ortaya attıklarınızı unutursanız, vatandaşa sadece maaş ödemeyi vaat etmekle sınırlı kalırsınız. Ve genel bir düşünce; Propaganda, program, yazılı, sözlü plan, proje artık güven vermiyor. İcraat en önemli gösterge olacak ve bu gösterge hiçbir siyaset için iç açıcı değil”…


 

DİPTEKİLER

Kakafoni: Bir şey dikkatimi çekiyor, bazı partilerin yeni adaylarında her kafadan bir ses çıkıyor. Bazıları partilerinin geleneksel politikalarını bile bilmediği gibi, bazıları da kendince cin fikirlerle ortaya çıkıyor. Halk meclisleri kuranlar mı istersiniz, asıp kesenler mi… Tam bir kakafoni… Görünen o ki, seçime giderken adaylara, özelliklere de yenilere bir eğitim verilmemiş. En azından temel politikalar anlatılmamış. Televizyonları izleyin, çok komik durumlar var…

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis