Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

PAZAR SOHBETİMDİR: (HAVALAR ÇOK SICAK..)

Merhabalar!.. Ağustos ayının nemli ve sıcak  havalarının  sardığı bedenlerimiz sabun gibi eriyip akarken, neyi yazıp söyleyeceğiz ki?

Mesela KKTC’deki pahalı uçak fiyatlarına nazire, “çok daha ucuzdur, gidin Baf’tan uçun, ben öyle yaptım”  diyen uyanık  “bakanımızı” mı konuşalım?

Yoksa döviz vurgunu nedeniyle her bir şeyin pahalılandığı gerçeklerde pahanın pahası yaşamları mı?

Yada TC’nin garantisinin gereksiz olduğunu savunan milletvekillerimizi mi?

Veya domates’in bile stokçuluğunu yapıp millete kazık atanları mı?

Buna karşın hâlâ “koopratifleşmemekte” ısrar eden kendine özel “kafaları” mı?..

***

OYSA biz böylesi badirelerden çok geçtikti! Olmayan klimalara, serinliklere karşın böylesi sıcaklar yine vardı..

Yaz aylarında bugün de olduğu gibi yine “of puf” çekerdik.. Mağusa limanı rıhtımının kara asvaltı böylesi sıcaklarla erir, potinlerimizin tabanları yapışırdı!

Sırtımızda kasalar, tahtalar, Annuzi’nin eşeği gibi rıhtımdaki vapur altından ambarlara gidip gelirken, su içtikte terler, terledikçe serinlerdik!

O zaman öğrendiydik akıtılan terin emek, emeğin sağlık  ve para olduğunu..

O zaman öğrendiydik   ter akıtmadan toprağa, toprakların   vatan olamayacağını..

Nitekim ne domates hıyar stokçuluğu vardı ne darlığı!  Pahaları bile yoktu…

Havalar sıcaktı sıcak olmasına ama ne kadar çok ter akıtırsak o kadar  serindi bedenlerimiz..

***

BAŞIMIZIN üzerinden uçan kuşlar gibi geçerlerken  görürdük havada uçan uçakları..

Yollardaki tek tük arabaları!

Köylerde eşekti kasabalarda velesbit.. Ne ruhsatları vardı ne ödenemeyecek seyrüseferleriyle sigortaları! Dert değildi yani! Birinin önüne samanı atar ötekinin tekerine hava basar, seyrüsefer eylerdik yollarla tarlalarda! Ne baskın pahaya satın  alınacak biletleri vardı alamayacağımız fukaralığımızda ne zorunluyduk “dipbaf’a kadar koşturmaya..

Terimizle yaşar, terimizle ıslanır, terimizle serinlerdik kısaca..

***

YOK: Özlemini çekmiyorum o günlerin! Ne de “keşke o günlerde yaşasaydık” diyorum.

Biliyorum zamanlar insanlarla yaşar, insanlarsa anlam katar zamanlara.

Bazen bir kavanozda kapalı kalmış durmadan dönen bir arı gibi   vızıldarken  varırsınız  özgürlüğünüzün anlam ve önemine..

Yada sürekli tırmanıp küvetin tam  ucuna kadar gelmişken yeniden kayıp dibe kadar düşen bir hamam böceği misali anlarsınız “kurtuluşun” ne büyük zafer olduğunu…

***

YANİ diyorum hayatı sevmek başkadır, yaşamak başka.. Mesela aradan kaç yıl geçti hapşırırken neden ferdi irademize karşın istemesek  de gözlerimizi kapatmadan açık tutamayacağımızın nedenini  öğrendim de.. Neden bir kadınla erkek öpüşürken gözlerini kaparlar, hâlâ anlamadım..

İnsani bir zevkin tadına varmak için mi?  Ki kapanan gözlerle tüm çevre kararıp silinirken usunuzdan, bir siz kalırsınız bir o kalır dudaktan dudağa..

***

Vesselam hava çok sıcak!..