KıbrısManşet

“Patates”te yasakları kaldırın


Yerli patates üretimi dibe vurdu, fiyatlar fırladı. Üretici kan ağlarken, vatandaş patatesi sayıyla alacak duruma geldi

“TÜK BATIK BİR KURUM”: İş İnsanı Ünsal Özbilenler: Toprak Ürünleri Kurumu batmış bir kurum. Bu sene aldıkları arpayı kim ödüyor belli değil. Nasıl bir anlaşma yaptılarsa üretici parasını özel bir bankadan alacak. Yani devlet özel bir bankaya borçlanarak üreticiye ödeme yapacak

 

“PATATESİ KURTARMANIN İKİ YOLU VAR”: Özbilenler: Bu işin iki yolu var. Ya Toprak Ürünleri Kurumu’nun elindeki patates hegemonyasını kaldıracaklar ve tek olan paketleme tesisini patates üreticilerine ve birliklere devredecekler. Ya da çiftçiyi tohum getirmek konusunda özgür bırakacaklar, bunun başka yolu yok

 

 “ÇİFTÇİYİ OY DEPOSU OLARAK GÖRÜYORLAR”: Özbilenler: Çiftçi para kazanmasın. Çünkü kazanırsa kendisinin efendisi olur, siyasilere muhtaç olmaz, boş vaatlere oy vermek zorunda kalmaz. Üretici tohumunu kendi getirebilirse, ihracat yapar, ülkeye döviz girer. Bunun yasaklanması akla aykırı. Siyasiler buna cevap verebilir mi?

 

“YASAKÇI ZİHNİYET HEP DEVREDE”: Özbilenler: Köylere ve şehirlere Türkiye’den su verildiği için bu sene yağan yağmurlardan biriken yer altı suları çiftçiyi 2 yıl idare eder diyoruz, anlatamıyoruz. Şu an Türkiye’de 140 bin tonluk Pazar boşluğu var. Bunu değerlendirelim diyoruz, yine yasak

 

Pınar BARUT

 

Havadis’in, geçtiğimiz hafta yayımladığı, Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında satılan en önemli tarım ürünü olan patatesin ihracatının 2018 yılını yüzde 74 düşüşle kapattığı haberi, ülke tarımında yaşanan sorunları bir kez daha gündeme getirdi.

Dövizin yükselmesiyle başlayan ekonomik darboğaz ve tüketicinin alım gücünün azalması her alanda kendini gösterirken, vatandaş yerli ürünü bile sayıyla alacak duruma geldi.

Kendi topraklarımızda yetişen yerli patates fiyatının önlenemez yükselişi tarımda yaşanan sorunların da büyüyerek devam ettiğine işaret ediyor.

Çiftçinin, yerli patateste yaşanan sıkıntıların sorumlusu olarak gösterdiği Toprak Ürünleri Kurumu ise eleştiri oklarının hedefine oturdu.

“Patates tohumu getirmek yasak”

Yerli patatesteki üretimin azalması ve fiyatların yükselmesiyle ilgili Havadis’e konuşan İş İnsanı Ünsal Özbilenler, patates tohumu ithalatının Toprak Ürünleri Kurumu’nun (TÜK) ve devletin tekelinde olduğunu, kurumun bir sonraki ekim dönemi için ihtiyaca göre değil kendi bütçesine göre tohum getirdiğini söyledi.

Üretim ve ihracatta, ihtiyacın nüfusa göre belirlenmesi gerektiğini ifade eden Özbilenler, ülkeye her türden istenildiği kadar tohumun getirilebildiğine ve binlerce dönüm ekilebildiğine dikkat çekerek; “Ama patates tohumunu getirmek yasak” dedi.

Özbilenler; “Örneğin benim elimde 6 ülke var ve ben diyorum ki, 17 bin ton sipariş aldım, ortalama 6-7 ton tohuma ihtiyacım var. Devletin ve kurumun yapması gereken, bu tohum ihtiyacını üreticisine vermesidir. Kurumdaki aklı başında olmayan, işin ehli olmayan kişiler ise ‘hayır gerek yok, suyumuz yok’ gibi bahanelerle buna izin vermiyor. O zaman üretici olarak ben getireyim diyorum, bu sefer de ‘hayır, yasaktır’ diyor. Neden yasak olduğuna dair bir açıklama da yok. Bir de işin garip yanı, ülkemize her türden istenildiği kadar tohumu getirebilir, binlerce dönüm ekilebilirsiniz ama sadece patates tohumu getirmek yasak” dedi.

“İşinin ehli olmayan insanların eseri”

2008 yılında ada genelinde patates üretiminin 8 bin tona kadar indiğini, o yıl üreticinin tohum getirmesine izin verilmek durumunda kalındığını ve ihracatı 17 bin tona çıkardıklarını belirten Ünsal Özbilenler, buna rağmen bir sonraki dönem kurumun tohum getirilmesini yeniden yasakladığını söyledi.

Güney’in geçen sene 102 bin ton patates ihracatı yapmasına rağmen Kuzey’den sadece 2 bin ton patates satın aldığını ifade eden Özbilenler:

“Güney bu sene ise 100 bin ton ihracat yapıyor. Bizden ise bunun sadece 2-3 bin tonunu alıyorlar. Kuzey’in patates ekilebilen toprak alanı ve suyu güneyden kat be kat fazla olmasına rağmen şu an ülke genelinde 8-12 bin ton arası patates üretiliyor. 1978 yılında KKTC’de patates üretimi 45 bin ton idi. Bu rakamın bu kadar düşmesi yanlış politikaların ve işinin ehli olmayan insanların eseridir” dedi.

“Çiftçi kazanırsa kendisinin efendisi olur”

“Çiftçi para kazanmasın. Çünkü kazanırsa kendisinin efendisi olur, siyasilere muhtaç olmaz, oy vermek zorunda kalmaz. Üretici ihracat yapıp ülkeye döviz getirecekken bunun yasaklanması hangi mantığa sığar. Siyasilere ve yöneticilere sorun bunu” diyen İş İnsanı Ünsal Özbilenler, geçen yıl piyasadaki patates eksikliğinden dolayı, kurumun Türkiye’den hastalıklı patates getirmesini kendilerinin engellediklerini belirtti.

 

Özbilenler: “Örnek verecek olursam; geçen yıl piyasada patates bitmişti, dönemin hükümeti de ithalat yapmaya kalkışmıştı. Konuyu bilmedikleri için de ki hiçbir iktidar bilmiyor, en yakın ülke Türkiye’den patates getirelim dediler. Patates, Türkiye’nin ihracat yapmadığı tek ürünüdür. O yıl da, patates Türkiye’de de azdı ve topraklarında hastalık vardı. Bizimkiler ithalat yapacağız deyince biz karşı çıktık ve engelledik. Çünkü hastalıklı patatesler ülkemize gelirse bizim topraklarımızda da hastalık yapacaktı. Sonrasında biz de üretim yapamayacak hale gelecektik” dedi.

 

“Suyumuz var diyoruz, anlatamıyoruz”

2018 yılında, yok dedikleri suyun yollardan taştığını, üreticinin patatesini, motorunu çalıştırmadan doğal yağmurlardan sıfır su maliyetiyle aldığını kaydeden Özbilenler, “Bu yağan yağmur bizi 2 yıl idare eder dedim. Hatta 2020 yılını da idare eder. Çünkü köylere ve şehirlere Türkiye’den su veriliyor. Dolayısıyla yer altında biriken sularımızı çiftçi kullanacak. Yani suyumuz var diyoruz. Anlatamıyoruz. Şu an da Türkiye’de bir Pazar boşluğu da var ve 140 bin ton patates ithal edecekler. Buna rağmen yine aynı ‘hayırcı’ kafa yine yasak. Şimdi hükümete ve bakanlığa gelen siyasilerle de haftaya bir görüşmemiz olacak. Umarım mantıklı bir noktada buluşacağız” dedi.

 

“Meclistekiler ürünlerimizi ambargosuz satabileceğimizi bile bilmiyorlar”

Patatesteki sıkıntıların yanında, şu an çiftçinin karpuzunu bedavaya verdiğini, binlerce ton karpuzun çıktığını ama satılacak pazarı olmadığını söyleyen Özbilenler, Kuzey Kıbrıs’ta üretilen tüm tarım ürünlerinin limanlarımızdan ambargosuz bir şekilde diğer tüm ülkelere satılabilir durumda olduğunu belirtti.

 

“Ürünlerimiz, Ercan Havalimanı, Geçitkale, Girne ve Mağusa limanlarından tüm Avrupa’ya ve 3. ülkelere ambargosuz gidiyor” şeklinde ifade eden Özbilenler, “Ben Ercan’dan da Mağusa’dan da mal gönderiyorum. Maalesef şu an mecliste görev yapan vekillerin ve siyasilerin büyük çoğunluğu ambargo olduğunu zannediyor. Ben geçmiş dönemlerde Başbakanla da görüşmüştüm, oda bilmiyordu. Kendi ülkemiz bize engel çıkarırsa biz üretim ve pazarlamamızı Rum torağında da yaparız. Ama biz kendi ülkemize hizmet etmek istiyoruz. Bu paranın ülkemize gelmesini istiyoruz” dedi.

 

“Ya hegemonyayı kaldır ya da üreticiyi özgür bırak”

Tarımdaki gidişata dur demenin iki yolu olduğunu ifade eden Ünsal Özbilenler, devletin bu sene arpa ödemesini bile özel bankaya borçlanarak yapacağını söyledi.

 

“Toprak Ürünleri Kurumu zaten batmış bir kurum. Bu sene aldıkları arpayı kim ödüyor belli değil. Nasıl bir anlaşma yaptılarsa üretici parasını özel bir bankadan alacak. Yani devlet özel bir bankaya borçlanarak üreticiye ödeme yapacak” diyen Özbilenler şöyle konuştu:

 

“Bu işin iki yolu var. Ya tekeli yani Toprak Ürünleri Kurumu’nun elindeki patates hegemonyasını kaldıracaklar, tek olan paketleme tesisini patates üreticilerine ve birliklere devredecekler. Kurum, 2018 yılında ekim için 550 ton tohumu getirmişti. 2019 yılında ise nüfus çoğalmasına ve ürünün piyasada azalmasına rağmen ekim için 450 ton tohum getirdi. Çünkü kurumun parası yoktu. O zaman özel sektöre izin ver biz getirelim. Ya üreticiyi özgür bırak ya da tekelciliği bırak. Ya da çağır bilinçli ve işinin uzmanı üreticiyi ve fikir desteği al, yardım iste. Para bile istemiyoruz. Yeter ki ülkemize hizmet edelim. Gidip kuruma bu işin nasıl yapılacağını öğretelim. Yönetemiyorlarsa ki yönetemiyorlar, ya kurumu kapatsınlar ve özgür bırakıp yönetebilecek birilerine teslim etsinler.”

 

“İşinin ehli insanlarla başarı sağlamak hayal değil”

En önemli kurumların donanımlı insanlar tarafından yönetilmediğini söyleyen Özbilenler,Toprak Ürünleri Kurumu’nun birinci görevinin pazar bulmak olduğunu ifade ederek: “Madem tekelimde olacak diyorsun, o zaman pazarı bul, ihtiyacım olan tohumu getir, üreticiye ver. Ürünü de o pazarlarda yurtdışına sat, biz de aferin, kurum çalışıyor diyelim. Bunu yapmak hayal değil” diyerek Toprak Ürünleri Kurumu sert sözlerle eleştirmeye devam etti.

 

Özbilenler, “Geçen haftalarda bu işten anlayan sayılı insanlardan biri olan bir devlet yetkilisiyle görüştüm. Yıllarca kurumdaki ve devletteki müdür ve üst düzey görevlilerin devlet bütçesiyle 20-25 kişilik kafileler halinde Avrupa’da ve diğer ülkelerdeki fuarlara gittiğini hatırlattım. Fuarlarda pazarlama yapılır değil mi? Ben de sordum, bu fuarlarda kaç bağlantı kuruldu, ne kadar ürün satılabildi diye. Aldığım cevap ‘sıfır’ oldu. Üstelik patates üreticisinin de tıpkı nar ve diğer birçok üründeki gibi GlobalGap belgesi de var. Buna rağmen Avrupa’ya tek bir patates tanesi satamadılar” dedi.

 

“KTHY varken ürünlerimizi Ercan’dan gönderiyorduk”

“Yerli havayolu şirketimiz KTHY varken, ben ürünlerimi Ercan Havaalanı’ndan İngiltere’ye gönderiyordum. Yolcu uçaklarımızda soğutmalı kargo bölümü vardı” sözleriyle geçmiş dönemde daha verimli bir yurt dışı ürün satışı olduğuna dikkat çeken Özbilenler, KTHY battıktan sonra İstanbul’a gidip Sabancı şirketi ile görüştüğünü ve o dönem Pegasus aktarmalı da olsa ürününü sattığını söyledi.

 

Özbilenler, “Yani biz geçmişe göre ilerleyeceğimize geri gitmiş durumdayız. Şu an Larnaka daha ucuz ve oradan gönderiyorum. Eğer Ercan imkânı sağlanırsa, soğutmalı yolcu uçaklarında ürünümüzü direk gönderebilirsek bir parça olsa yol kat etmiş olacağız” dedi.

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı