Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Pazar sohbetimdir: (Şirin Zaferyıldızı’nın şiirlerle büyüyen çocukları…) ve son şiir kitabı: “Sakla Kendini”

Şair mi yarattı şiiri yoksa şiir mi şairi? Kelimeleri sonra dizeleri ve şiiri yaratan duygular mı yoksa? Yoksa güzelliklerle sevgiler mi? Aşklarla türküler mi? Sevinçler mi kederler mi? Kırılan yürekler, yoksa yiten umutlar mı?
Hiç sormayın! Şiiri yazan şairdir, okunup terennüm edilen şiirdir. Nedenini aramayın! Şiir şiir gibidir. Okurken ve söylerken beyninizden önce ruhunuzda duyarsınız. Zaten o duyguya vardınız mı bilin ki şiirdir okuyup seslendirdiğiniz…
ŞİRİN ZAFERYILDIZI’NIN “Sakla Kendini” adlı son şiir kitabının şurasından burasından sayfalar çevirerek okuyorum şiirlerini. Yan yana ulanan kelimeler, duygular katarı gibi uzayıp dizelerden dizelere geçerlerken; işte şiir diyorum!
Çünkü zordur şiir yazmak! Bir kuyumcunun altınını, pırlantasını, yakutunu seçer gibi kelimeleri tek tek seçmek! Yetmez ama… O seçtiğiniz kelimelerle heyecan duymak, yürek titretmek… Sonra onları birer birer dizip duygular selleri gibi gönüllere akıtmak…
Şiir yazmak zordur! Mesela durup dururken Şirin Zaferyıldızı gibi şöyle diyebilir misiniz? “Kaç kez erteledik gülüşlerimizi/ bir bahar vakti/ kışa inat açar diye/ “Bu son sefer” diyerek/ çıkıp da yollara/ Vurgun yedik/ Tüm tabuları yıkarak/ Koskoca bir Şehrin/ hasretlerini içtik…”
Diyebilir misiniz? Eğer duymaz, görmez, işitmez, farkına varmazsanız yaşadığınız dünyayı… Ciğerlerinizde hissetmezseniz solukladığınız havayı… Doğan güneşi, ayı, sıcağı, soğuğu… Özlemi, aşkı, sevgiyi yeşili, insanlığı… Ta içinizde bir yerde hissedip yaşamazsanız… Kelimelerin ne hikmeti olur ki şiir olsunlar?
MESELA: Bakın ne diyor Zaferyıldızı “Sakla Kendini” adlı son şiir kitabında:        “Kadınca büyümek var ya/ şiirle büyümeye denk/ Sessizlik mısralarda çoğalır/ ozanca duyguların sıcaklığınca/ Çıkagelir sarar yeni baştan/ yalnızlıkları/ Kalabalıklarda/ kadın başına olmak var ya/ Söylenmemiş yazılmamış/ Ne varsa toprak adına/ Çiçek açtırır kadınlığımız/ analığımıza uygun.
Ne diyordum? Sayfalar dolusu yazıp anlatmaya çalıştığınızı üç dört dize ile anlatır şair… Ama şiir! Mesela “kadınca büyümenin şiirle büyümeye denk geldiğini nereden bileceksiniz eğer kadın olmazsanız. Kadın olmanız da yetmez, “şiirle kadını” yan yana koyacaksınız. Fakat ne Divan Edebiyatının erkekçe söylemlerinde “yürü servi revanım” iltifatları ile ne de “güler ağlatır, sever aldatır” şarkılarıyla… Zaferyıldızı’nın dizelerindeki gibi, “Kadın başına olmak var ya, söylenmemiş yazılmamış…” İşte öylesi duygularla…


KİMDİR ŞİRİN ZAFERYILDIZI. “Sakla Kendini” adlı kitabının sonunda kendini şöyle tanıtıyor Zaferyıldızı: (Özetle aktarıyorum.) 19 Mayıs 1968’de Lefkoşa’da doğdu. 20 Temmuz Lisesi’ni ardından Öğretmen Kolejini bitirdi. Yakın Doğru Üniversitesinin Eğitim Bilimleri Fakültesinde yüksek lisans yaptı. KIBATEK Vakfı ve Osman Türkay Kültür ve Sanat Vakfı Toprak ve Sinema Derneği kurucu üyelerindedir. 2004’de Derviş Zaim’in yönettiği “Paralel Yolculuklar” adlı belgeselde 20 Temmuz 1974’de babasını kaybedişinden günümüze kadar geçen süreçte yaşama nasıl tutunduğunu anlattı. Belgesel Barış Ödülüne layık görüldü. (Şirin Zaferyıldızı, ünlü film yönetmeni Derviş Zaim’in yengesidir.)
Radyolarda BRT de DAÜ’de “Şiirlerle Büyüsün Bocuklar” adlı programlar yaptı. DAÜ’de yaz kursları düzenledi hep şiiri, edebiyatı kısaca “Türkçe”yi sevdirmeye çalıştı. 2014’den beridir Sim TV’de “Şiirlerle Büyüsün Çocuklar” adlı programını yayımlamaktadır. KKTC’yi Makedonya, Ukrayna, Azerbaycan ve Türkiye’de düzenlenen uluslararası etkinliklerde (eğitimci-şair) olarak temsil etti. 11-17 Ekim tarihlerinde Limasol’da uluslararası Int’1. Short Film Festival Of Cyprus’ta Kamil Saldun ve Sholeh Zahraei’nin yönetmenlikleri yaptığı “Kıbrıs’a Mektuplar” isimli kısa metrajlı filmde başrolde oynadı. Film “en iyi kurgu özel mansiyon ödülü” aldı. Yeni projeler için de Post Production desteğine layık görüldü. Merkezi İzmir’de bulunan KABATEK Vakfı Edebiyat şöleninde ilk kez verilen Çocuk Edebiyatı Ödülüne layık görüldü. Şiirleri İngilizce Almanca, Rusça, Bulgarca, Lehçe, Azerbaycan Türkçesi ve Ukrayna dillerine çevrildi… Evli ve iki erkek çocuk annesidir…    İŞTE İÇİMİZDEN BİR PORTRE: Şaşmaz mısınız? Ben şaşarım. Çünkü Kıbrıs Türk insanı çözümsüzlükten dolayı bu adada layık olmadığı hayatı yaşamaktadır. Nitekim kendisini sadece elimdeki kitabı ve şiirleri ile tanıdığım, çok kısa bir süre konuştuğum Zaferyıldızı da böylesi edebiyatçı ve sanatçılarımızdan. Zaten kendisi ile konuştuğum o kısa sürede de artık aşkı haline getirdiğini sandığım “öğretmenliği” ile öğrencilerinin kabiliyet ve çalışmalarından söz ettikti.        Oysa Şirin Zaferyıldızı şiirleri, aldığı ödülleri, çok yönlü çalışmaları ve dahası hep “Şiirlerle Büyüsün Çocuklar “ dediğini kendi markası haline getirişini ayakta alkışlamak gerek. Bu bizim kendi içimizden yetişen bir şairimiz, bir edebiyatçımız, bir öğretmenimiz, bir film sanatçımız… Kaçımız farkındayız ki!


Yazık ama. Bu memlekette insanlarımız sorgusuz sualsiz “kadersiz” doğuyorlar, hangi başarılara imza atarlarsa atsınlar “görmedikleri vefa ile kadersizliklerde ölüyorlar… Her neyse diyeyim ve Şirin Zaferyıldızı’nın şiirlerine döneyim.
SAYFALARI RAST GELE ÇEVİRİYORUM: İşte “Güneş Takar Saçlarına Annem” başlıklı şiiri: “Yaz akşamlarında/ kırmızı elbisesiyle/girer düşlerime annem usulca/ Bir çocuk oluverir/ papatyalar elinde hep sever çıkarır hayatı/ yüreğinde büyüttüğü yalnızlığıyla/ Güneş takar saçlarına durmadan/ gülüşlerinde mermi kokusu gezinir/ Yasaklı bir kitaptır yaşadıkları/ Temmuz akşamlarında aralık kapısından/ uzanır anıların/ Türküler söyler minnacık Kıbrıs olur/ Temmuz 20’yi gösterirken takvimler/ Güneş takar saçlarına annem.
“ADA KADINI:” Bir de Zaferyıldızı’ndan okuyalım ada kadınını:           “Yuvarlak beyaz yüzlü kadının/ bir kahkası vardı ki deler geçerdi yalnızlığını/ Silerdi ki yüzündeki acılarını yılların/ Bulutlar geçerdi zamansız gözlerinden/ sadece gözleri bilirdi/ görmüştü/ yüreğinden itilmişti/ bir kurşuna takılıp giden gençlik yılları…/ Mümkün olmadı bir daha yakalamak/ Lefkoşa ve kadın/ Anıların ezikliğinde yürüdü/Arasta’ya doğru!
“OĞLUMUN GÜNLÜĞÜNDEN” diyor Şirin Zaferyıldızı. “Kan kırmızısı geceler sızar zamanın uçuklayan dudaklarından/ Nasıl uzatmışsa tenha ellerini/ Uzatmış kalmış tenimde/ Sessizlikler kavgaya düşmüş/ Acele et “Hürriyete doğru”/adımların boğar karanlığı/ Acıların dallarında çocukların bükük boyunları/ gelir bir bir aklıma/ içinde kuş cıvıltıları/ zamanın uçuklayan dudakları/ seni hiçbir zaman öpmesin e mi?
Ve “Lefkoşa” kokulu şiiri: Gözlerinde gölgeler dolaşıyor/ Tenha, boş, çocukluğumun sokaklarında/ Lefkoşa doğduğum şehir/ Bir şair gibi mısralarını dağıttım Veli paşa sokağına/ Sarayönü Meydanına/ Sonra Yenicami’nin kapısında/ Orhan Veliden birkaç mısra okumak dolayısıyla/ Dili çözülüyor gecelerin/ Gölgeler kaçıyor derine/ Alıp sihrini bilmecelerin/ Gün doğuyor şehrin üzerine.
ŞİRİN ZAFERYILDIZI’NIN BUGÜNE KADAR YAYIMLANMIŞ ŞİİRLERİ: 10’nu aşkın şiir kitabı var. “Şiirlerle Büyüsün Çocuklar” ifadesini kendine ait bir logo bir marka haline getirmiş… Nitekim bu başlığı taşıyan şiirini Fatma Bildiren bestelemiş Can Aksel Akın düzenlemiş ve ortaya bir şarkı çıkmış:  Şöyle:     “Şiirlerle büyüyen çocukların/Umutlar yüreklerinde/Dal dal meyve olur/ Gözlerinde sevinç/ Işıl ışıl gelecek olur… Şiirlerle büyüyen çocukların ellerinde barış/güneş olur doğar/ son bulur savaşlar/kardeşlik el ele verir çağlar/ şiirlerle büyüsün çocuklar..
Eline, diline, yüreğine, duygularına, sevgilerine, şiirlerine sağlık Zaferyıldızı. Nice başarılara.