Köşe Yazarları

Piyasa ucuzlamadı ama yeni muafiyet talebi var…

Sanayi ve Ticaret Odası üyelerinin katıldığı Kasım’da başlayan indirim kampanyası, 31 Aralık’ta sona erdi…

Şimdi işadamları, hükümetin Türkiye’deki gibi vergi muafiyetlerini uzatması halinde fiyatların yeniden aşağı çekilebileceğini söylüyorlar.

Önce şunu sormak lazım.

Tüketici bu kampanyadan ne kadar yararlandı?

Daha doğrusu, hükümetin Ağustos ayında piyasanın ucuzlaması için aldığı önlemler, fiyatlara ne kadar yansıdı?

Ağustos’ta Başbakan’ın açıkladığı önlemler arasında, çok daha ciddi kampanyalar yapılmasını sağlayacak teşvikler vardı.

Temizlik, gıda ürünleri, restoranlar, beyaz eşyada KDV indirimi, ithalatta döviz sabitlemesi, daha bir çok önlem.

Sonuç ne oldu?

Halkın temel gereksinmeleriyle alakasız bir kampanya…

İşin en kötüsü, döviz yükselmeye başladığı anda, depodaki, raftaki mala fahiş zam yapan tüccar, bir adım geri atmadı, bir fedakarlık yapmadı.

Şimdi söylemlerinden öyle anlaşılıyor ki, yeni zamlar yolda.

Yeni muafiyletler gelmezse, fiyatlar yeniden artacak.

Ne bu?

Döviz artmadı, akaryakıt artmadı, ama tüccar zamma alıştı.

Sanayi Odası’nı, dolayısıyla yerli ürünleri ayrı tutarım.

Ama ithalatçı, yani tüccarın rahatlığı…

Bu rahatlığın da tek bir nedeni var, tüketicinin tepkisiz kalması.

Başımıza ne geliyorsa, sessizce çekiyoruz.

Ne bir ambargo, ne bir uyarı.

Göstere göstere vurgun yapan marketleri bile boykot etmedik.

Bizim gibi her tür üründe dışa bağımlı ülkelerde gerçek anlamda rekabet ortamı oluşmuyor.

Üretim yok ki, nasıl oluşsun.

O zaman  tüketicinin alım gücünü koruma görevi devlete düşüyor.

Ama maalesef sistemimiz de buna göre dizayn edilmemiş.

Şu kadar denetçi, şu kadar yeri denetledi de, ne oldu?

Fahiş fiyat saptaması yapabildi mi?

Vurguncuyu, fırsatçıyı cezalandırdı mı?

Yapamadılar…

Çünkü bunun alt yapısı yoktu.

Tüccar getirir, istediği fiyata satar.

Sistem bu…

Hatta aralarında anlaşırlar, dampingi engellerler.

Bence hükümet eğer elinde bir “fayda analizi” varsa, o verilere bakmalı.

Yoksa, acilen yapmalı.

Geçen defa “indirim” sözüne kandı, kampanya reklamına katıldı, bu defa gözü kapalı kanmamalı.

Kim ne fayda elde etti, esas hedefe ne kadar yaradı…

Görünen şu, muafiyetler tüccarın cebine girdi ama, vatandaşın bir karı olmadı.

Ayrıca, bugünlerde iş çevrelerinden gelen şikayetler, talepler de, asgari ücret saptama toplantıları öncesi bir tutum olarak fena halde göze batıyor…

YERİN KULAĞI VAR

DANANIN KUYRUĞU:

Meclis yeni yıl sonrası ilk toplantısını bugün yapıyor. Hükümetin, “vicdani red yasasını” tartışmaya açması bekleniyor. Henüz içeriğini bilmeden siyasiler yorum yapmaya başladılar bile. Ülkede bir “barışın olmadığı, sadece ateş kes” olduğunu dikkate alınması gerektiğini savunanlar kadar, tamamen militarist düşünceyle temelden karşı çıkanlar da var, destek verenler de. Bu konunun bugün Meclis’te hükümet ve muhalefet arasında ciddi tartışma yaratacağını şimdiden söyleyebiliriz…

 NE OLDU BİZE:

Memlekette ne huzur kaldı, ne de güvenlik. İnanın doğdup büyüdüğüm ülkemi tanımakta zorlanıyorum. O eski sevgi ve muhabbetin yerini, sevgisizlik, şiddet ve kavga kültürü almış. İnsanlar mutlu değil, yüzleri gülmüyor. Eskiden, bugünkünden çok daha zor şartlarda ama bugünden çok daha mutlu yaşıyorduk. Devir değişti diyorlar, bu kadar da olmaz ki… Burada bir yanlış var.

PEKİ NE YAPIYORUZ?:

Polis Genel Müdürlüğü, işlenen suçlara ilişkin 2017-2018 karşılaştırmalı rapor yayınladı. Cinayet, fiziki saldırı, hırsızlık, kadına karşı şiddette ciddi artışlar var. Nüfus artışı yanında, kültürel çeşitlenme, gelir düzeyinin düşüşü önemli etkenler. Bir de ülkede, genelde suç olaylarının yaygınlaşması, suça yönelimi bir o kadar artırıyor. Keşke polis aynı zamanda suçla mücadele konusunda yeni unsurlar var mı, başarı oranı nedir onu da yayınlasaydı…

FARKI NE?:

UBP Genel Başkanı Ersin Tatar, “4’lü, zorlama bir hükümetin görevde olması nedeniyle ülkenin sıkıntılar yaşadığını” iddia ederek, halkın UBP’yi iktidarda görmek istediğini söyledi. Bu zamanda kim gelirse gelsin elinde fazla bir enstrüman yok. Ama UBP ısrarla iktidara gelmek istiyor. Geçmişte olduğu gibi, “Türkiyeden en iyi parayı biz alırız” mı demek isterler acaba? Eğer oysa, fena halde yanlırlar…

YA BİZDE?:

Güney Kıbrıs 2018 yılında turizmden 2 milyar 700 milyon euro gelir elde etmiş. Bizim elde ettiğimiz gelirin ne kadar olduğunu sorsak, cevap ne olurdu acaba? Turizim Bakanı’nı 2018 yılında ülkede göremedik, resmen leyleği havada gördü, gitmediği fuar, gezmediği ülke kalmadı. Bir de, ülkeye turist getiren acentelere 1 buçuk milyon euro teşvik vermişiz. Attığımız taş, ürküttüğümüz kurbağaya değdi mi acaba?

YOK MU ARTIRAN:

Yeni asgari ücret tespiti için komisyon Çarşamba günü toplanacak. Özellikle asgari ücretle çalışanaların gözü kulağı komisyondan çıkacak habare kilitlendi. Hür- İş asgari ücret için 3 bin 500 lira, Türk-Sen Genel 4 bin 800 lira, Tüketiciler Derneği 6 bin 875 lira demiş. Keşke 10 bin lira olsa ama, hangi işveren bu paraları ödeyebilir. Bırakın dördü altıyı da maaşı 3 bine çekseniz işçi buna da fit gider… İş çevrelerinden gelen feryatları da duydunuz değil mi?

ZİRVEDEKİLER

Ahmet Okan: “Ne güzel şeydir memlekete bir sevgiliye sarılır gibi sarılabilmek, Ve ne güzel şeydir,

O sefil köşkler adına, O Lüzinyan ve Venedik duvarları adına, Girne Kalesi, Mağusa ve Lefkoşa Surları adına, Beşparmaklar ve onu kucaklayan çam, harnup, alıç ve servi ağaçları adına, kelebekler, kırlangıçlar ve tekmil güvercinler adına, memlekete bir sarmaşık gülü gibi sarılmak”…

  DİPTEKİLER

Ersin Tatar: “Gün vicdani red günü değildir… Al gülüm ver gülüm koalisyonundaki partilerin sırf birbirlerinin tabanlarındaki grupçukları memnun etsinler diye yaptıkları yanlışlara sözde ‘Vicdani Ret Yasası’ ile bir yenisi ekleniyor. Devletimiz içine nifak tohumları ekmeye, güvenliğimizle oynamaya çalışanlara fırsat vermeyeceğiz”… Anlaşılan Tatar, propagandasını kışkırtıcı, bölücü olarak kurgulamış.

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı