Köşe Yazarları

“PARLAMENTO DIŞI MUHALEFET” UYARISINDA BİR SEÇİM!








“Geçen Pazar  bir erken seçim için yine sandıklara taşındık yine   seçmenler olarak şu sonu gelmeyen yurttaşlık görevlerimizden birini daha gönül rahatlığıyla yerine getirdik…” Diyemiyeceğimiz,   bu kez  adı “parlamento dışı muhalefet” olan bir “erken seçim ” daha yaşadık!                                                   İlk kez seçmenler “seçimlere katılan siyasi partilerle adaylarına” unutamayacakları bir ders verdiler! Sandıklarda “oylarını” değil; bitmez tükenmez koalisyon hükümetleri kurup hükümetler  bozmanın tecellisinde, “erken seçim” fantaziyalarında   yüzlerce kişinin “aday” olmalarını da protesto ederek, “artık yeter” dediler ve evet, sandıklara  gitmediler!




***



BİR GÜN OLACAKTI! Nitekim “Köşemi” okuyanlar bileceklerdir:                                     Uzun süredir  sürekli Koalisyon Hükümetleri kurup yıkarak, doymak bilmez iştaha ile   bir yenisini oluşturup  seçim üstüne seçim tazelerlerken…“Artık yeter” denecek son tahammül patlamasında gördük ki,  evet Pazar günkü seçimlerde seçmenler  büyük oranda sandıkları boykot ederek “parlamento dışı muhalefet” haklarını kullandılar!                                       ZATEN bekleniyordu: Çoğunluğunca sadece UBP ile CTP’nin ayakta kalabildiği “seçime” seçmenin neden ilgi göstermediğini sorgulamak, yerlere göklere sığamayan siyasi partilerin neden bu kez seçmenin hışmına uğradıklarını ciddi ciddi düşünmek zamanıdır!

(Tabi ki mazeretler hep olacaktır! Mesela katılımın az olmasına, hava muhalefeti  kulpu takılacaktır! Ya da “artık seçmen seçim sandıklarına gitmekten usandı” denilecektir!)

NE denirse densin, gerçek şu ki seçmen, geçtiğimiz Pazar günü siyasi iradesini kullanma hakkında “Parlamento dışı muhalefet” yaparak seçim sandıklarını boykot etmiştir! (Doğrusu o seçmenlerden biri olmadığıma pişmanım!)

***

GELELİM BUNDAN SONRASINA: Kelli İşi yerinde kelli felli iş insanlarının… Başarılı doktorların… Sanat ve zanaat alanlarında ad yapmış insanların… Tüccarların… Çarşaf kadar seçim listelerine bile  sığamayan siyasi partiler furyasında eş dost, partili sempatizan, akraba tanıdık…    Diye diye siyasi partilerin  listelerdeki fellikleri durumuna gelmelerini anlamak da hiç mümkün olmadı!  Bu nedenle:

***

“BUNDAN SONRASINA BAKALIM DİYEBİLİR MİYİZ?

Ben tabiatım icabı seçimler ve sonucunda kurulacak Koalisyon hükümetlerinin oluşumlarıyla  ilgili  “şöyle olacak böyle olmalı” gibilerinden değerlendirmelerde bulunmam. Hatta sonuç ne olursa olsun umurumda da değildir..

Çünkü beni asıl ilgilendiren olay hemen her seçim sonrası temennilerimde de seslendirdiğimce, “istikrarlı ve sorun çözücü yönetimlerin” iş ve güç birlikleri sonucu ayni değerler yargılarında  kalkındırılıp yüceltilecek bir KKTC görmektir.

FAKAT ve maalesef koalisyon hükümetleriyle bu “ulusal bir ilkesellik” olması gereken “mefkûre” hiç gerçekleşme  şansı bulmadı! Hatta ve hâlâ “kadro hareketlerine” bile gerek duyulmadı.

Yıllardır seçim listelerini “yamalama ve uygunsuz adaylarla şişirmekten” öte bir siyasi kompozisyon da yaratılamadı!                                                 ***

BUNLARA KARŞIN:  “İşte şimdi bir şans daha doğdu” diyorum. Nitekim yıllar önce de yine canımı yemiştim: “Neden UBP ile CTP bir koalisyon hükümeti oluşturmasın” diyordum.                                              “Neden ülkenin iki öncü ve güçlü partisi Kıbrıs Türk halkının çıkarları için kendi siyasi çıkarlarından ödün vererek bir araya gelmesin” diye yazıyordum..                Sonunda denedilerdi ama olmadı, tutmadı!

Bu gün de o günlerden kalma kırık dökük olmuş  umutsuzluğa karşın yine tekrarlıyorum:

Neden UBP ile CTP bir koalisyon hükümetinde buluşamasın? Neden KKTC’nin yüce çıkarları uğruna kendi partisel çıkarlarını  askıya alıp mesela artık değişikleri gerektiren KKTC Anayasası’nı yenileyip günümüz koşullarına uygun hale getirecek bir ilkesel ortaklık kurmayı denemesinler?      Hatta, bayatladıkça artık içinden çıkılmaz ve çekilmez olan seçim yasasını değiştirme amacında bir devre olsa   fedakârlıkta bulunup bir araya gelmesinler..

Hattaaa! Neden Kıbrıs siyasi sorununda ortak bir çözüm görüşünde iş ve güç birliği yapmasınlar…                                       Türkiye ile ilişkileri iki bağımsız ve egemen devlet tanımlama ve tanınma protokollerinde fakat tüm dünyaya ibretle gösterilecek bir siyasi ittifak örneğine dönüştürmesinler…

***

SONUÇTA bundan sonra tartışmaları  “ibretlik” olması gereken  bir erken seçimi daha geride bıraktık.                                           Gerçekte “partisiz” olan “ben” bazı siyasi partilerin silinip gitmesine, bazılarına “keşke birleşselerdi” dediğimce ve  bazı parti Başkanlarının Meclis’e bile  giremeyecek hezimete uğramalarına çok aldırmazken, sadece çoğunluğunca ve yurttaşların da gözlediğince  şunu söyleyebiliyorum: İstikrar! Dolayısıyla istikrarlı koalisyon hükümetleri..

CTP ile UBP bir daha denesinler.. Başarırlarsa kazanan KKTC olur









Başa dön tuşu