Köşe Yazarları

PAZAR SOHBETİMDİR. (“İnternet, sosyal medya, Gogle…”

Gibilerinden “teknolojilerini” bilmediğimiz (veya  bilmediğim,)  fakat insanlara tanınan ve sağladıkları imkânlarla kullandığımız türlü çeşitli araç gereçler hızla yayılırken; artık bir ilkokul öğrencisine “okuyup araştırması için” şu öneride bulunabilir miyiz?

“Konumuz kitap: İnternete girecek, ilk kez Osmanlı İmparatorluğunda atalarımızın ‘matbaayı  kim  tarafından ne zaman Türkiye’ye getirdiğini bulup yazacaksınız…”

Soru iki: Matbaanın Türkiye’ye gelmesiyle nasıl bir sosyal ve kültürel değişim oldu?                                      *****                           KISACA anlatmak istediğim şu: “Matbaayı ve yazılı  kitabı” bile öğrenmek için bir ansiklopediden, ilgili diğer tarih kitaplarından değil;  artık hayatımıza ekmek su gibi ve olmazsa olmaz kullanımıyla girmişliğinde “internetten” yararlanıyoruz.

Bir çağın değişmesidir bu! Yada “klasik medeniyetin” kapanması (ne kadar doğrudur bilmem)  dijital dediğimiz yeni bir medeniyetin başlamasıdır elan yaşadığımız devir.

Ki bir süre sonra  kendi başına hareket eden arabalar, havalarda pilotsuz uçaklar, denizlerde kaptansız gemiler dönemleri de görmek mümkün olacak, zaten hafiften yavaştan denemeler başladı, küçük çaplı araç gereçlerle hayatımızda kullanım  yerlerini aldılar   bile!                                                                              **********

FAKAT: Dünya hâlâ tek kelimede “kitap” yada “yazılı basın,” “matbaalarda basılan “her şeyle” ifade edilen, hatta “interneti” kullanırken bile ne isteyip ne aradığını sormak gereğini duyduğunda, meramını “yazı” ile ifade ediyor! “Yazı” ise okumak ve okundurmak için yazılır…

*****

     BU çok safdil ve dogmatik düşünce praktisimden dolayı hatırladım:                         Daha ilkokul sıralarında evlerimizde elektrik ve telefon bile yokken.. Bu nedenle aydınlıklara hasret yaşarken.. “Postacılar mektuplar götürür getirirdi eş dost, hısım akraba, ana kız, baba oğul arasında..

Kartlar vardı siyah beyaz yada renkli baskılarla: “Evlilik kutlamaları için bir gelin bir güvey tebessüm ederlerken, el ele tutuşmalarıyla…

Yada havada bir güvercin, ağzında bir mektup, uçmakta!

Veya karlar içinde bir dağ yamacında, bir yeşil orman kenarında bir mavi göl, gölün hemen yanında yarı kulübe yarı  villa görüntüsünde bir ev..

“Manzara” resmi derdik! Bazan bir geyik bir ceylan olurdu karlı dağlar arasındaki ormanlarda…

Veya bir kırmızı gül resmi.. Bir tutam çiçek buketi…

Kadınlı erkekli bu karpostallarda insanlar hep gülerlerdi.. Hep neşeliydiler.. Hep mesut görünümlü…

Araya küçük çocuklar da sıkıştırıldı mıydı anlardık ki “evliler!”

Şimdi onların yerinde “feyisbuklar, tiviterler, ingstramlar falan var..

Mektuplaşmalar dönemi kapandı “mesajlaşmalar” başladı! (Ama ne mesajlaşmlar!) Üstelik herkesin kendine ait bir hesabı var! (Ama ne hesaplaşma!)

Neyse ben elimdeki yeni kitaba döneyim.

*****

TAÇGEY DEBEŞ VE YENİ KİTABI..

Bu Pazar nerden söz edecektim bilir misiniz? Hâlâ saltanatı süren “kitaptan.”              Ve ne dedimdi yukarıda? Daha ilkokulda öğrendikti Osmanlı döneminde İbrahim Müteferrika’nın Türkiye’ye matbaayı getirdikten sonra “insanların cehaletten” kurtulmaya başladıklarını.. Çünkü o matbaa kitap basıyordu.  İnsanlar okuma fırsatı buluyorlardı. İnsanlar okudukça bilgileri artırıyor, artan bilgileriyle de vatana millete hayırları dokunuyordu..

Kısaca öğrendikti, “kitaplar okundukça aydınlanır insanlar.”

Allah “İbrahim Müteferrika’dan razı olsun..

******

Dr. DEBEŞ’İN YENİ KİTABI: 40 YILLIK YAZILARIM

İşte bu  Pazar Sohbetimde “40 Yıllık Yazılarım” adlı yeni kitabını imzalayıp bana hediye eden DAÜ öğretim üyesi Dr. Taçgey Debeş’ten söz edeceğim..

Daha önce kitapları yayımlanmış DAÜ öğretim üyelerinden Dr. Taçgey Debeş’in her biri ayrı bir araştırmaya dayanan.. Benim “enteresan” dediğim..           “Hikâye” tadında okunurlarken..             Tabi ki Kıbrıs’ın tarihini ta Nasturiler’den Temple şövalyelerine.. Oradan çok enteresan ve meraklı dediğim araştırma sonucunda Kıbrıs’ta 1912 yılındaki bazı maddelerin fiyatlarına  19. Yüzyıl Mağusa’sına.. Kıbrıs’la ilgili kitapların dergilerin anlatımlarına, tanıtılmalarına varıncaya kadar emek verilmiş bir kitap..

Elime ne zaman “böylesi kitaplar” geçse “yeni bir oyuncağa sahip olan çocuklar gibi sevinirim.”

BAŞA dönmem gerekirse “fakat internette eriştiğim hiçbir şey karşısında  ayni haza ulaşamam!

Çünkü önüne serilen dünyalar dolusu her türden yazılarla bilgilerde “ruh olmadığına” inanırım.. Bu nedenle okuduklarımla “belleğim” arasında ilişki kuramam..

     MESELA size girin internete, Dr. Tacgey Debeş’in “Kırk Yıllık Yazılarım”ı okuyun diyemiyorum.                                             Fakat “Dr. Debeş’in kitabını okuyun” diyebilirim. Koyun başucunuza kitabı,  her biri  ayrı ayrı, her biri bir başka konuda, pek alâ da okunası araştırmalar külliyesi gibi ardı ardına dizilmiş bu “kırk yılın yazılarını” okuyun diyebilirim..

Kısaca kitap gibisi yoktur diyorum.  Debeş’in bu yeni kitabını salık veririm. Okurken çok öğrenecek çok keyif alacaksınız..

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı