Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Finansal sıkılaştırmaya global önemler

  Biz küresel finans piyasalarının dışında olsak da finansör ülke Türkiye küresel finans piyasalarından etkilendiği için biz de görece etkileniyoruz. Özellikle döviz kurları bakımından direk etki altındayız. Bu yüzden Dünya finans piyasalarında neler olup bittiğine sıkça köşemden değiniyor hem bizim önümüzdeki süreçlerde neler yaşayabileceğimizi hem de dünyada neler olduğuna yorum yapmaya çalışıyorum.
                Dünya finans piyasalarında bazı önlemler alınıyor. 2008 krizinin tecrübesiyle tekrar benzer krizlerin yaşanmaması adına alınmaya çalışılan önlemlerin ana hedefi bankalar. 2008 krizinin merkezi Amerika’da bankaların daha fazla sermayeye sahip olmaları ve kendi sermayeleri ile çalışmaları, halkın parasını yani bankaya borç veren yatırımcıların parasını riske atmayı engelleyen “Dodd Frank” yaklaşımı altında bir yasa çıktı. Bu yaklaşıma ek olarak “Volcker Rule” denilen ikinci bir yasa yapıldı. Bu yaklaşım da ise müşteri parası fazla riske atılamaz. Bu kurallar “Basel III” gibi kurallardan daha sıkı. Bunlar Amerika’da alınan bir takım önlemler. Benzer önlemler Avrupa’da da alınmaya çalışılıyor. Avrupa’da ki bankalarında sermaye yeterlilikleri testlere tabi tutuluyor. Avrupa’da bankaların zor duruma düşmeleri halinde bunun cezasını bankaya borç para verenler yani yatırımcılar çekecek. Devletler artık bu konu ile ilgili çok fazla muhatap olmayacak.
                Alınmaya çalışılan bütün önlemler küresel sermayenin sürekli hareket etmesini kısıtlayan önlemlerdir. Çünkü Avrupa’da sermaye hareketleri bakımından bankaların rolü büyük. 2008 yılında yaşanan sermaye hareketleri ve buna bağlı olarak bazı ülkelerde yaşanan ekonomik büyümeler artık olmayacak. Özellikle dış kaynak gelişinden dolayı sağlanan ekonomik büyüme (Türkiye Cumhuriyeti ve de gelişmekte olan ekonomiler) bundan sonra o kadar kolay olmayacak. Yani ekonomik büyüme üretimle sağlanacak. Türkiye gibi ülkelerin paralarında ki değer dalgalı bir şekilde büyüyüp sıklaşabilecek. Bu şu demektir; Türk Lirası yabancı para birimleri karşısında bazen düşecek, bazen yükselecek. İstikrarlı bir seyir izlemeyecek.
                Önümüzdeki aylarda global finans sistemi başka sorunlarla boğuşacak gibi. Çünkü alınmaya çalışılan önlemler risk azaltıcı önlemlerdir. Riskin azalması demek potansiyel kayıp ve kazançları da azaltır. Azalan risk karşısında potansiyel kazanç çoğaltmak mümkün değil. Sorunlar yaşanacağına göre global finans sistemine göre alınan önlemler riskleri azaltamazsa 2008 yılı öncesine dönme riski artacak. Amerika’da başlayan ve dünyaya sirayet eden 2008 krizi sonucu Amerika ve Avrupa finansal kazançları da kayıpları da asgari düzeyde tutma gayreti içine girmişlerdir. Alınan önlemlerin yani sermaye hareketlerinin kısıtlanmasına yönelik önlemlerin sonucunu göreceğiz. Kapitalist ekonominin ve buna bağlı aç gözlülük üzerine kurulan kazanç düzeninin geldiği noktayı hep beraber yaşadık.
                Anlaşıldı ki bu bir hataydı. Hatayı yapan büyük ülkeler aynı zamanda kapitalist ekonomi modelinin yaratıcısıdırlar ve bundan zarar gören yine kendileri olmuştur. Bunu niye hesaplayamamışlardı?