Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Paha biçilmez

“Görevden alınan Sutan III. Ahmet Kıbrıs Adası’nı, Vezir İbrahim Paşa’nın dul karısı olan kızına düğün hediyesi olarak vermişti.” (*)


Alexander Drumond 1745’te adaya geldiğinde çeşitli notlar alır.
Bu notları arasında yukarıdaki tespiti de vardır.

Bu tespit tarihçi Cyprianus tarafından da desteklenmektedir.

Drumond şu bilgileri de verir:
“Günümüzde Baş Vezirin (Veziri Azam) gelirlerinin bir kısmını oluşturmaktadır (Kıbrıs’tan elde edilen gelirler kast ediliyor. A.O.) ve adanın yöneticisine ada gelirleri 310,000 piastre’ye (Bir pond Sterling = 8 piastre) yaklaşık 38,750 Sterling’e satılmıştır.”

Düğün hediyesi!..

Bu durumda adada vergi toplayan Muhassıl ne yapabilirdi?
Haliyle ahali vergilere bağlanırdı.
Bunların başında da “Haraç” adı altında “kelle vergisi” alınırdı.
Aynı yazarın notlarına göre, kelle vergisi 38,750 Pound edermiş.
Bu zaten maliyet!
Bab-ı Ali’ye gider.
Diğer vergilerle de ada idare edilirdi.

1974’ten sonra adanın kuzeyi bize düğün hediyesi olmasa da savaş hediyesi olarak verildi!
Bir düzen kuracak, vergilerimizi de verecek, kim bilir artırırsak Ankara’ya da gönderecektik!

Osmanlı döneminin ganimetçi anlayışı üzerinden bugünü değerlendirmek pek doğru değil ama, önce şu bilgileri aktaralım:
Kıbrıs Mevlevihanesi Şeyhi Mehmet Arif Dede, Osmanlı’nın 1571’de adaya yaptığı fethi kaleme aldığı bilinir.
Lefkoşa’nın alınışında şu satırlar var:
“…devlet hazinesi için ayrılacak eşya alındıktan sonra, geriye kalan ganimet, utkuya yatkın askerler arasında yağmaya bırakıldı. Küme küme evlere saraylara girilip yere batası kafirlerin bunca zamandır kilitli sandıklarda biriktirdikleri kese kese gümüşler, altınlar, sayılamayacak, kıymet biçilemeyecek mücevherler ile sair nefis mallar, latif kumaşlar talan edildi…”
Devam ediyor:
“Yanı sıra hadsiz hesapsız kadınlar, çocuklar, kızlar ve oğlanlar, düşman avcısı gazilerin eline geçmekle, her biri beklenilenin üstünde Allah’ın lütf-u keremine kondular…”

Mağusa Kalesi’nin alınışını anlatan bölümde de şunlar yazılı:
“Birkaç gün önce kale içinden getirilip gemilere yükledikleri değerli (Venedikliler kast ediliyor. A.O) biçilmez eşya; oğlanlar, kızlar, kadınlar ve çocuklar yeniden kaleye yollanıp, Dünya Padişahı Hazretleri için koruma altına alındı.” (**)

Hatırlayanlar çoktur.
Gelenlerle birlikte,
Biz de, hediyemiz üzerinde ne ganimetler yapmıştık.
Kızlar, oğlanlar hariç!
Basbayağı ganimet ekonomisi oluşturmuştuk!

Sonuç olarak,
Ganimet biter.
Bitti de.
Hediyeyi kullanan muhassıllar beceriksiz çıktı.
Topladıkları vergiler hiçbir yere yetmedi.
Aciz duruma düşüldü.
İşler ters döndü.
Bu sefer, muhassıllara ekstradan para vermek durumu hasıl oldu!
Umulan bu muydu?

Bir zamanlar bu düğün hediyesinin değeri 38,750 Sterling’ti.
Şimdiki savaş hediyesinin değeri 3 milyar 776 milyon 224 bin TL. (2014 tahmini bütçesi)

Eskiden bu adadan para çıkıyordu.
Gelen çuvalları doldururdu.
Üstelik oğlanlarla kızlar da ya beleşe!
Onlar da cabaydı, şarap da!
Şimdi üstünden veriliyor!

Şartlar çok değişti.
Üstünden de veriliyorsa, paha biçilmez değerde.
Yoksa kimin kaşına gözüne…

Ortak metni bekleyelim.
Esas değer oradan çıkacak!

(*)Milat Öncesinden Günümüze Kıbrıs Tarihi Üzerine Belgeler Cilt 3, Prof. Dr. Ata Atun
(**)Aynı yapıt