Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

PAZAR SOBETİMDİR: (O ÇOCUKLUK ARKADAŞLIKLARI VE ASİL NADİR.)

     Yaşamın oyun olduğu o çocukluk ve gençlik yılları var ya.. İşte o yıllarda kurulur arkadaşlıkların en kalıcı en duru  olanı.   Büyürken çocuklar o yıllarda büyütürler kalıcı dostluklarını.    Sevmeyi tarif edemezler ama sevmesini o yıllarda öğrenirler. Sempati empati nedir bilmezler ama arkadaş dedikleri ile yaşarlar…

       İnsan hayatının henüz kirlenmediği yıllardır çocukluklar. Yalansız ve çıkarsız.                                   Salt sevgi ile kurulur dostluklar.

       Ve öyle oldukları için de kalıcılıkları ile bir ömür yaşarlarken yaşatılırlar.   Hatıraların baş köşelerinde.                                                                ***

       ZAMAN GEÇTİ: Asil Nadir o çocukluk ve gençlik yıllarımdan kaldı “arkadaşımdı” dediğimce. Uzaklarda olsak da görmeyip konuşamasak da! Türlü çeşitli hayat oyunlarıyla savrulsak,  yücelsek alçalsak  da! “Arkadaşımdı.”

       Zaman çabuk geçti. Ve o “arkadaşlık” geçen zaman içinde, paranteze alınmış iki satırlık hatıra olarak gerilerde kaldı.. Fakat unutulmadı!        Çünkü “işte o yıllarda kurulur saf ve duru arkadaşlıklar.” Riyasız, çıkarsız, tertemiz.. Ki bir daha ne yaşanır öylesi insan ilişkilerinde ne  istense de yaratılır yeniden…

       Asil Nadir veya benim için o çocuklukla gençlik yıllarımdan kalan Asilkan İrfan beş on arkadaşımdan biriydi hâlâ yaşattığımca anılarda.

       Hayat hepimizi bir yerlere savurdu. Çoğumuz öldü azımız kaldı! Yücelenler oldu sürünenler olduğunca. Ünlüler ünsüzler! Hep alınlarımıza yazılan “kaderlerimizi” yaşadık.

       Geçtiğimiz gün Asil Nadir’in “kurtulduğunu”  haber verdiydi bir arkadaşım. İşittiğimde gözlerim yaşardı. Çok sevindim.   Ve Allah’ın bize bahşettiği o ilâhi mucize ile bir anlık düşüncede, geçen onca yılları yaşadım  yeniden.

       Ta Mağusa’da Nahide hanımın ana okulunda başlayan kader yolculuğuyla… Gazi ilkokulu… Mağusa’nın hisarları ile mazgallarındaki gezintilerimiz… Namık Kemal lisesi… Sinemaya gittiğimiz akşamlar… Sahnelediğimiz tiyatrolar… Her yaz tatilinde kesinlikle bir yerlerde çalışma zorunluğu… İlk pencere aşklarımız…  Tangolarımız… Okların deldiği yürek resimleri ile süslenmiş cicili bicili aşk mektuplarımız… Mahalle aralarında, boş arsalarda oynadığımız futbol… Pirili… Lingiri… Çevirdiğimiz döndüreklerimiz… Mağusa’da  “delik” dediğimiz denizimiz.. İlk kez tadına baktığımız şarap… Gizli gizli içmeye başladığımız cigaramız..   Kerhaneye ilk gidişimiz… Sevinçlerimiz, kavgalarımız, küslüklerimiz… ***

       ÖYLE YAŞADIK BİZ: O çocukluk ve gençlik yıllarımızı küçük surlar içi kasabamızda ve arkadaşlarımızla öyle yaşadık.. Birlikte güldük birlikte ağladık… İlk kez birlikte “ya taksim ya ölüm”  diye bağırdık… İngiliz askerlerine birlikte taş attık… Eokacı avcılığına İngilizin maaşlı casusları olarak birlikte çıktık… Aşkların en güzelini yaşadık ağlattıkları için… Kısaca hayat çok çabuk geçti…                                                                                               ***

       VE ÖTEKİ ASİL NADİR: Kim? Dünyasal işadamı. Başarılı, Kıbrıs Türk halkı için gurur duyacağı kendi çocuğu, kendi insanı.. Kendinden olan kendi canı.  Kader işte!  İnsan  “olacağım” derken ne olacağını hiç bilmez.. Kıbrıs’ın siyasi kaderini bile değiştirecekken, belki de “değişmemesi” için seçtiler Asil’i!      “Kasıtlı tertipler” tutun ki sadece kişisel  başarılarını  akim bırakmadı. Kıbrıs Türk halkının siyasi kader yolculuğunun önüne de barikat çekti! Çünkü biliyorlardı. Eğer Asil nadir geçmişse katarın başına bu lokomotifi durdurmak mümkün olmayacaktı…                                   Asil hep büyük oynadı!  Hep “daha daha” dedi! Güney’i fena halde kuşkulandırdı ki komplo haline gelen insafsız tertipler hep bu korkulardan kaynakladı!                                                                              ***

ASİL NADİR Kıbrıs’a ayak bastıktan sonra kendisi ile ilgili çok değerlendirmelerim, eleştirilerim olduydu.                                        

    Mesela: Siyasete atılmayacağım  diyordu ama siyasetten beter bir girişimle TC’de medya patronluğuna soyunuyordu!

Mesela: O yıllarda,  bugün bile  ve hâlâ rekabet edilebilirliği mümkün olmayan teknolojisi ve sermayesiyle  gazetesini  sokuyordu yayına.

Mesela Güzelyurt’taki narenciye bahçelerini kapatırken  belki farkına bile varmadan kendine ait bir “narenciyeciler” ordusu yaratıyordu.

Mesela çok insanın hasetine neden olacak bir bonkörlükte  para saçıyor, paranın gücünü kendine biat edecek insanlar topluluğu haline getiriyordu!

Vesselam Asil Nadir her şeyin “büyüğüne” medyundu. Dolayısıyle büyük oynuyordu. İçine girmem dediği  siyaseti de zaten bir medya patronu oluşu nedeniyle “büyük yükselişinin”  içine katmak zorunda kalıyordu!

Daha büyük oyun Polly Peck’e tümden sahip olma girişimi ile başladı. Hisse senetlerine sahiplik koymak için ileri atıldığı  gün  o korktuğu fakat yakasını da kurtaramadığı “siyaset” dalgasına çarptı!  Bu kez TC’de  çıktı  karşısına! Güney’deki Rum komplocuları da   devreye girdikte, Asil Nadir’in  “büyük” olarak ifade ettiğimiz kader yolu  da olumsuzluklarla  değişiverdi!

O YİNE ARAMIZDA OLACAK:  Bildiğim Asil Nadir inanıyorum ki tükendiği yerde  kendini  yeniden yaratır. Öylesi bir ceht söz konusu olduğunda  Kıbrıs Türk halkı da alır nasip kısmetini. Bu nedenle   KKTC’nin Asil nadir’le birlikte böylesi bir “varoluşa” büyük ihtiyacı vardır. Bundan sonra KKTC’nin sosyoekonomik durumlarından söz ederken her halde “Asil Nadir”  adını da araya sıkıştıracağız. Temennimiz   zaten budur.