Kuzeyimizden gelen söylem ve rüzgarı da oylayacağız

24
Cenk Uzunoğlu
Cenk uzunoğlu banner

Türkiye’de 15 yılını doldurmuş olan iktidar partisinin yola çıkış hedefi TC devletinin kuruluş ayarlarındaki kodlarını değiştirmekti.

Eskiye olan özlem ve yakın geçmiş ile hesaplaşma ihtiyacı, yeni siyaset anlayışını devletin kuruluş ayarlarının üzerine koyma sonucunu doğurdu.

Bu hedefe arası bozulana kadar işbirliği yaptığı malum terör örgütünün bürokrasi, siyaset ve TSK’da konumlandırdığı kişilerin yetkinliği ve çabası ile yol alındı.

Bu hedefi taşıyan siyasi hareketin kök tutması ve filiz vermesi için Batı tarafından özellikle başlangıçta ‘’can suyu’’ verilerek desteklenmesi yeter de artan bir sebepti.

Bu ezber bozmaya yönelik ‘’yeni siyaset’’ yaklaşımı Kıbrıs’a da yansıdı.

Adada iç siyaseti düzenleyecek ‘’mühendislik projelerinin’’ arayışı görünürde Kıbrıs sorununda çerçevenin dışından olacak şekilde yaklaşım gösterip çözüme ulaşmaktı. Hedef çözüm gibi gözükse de geçen süre içerisinde adada sosyal ve toplumsal düzeni etkilemek ön plana çıkmaya başladı.

Bu arayış bu iktidar öncesinde de vardı sonrasında da var oldu.

Bu iktidar dönemindeki fark, yön ve içerikteydi.

Uzun yıllar TSK’nın etkisinde olan Kıbrıs, adadaki biz Kıbrıs Türklerinin ötesinde, bu iktidar tarafından Kemalist düşüncenin arka bahçesi, yetiştirme alanı olarak görüldü. Bundan dolayı da daha büyük bir planın parçası olarak görülüp, Annan planından itibaren farklı adımlar atıldı.

Şimdilerde ise cami inşaatları, eğitim ve gençliğe yönelik bir takım hamlelerle din bir araç olarak çekim gücü haline getirilerek bu yeni siyaset ilerletilmek isteniyor. Enjekte edilmeye çalışılan Türkiye’deki ile ayni. Mezhep ve cemaatlere dayalı, din içerikli, içinde Atatürk’ü barındırmayan ucube bir milliyetçilik doktirini.

Bu yeni siyaset anlayışı rahatsız etmekle beraber yeri geldiğinde Kıbrıs Türkünü sessiz bir şekilde partiler üstü pasif direniş gösterip ortak bir payda da birleşmesine de zemin yarattı.

Meclisin 1976 yılından itibaren bugüne kadarki oluşumuna bakıldığında bu görülüyor.

7 Ocak bir yerde bunun bir kez daha oylanacağı seçim de olacaktır.

Askeri vesayete karşı duruş adada siyasette karşılık buldu ama ikinci aşama olan dini, sosyal ve toplumsal hayatta etkin ve belirleyici unsur yapma konusunda şu ana kadar siyasette başarılı olamadı.

Tam tersine yıllar geçtikçe ortaya çıktı ki farklı dünya görüşündeki siyasetçilerimiz Ankara’daki siyasi iradenin askeri vesayet ile ilgili zafiyetini kullanmış oldu.

Talat ve Akıncı bunun en somut örnekleridir.

Bu giriş ışığında 7 Ocak seçimlerini Türkiye açısından da tespitler yapıp değerlendirmekte fayda vardır.

Şimdilik buraya bir nokta koyalım. Bıraktığımız yerden devam ederiz.