Akıncı’nın seçilmesiyle, AKP hızlandırmak istediği hem müzakereleri hem de kuzeyde anlaşma öncesi elde etmek istediği ekonomik ve demografik önceliklerini geniş tabanlı CTP-UBP hükümeti ile sağlama almayı hedefledi.
İki ayaklı bu planın Akıncı ayağı yolunda giderken (hatta Ankara tarafından ‘’çok hızlı gidiyorsunuz biraz yavaş’’diye uyarıldıkları da söylendi), suyun yönetiminde suyun üstüne çıkan problem,planın diğer ayağının erken su kaynattığının habercisiydi.
Alternatifin Denktaş’ın DP si olduğu bilindiğinden belki CTP yaptığı ‘’hatanın’’ farkına varır ve geri adım atar diye yeni vatandaşlıkların verilmesive özelleştirme konusu ile son bir kez deneme yapıldı.
Ama AKP baktı ki CTP ile olmayacak.Zayıf noktamız haline gelen maaşlar gündeme getirildi. Bir üfürmede hükümet düştü.
Varlığı olsa da ağırlığı bir tüy kadar olan siyasi ve ekonomik düzenimizAnkara’nın bu tavrını elbette kaldıramazdı. UBP de bunu sebep gösterip hükümetten çekildi.
TC hükümetinde Tuğrul Türkeş’in olması Serdar Denktaş’ın AKP nezdinde tekrar hükümet ortağı olmasının önünü açtı.
İki hafta önce ondan beklenmeyecek şekilde Denktaş’ın ‘’Akıncı’ya hepimiz destek olmalıyız’’ demeci de şimdiki hükümetin kurulmasının önünün açılması için Ankara’ya doğru atılan işaret fişeğiydi.Verilmek istenen mesajda Türkiye’nin planının ilk ayağına köstek olunmayacağına yönelikti. Siyaset anı yaşamak ve her ne pahasına olursa olsun fırsatları değerlendirmek üzerine kurulu olduğu için bu demecin pek de üzerinde durulmadı. Akıncı’nın yürüttüğü siyasete onay ve destek mi vermiş oldu Serdar Denktaş pek anlaşılamadı.
xxx
Kuzeyde hükümet değişti ama AKP iktidarının CTP-UBP hükümeti kurulurken ortaya koyduğu hedefi değişmedi.
Ayni sonucu vermesi hedeflenen plan figüran değişiklikleriyle yoluna devam ettirilmek isteniyor. Diğer bir deyişle dört çarpı üç de, altı çarpı iki de ayni sonucu verir misali farklı rakamlarla ayni sonucu bir denklem söz konusu.
‘’İlle de anlaşma’’ cephesinde AKP desteğinde CTP ve TDP muhalefet olarak yerini aldı.CTP’nin iktidar olması, olsa da iktidarda kalabilmesi kamuoyu nezdinde inanırlığını yitirmiştir. Bu iki parti içintek çıkış yolu temiz bir sayfa açılmasına olanak tanıyacak Kıbrıs sorununun çözümündedir.
Bunun karşısına da bugün seçime gidilse bakanlar dahil çoğunun meclise giremeyecekleri aşikâr olan ‘’çözümsüzlük çözüm olabilir’’ cephesini temsilen UBP-DP hükümeti geçti.
AKP Kıbrıs müzakerelerinde Akıncı-CTP-TDP ile ‘’ille de anlaşma’’ tezini destekleyecek. Buna karşı UBP-DP hükümetini de kamuoyunu olumsuz hava uyandırmamaları yönünde yakın markajda tutacak. Nasıl olsa her ay sonu maaş ödemesi var! Kendini maaşların her ay ödenip ödenmemesine doğal olarak kaptırmış bir de kamuoyu var.
Diğer taraftan erken seçime gidilmek istense müzakere sürecini etkileyeceğinden izin verilmeyecektir. Seçime gidilse Halkın Partisinin bu iki partinin tabanını ciddi şekilde etkileyeceği her geçen gün etkisini daha da gösterecektir. Bu hükümetin kurulması yeni kurulan partiye biraz daha nefeslenmesi için zaman da kazandıracaktır.
Farkında değiller ama UBP ve DP’nin girdiği yol siyaseten çıkışı olmayan bir yoldur. UBP-DP hükümeti hem her verdikleri karar ile eriyecekler hem de bunu gördükçe de seçime gitmemek pahasına Ankara’nın dayatmalarını kabul etmeye devam edeceklerdir. Bunu yaparken de seçilebilmek için partilerini bölme pahasına Ankara’ya yakın durmaya çalışacaklardır.
Ekonomik değeri olan tüm kurumlarımızın tasfiyesinden sonra sıra siyasi partilerimize gelmiştir. Partiler arası bir ayırım yapılmayacaktır. AKP yıllardır Kemalist düşüncenin arka bahçesi olan Kıbrıs’ta ‘’benimdir’’ diyebileceği siyasi oluşumun hem sağ hem de sol da oluşması için zemin hazırlamaktadır. Bunun siyasi tomurcukları biraz dikkatli bakılırsa görülebilir.
AKP iktidarı UBP-DP hükümeti ileKuzey Kıbrıs’ta olası anlaşma sonrası stratejik olarak elini daha da güçlü kılması için ne yapılması gerekiyorsa onu yaptırmaya çalışacaktır. Özelleştirme ve vatandaşlıklar konusunu da bir şekilde halledecektir.Halledecek ki anlaşma için verilmesi gereken tavizler daha rahat verilebilsin.Taviz verirken elinde çıkarlarını ileride koruyabilmek için kullanabileceği meçhul ‘’sigorta poliçeleri’’ olsun. Suyun, elektriğin yönetimi ile yeni eklenecek olan vatandaşlıklar sayesinde adada görünmeyen ama varlığı olan bir ağırlığı olsun. Bunların varlığı ile vereceği tavizlere bakıp kendini ve iç siyasette eleştiri getirenleri avutabilsin.
Kıbrıs Türküne ihtiyacı olmadan Kuzeydeki tüm ekonomik değeri olabilecekkurumları kendi kontrolüne almaktır hedef.
Vatandaşlıklar da UBP-DP’nin tekrar seçilebilmek için piyangosu olarak önlerine sürülecektir. Diğer taraftan da buna karşı çıkacak olan ‘’ille de anlaşma’’ cephesine bunun da karşılığı olarak çözüm için daha fazla tavizolacağı bile söylenebilecek noktaya gelinecektir.
Azerbaycan hariç tüm komşularıyla arasını bozmuş, bununla kalmayıp ayni anda hem Rusya hem de ABD ile arasını bozmuş ender ülkelerden biri olmayı başarmıştır AKP iktidarı.Bir taraftan kamuoyuna karşı kuyruğu dik tutmaya çalışırken diğer taraftan da AB ile tekrar ilişkisini hem moral hem de sermaye desteğini alarak çıkışarayışındadır. Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye için çok daha önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir.
xxx
Anlayacağınız konu kamu maliyemiz değildir. Hiçbir zaman da olmadı.
Kamu maliyesi ve maaşlar Kıbrıs Türkünün iradesine yön vermeye çalışılan ve siyasi kurumlarını düzenleyecek olan bir değnek olarak kullanılmaktadır.
Bu gidişat bu toplumu Türkiye’de olduğu gibi ortadan ikiye bölüp sonunda içine Türkiye’yi de alacak şekilde Sarayönü’nde karşı karşıya getirmeye adaydır.
































