Köşe Yazarları

PAZAR SOHBETİMDİR



Teamül haline getirdiğimce fakat bu kez yazmayı canımın hiç çekmediği “Pazar Sohbetime” bir zımba vurarak atlayacaktım ki zaten artık günlük yazılarımızda da yaptığımız nedir diye düşündüm..

“Unutmamamız” gereken sorunları da “Köşemizin” içine atarak, dünyayı saran sorunlarla birlikte geleceğin sorunlarına bakmaya çalışıyorum. Fakat göremiyorum, moralim fena bozuluyor.

Üstelik fena halde de kızıyorum. Bakın şu dünyadaki silahlanma yarışına: Yarışı da aşarak sırf silah satışlarını artırmak uğruna “geri zekâlı ülkelerde” savaşlar kopartan şu dünyanın mihveri olan süper ülkelere lanetler yağdırıyorum! Onca silahlanmaya harcadıkları paraları “sağlığa” kanalize edebilselerdi şimdi dünyayı iki paralık virüse yenik düşürmezlerdi!

Oysa şu dünyanın haline bakın. Hiç düşünebilir miydiniz? İnsanlık “ölen ölür kalan sağlar bizimdir” diyebilecek böyle bir çaresizliğe düşsün!

Hele de hangi ülkeler? Kendini “Birlik” haline getirip ilk kez bir “Kıtada” Federasyonların en büyüklerinden birini oluşturan Avrupa Birliği! Şu Fransa’nın İtalya’nın, İspanya’nın yürek sızlatıp insanı ağlatan feci durumlarına bakın!

***

KIBRIS “Colid 19 Virüsüne Rum’u Türk’ü ile işte böyle bir dünyada direniyor! Ayaklar sürçse, tedbirler azıcık gevşetilse neler olacağını düşünmek bile insanı titretir..

Nitekim KKTC’de Alman Turistlerden bulaştığı sanılan vakaların bizi nasıl panikletip korkuttuğunu hep birlikte görüyoruz. Fakat bir yandan da iyi ki panikleyip korktuk ama” diyoruz. Yoksa biraz geç alınmış da olsa tedbirlerin hiç biri işe yaramayacaktı..

VE işte burada bir “not” diyorum:

Tabi ki virüs “Kıbrıs”ta doğmadı. Hem Kuzey’de hem Güney’de büyük olasılıkla aramızdaki Turistler yada gelip giden ziyaretçiler tarafından taşınıp, bulaştırıldı.

Bu bağlamda “bugüne kadar olan oldu” diyorum. Şimdilerdeki hastalık teşhisleri her halde ileride bizi daha açık ve net bilgi sahibi yapacaktır.. Fakat o geleceği beklemeden bugünden şunu kabul etmeli bundan sonra da hep geleceği gözeterek “tedbirler” konusunda sürekli alarmda olacak yasal kararları çıkartmalıyız.

BİR: Harçlarını cebellu etme amacında Kırtasiye dükkânı açar gibi üniversiteler kurup sonra da “üniversitelerimizde dünyadaki kırk ülkeden öğrenciler vardır” diyerek lafazanlık etmenin, aslında ne kadar büyük rizikolar taşıdığını işte şimdilerdeki bu Koronavirüs salgınıyla daha iyi anladık mı?

İKİ: Küçük bir ada “bölgesi” olan KKTC’ye… Adı sanı bile işitilmemi Afrika ülkelerinden… Uzak Doğu’dan… Şimdilerde virüsle cebelleşen İran… Ve öteli Arap ülkelerinden… Ne olduklarını… Nitelik ve niceliklerini bile sorup araştırmadan… Aramıza katılmaların olanaklar sağlamamamızın… Ne kadar büyük basiretsizlik olduğunu da şu koranavürüs nedeniyle şimdi daha iyi anladık mı?

ÜÇ: Kaldı ki 3. Ülkelerden aramıza katılan ve içimize karışan bu Üniversitelilerin ayni zamanda sosyal hayatlarımızı da nasıl olumsuz etkilediğini görüp yaşamıyor muyuz? (Etkilenmeyeceğimiz tedbirlerden söz ediyorum. Hemen akıllarla ırkçılık yaptığım gelmesin!)

DÖRT: Hatta paralarını söğüşlediğimizi sandığımız aramızdaki bu “3. Ülkelere mensup üniversiteliler zümresinin,” aslında ucuz ve kayıtsız işçiler olarak da KKTC’nin işgücüne kaçak olarak katılırlarken çalışma hayatımızı da olumsuz etkilediklerini görmezden gelebilir miyiz? Vesaire…

***

…KKTC’yi çok kolay ilan ettik. Rahmetlik Denktaş bir akşam “Devlet” olduk dedi ve olduk!

Fakat 37 yıldır ne diyoruz? Devlet olduk ama hâlâ olamadık! Bu Koranavirüs’ten sonra hadi artık olalım diyorum!

 

 

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı