Köşe Yazarları

Özyiğit: “Daha yapacak çok işimiz var… Adayım”

“TDP’de Değişim Sesleri” başlıklı köşe yazımdan sonra, TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit’in dün gazeteye yaptığı ziyaret vesilesiyle kendisiyle konuşma fırsatı buldum. Söz konusu yazımda; “TDP şu anda gündemi belirleyecek, içindeki gençlik enerjisini dışa vuracak bir yapıda değil… TDP işe, önce Lefkoşa Türk Belediyesi, sonra da Cumhurbaşkanı seçimlerini kazanacak adaylar çıkararak başladı…Bu rüzgarla partinin büyümesi, geçmişteki TKP günlerine dönmesi beklenirken, ne yazık ki devamı gelmedi.Parti içi kavgalar, bölünmenin engellenememesi, Cemal Özyiğit’in hanesine başarısızlık olarak yazıldı. İyi niyeti takdir toplasa da bu durum, Parti’nin Meclis’te kalmasını sağlayacak bir başarı olarak görülmesine yetmiyor… Bir süredir artarak devam eden bir, ‘başkan değişmeli’ tartışması var…” demiştim.

Hemen belirtmeliyim ki, partide son yaşanan istifalar hocanın canını biraz sıksa da, bu istifaların çok da büyütülecek bir durum olmadığına inanıyor. Bir “değişim” konusunda ise bugüne kadar kimsenin açık açık kendisine “çekil” demediğini, bazı sıkıntılar olsa bile, bunların her partide yaşanan sorunlar olduğunu ve parti içinde demokratik bir şekilde tartışılıp sonuca bağlandığını söylüyor…

Özellikle yerel seçimlerde 28 yıl sonra kazanılan Lefkoşa Belediyesi ve adayları Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanlığını kazanmasında, TDP’nin ülke çapında verdiği mücadelenin inkar edilemez bir gerçek olduğunu söylüyor. “Belki benim de bazı hatalarım olmuştur, zamanında bazı isimlere müdahale edip, elimi masaya vurmam gerekirdi ama, yapım gereği bunu yapmadığım için bugün bu özeleştirimi kendi içimde yapıyorum” diyen Özyiğit, amatör bir ekiple çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyerek, “Kimse TDP’yi küçümsemesin. Çok net söylüyorum TDP’nin baraj gibi bir sorunu yoktur. Şu an %10’lar civarında bir oy potansiyelimiz var ancak bu, bizim hedeflediğimiz bir oran değil. Parti başkanı seçildikten sonra bazı maddi sıkıntıları ancak aşabildik. Yeni örgütlenme çalışmalarımızı hızlandırdık. Şimdilik herşey iyi gidiyor ama yetmez, daha iyi olmak zorundayız. Amacımız 1976 ruhunu ve hedeflerimizi hayata geçirmektir” değerlendirmesinde bulundu…

Eski bir sendikacı olarak çok seçim geçridiğini ve seçimlerden korkmadığını söyleyen Özyiğit, “Çoklu bir kurultay olabilir, benim kadar bir başkasının da aday olma hakkı vardır. Ancak benim TDP için yapacak çok işim var. Bunları tamamlamadan bırakmak, benim yapıma uygun değil. Bu nedenle Aralık ayındaki kurultayda yeniden aday olacağım” diyor…

Cemal hoca bir eğitimci ve demokrat kişiği ile bu partiye çok şey verdi. Siyaseten eleştirilebilir ancak, dürüst ve vatansever bir kişiliğe sahip. Aralık ayındaki kurultayda ne olur bilemem ama, sonuç ne olursa olsun Cemal hoca yıllarını verdiği TDP’de bir nefer olarak çalışmaya devam eder…

 


TKP YENİ GÜÇLER BİR ALEM…

Sonay Adem’in Sibel Siber’e çıkışını okuduğumda, Mehmet Çakıcı’nın sürekli olarak yeni Siyasal Partiler Yasası’nı reddeden açıklamaları üzerine bu mektubu yazdığını düşündüm.

Hani, ‘ben bağımsız değilim, benim partim var’ der ya, Siber de kamuoyunda yanlış bir algı oluşmasın diye, yasal mevzuatı bir kez daha taraflarına bildirmiş…

‘Biz sana sormadık ki, niye bize yazı yazıyorsun’ diyor Adem… İşte bundan…

Diğer taraftan birleştikleri SDP’nin Başkanı, şimdiki TKP-YG’nin Genel Başkan yardımcısı Tözün Tunalı, geçtiğimiz hafta, “dikkat edin, İsrailliler KKTC’den toprak alıyor diye bir beyanat verdi.

Okuyan hiç kimse de bunu TDP’den ayrılan, adında TKP olan bir partiye yakıştırmadı.

Tunalı’nın çıkışı, anlam veremediğimiz bir şekilde ırkçı bir söylemdi. Bir de üstüne üstlük, “önlem alınmalı” diyordu ki, okuyanlar “şaka mı bu” tepkisini gösterdiler.

Partinin Başkanı Mehmet Çakıcı’nın Güney Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklere yapılan uygulamayı “ırkçılık, ayırımcılık” diye suçladığı, hatta sık sık Nazi Almanyası benzetmesi yaparak eleştirilerde bulunduğu hatırlardayken, böyle bir ırkçı, kafatasçı yaklaşımı, bu siyasi kültüre kimse yakıştırmadı.

Yine TKP’yle ilgili bir diğer gelişme, Mehmet Çakıcı’nın, TDP’nin yayın organı Ortam’a el koyması olayı…

Kendi Genel Başkanlığı döneminde, parti yetkili organlarının onayı olmadan hisse arttırımına giden Çakıcı, şimdi bu durumu kullanarak, önceki günden itibaren Ortam gazetesine el koydu.

Aynen UBP-DP hükümetinin icraatları gibi, bu da “yasal” olabilir ama, “etik” değil.

Şu anda bir yamalı bohça görüntüsü veren TKP-YG, hem kendi içindeki çelişkilerden doğan pozisyonu, hem de ben merkezci yaklaşımıyla insanların kafasında tuhaf bir algı oluşturmuş durumda…

 


YERİN KULAĞI VAR

UYUMAYA DEVAM:

Son yıllarda ülke bir değişim içinde ama, kimse bunun farkında değil, olanlar da bu değişimin gerçekleşmesi için adeta çanak tutuyor. Bakın, yıllardır gündemden düşen Türkiyeli-Kıbrıslı kavgası bugünlerde birileri tarafından yeniden hortlatılmak isteniyor. En küçük sorunlar bile hemen ayrımcılık üzerinden yorumlanıyor. Aslında bu ayrışmanın kimseye bir faydasının olmayacağı belliyken, birileri sırf siyasi rant uğruna bunu kaşımaya devam ediyor…

 

DURUM VAHİM:

Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ’ın “TC-KKTC ilişkilerini bulunduğu noktadan daha ileri noktalara taşımaya gayret edeceğim” sözleri bir gerçeğin ifadesi gibi… Biz, iki ülke ilişkilerinin en üst noktada olduğunu bilirdik. Demek ki, öyle değil… Şaka bir yana, Bertuğ Topal’ın dün Havadis’te yaptığı araştırma da gösteriyor ki, bugüne kadar yapılması gereken 74 maddelik “reform” uygulamasından, 59 tanesinin tarihi geçmiş; yani yapılmamış. Bizimkiler kendilerini nasıl savunurlar, gerçekten merak ederim. Zira, basında performanslarıyla ilgili onca haber çıkar, tınmazlar bile. Ama Bakan Akdağ’a herhalde bir yanıt verecekler…

 

HUZURSUZLUK BÜYÜYOR:

Güney’de “göçmen” olanlarla, “göçmen olmayanlar” arsındaki tartışmalar yeniden su yüzüne çıktı. Müzakerlerin çökmesiyle birlikte geriye dönme hayallerini de kaybeden ve göçmen Rumlar, tıpkı bizdeki gibi göçmen olmayıp da kişisel çıkar sağlayan vatandaşlarına karşı tepkilerini yükseltiyor. Bir Rum kaynak, bu bölünmenin yakın bir gelecekte çok dah ciddi sorunlar neden olacağını ve taraflar arasında “kavgaların” yaşanacağını bile iddia etti… Kafaları şimdi dank ediyor…

 

OLMADI SAYIN ÇAKICI: 

TDP’den istifa ederek siyasete TKP Yeni Güçler’le devam eden Mehmet Çakıcı, yıllardır partinin yayın organı olarak hayatını sürdüren “Ortam” gazetesine el koydu. Hisselerin büyük çoğunluğunu elinde bulunduran Çakıcı, önceki gün Ortam gazetesindeki gereçleri alarak, gazeteyi TKP-YG adına çıkarmaya başladı. Her ne kadar Çakıcı’nın bu müdahalesi yasal olsa da, yıllarca birlikte mücadele ettiği ve vekil seçildiği partisine karşı etik olmadı…

 

ARAP SAÇINA DÖNDÜ:

Sağlık alanında yapılan son düzenleme ile sorunların ortadan kalkacağına inananlar hayal kırıklığına uğradılar. Bu hayal kırıklığını da en çok hastalar yaşadı. Eskiden çok cüzi bir ücretle tedavi olan vatandaşlar, şimdi neredeyse özel hastahane fiyatına bakımlarını yaptırabiliyorlar. Sorun çözmek yerine yeni uygulama ile işler daha da arap şaçına döndü…

 

BUNUN ADI KATLİAM:

İnce av mevsimi açıldı, binlerce avcı ortalıkta. Onlara göre öldürülen hayvanlar av, yaptıkları ise spor. Öte yandan Kurban Bayramına sayılı günler kaldı. Bir taraftan kurbancılar, diğer taraftan avcılar, bir katliamdır gidiyor… Önümüzdeki günlerde memlekette kan kokusundan geçilmeyecek… Kim ne derse desin, her ikisi de canice yöntemlerle öldürmek üzerine kurgulanmış…

 

 


 

 

ZİRVEDEKİLER

Kemal Batman: “Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde işler son iki yıldır çok kötü gidiyor. Özellikle bazı öğretmenler çok huzursuz ve endişeli. Çocuklar üzerinde yapılan mahalle baskısı ile mobbingten bazı öğretmenler çok rahatsız ve üzgün. TC’den gelen 35%’yi oluşturan Kur’an-ı Kerim, Siyer, Fıkıh, Tefsir gibi meslek derslerini veren öğretmenler rahatsız değiller. Okul, Kolej Programı uygular gibi sadece görünmekte ama aslında uygulamıyor. Denetim olmadığı için de rahatlıkla uygulamayı istedikleri gibi yapıyorlar…”.

 


DİPTEKİLER

Demetris Syllouris: Rum Meclis Başkanı Şilluri, kendi halklarından gelen suçlamalar karşısında sıkışmış, suçu yine Türkiye’nin üstüne atmaya çalışıyor. O kadar sıkıda ki, terbiyesizleşmiş de… “Kışkırtıcı, acımasız, küstah ve emperyalist niyetli Türkiye, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs sorununa çözüm getirme görevini daha da zorlaştırdı” diyor. Hadi be sen de… Onca açılımı bir daha rüyanızda görürsünüz… Statükoyla kucak kucağa yaşayın bakalım…

 

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı