Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Oyuncak tabanca, bilye ve özgürlük

Henüz soğuk savaş dönemi.

Almanya’nın “Duvar” macerası sürüyor.
Birçok Doğu Almanlı Batı’ya geçmek için ölümü göze almakta.
Yıl 1978.
30 Ağustos günü bir seyahat için uçağa binen Doğu Almanyalı karı, koca ve küçük bir kız çocuğundan ibaret bir aile, uçak havada iken kafalarına taktıkları bir planı uygular.
Baba, uygun bulduğu bir anı yakalayarak, hostesi oyuncak bir tabanca ile rehin alır ve uçağın Batı Almanya’daki ABD Üssü’ne inmesini sağlar.

Bu gerçek hikayenin gerisi mahkemedeki duruşma ile geçer.
ABD Üssü’nde Amerika yasalarına göre bir mahkeme kurulur.
Amerikan hükümetini temsil eden hukukçular, uçak kaçırmanın bir terörizm olduğunu savunurlar ve Amerikalı yargıca devlet politikası paralelinde işlem yapmak için baskı uygularlar.
Amerikan hukukuna göre mahkemede jüri oluşması gerekir ama Amerikan tarafı jüri oluşmasını istemez.
Yargıç, Amerikan siyasetine uygun karar verilmesi için telkin bombardımanına tutulur.
Yargıç baskılardan bunalsa da, ön planda tuttuğu şey Amerika Anayasasıdır.
İkileme düşer.
Ya istifa edecek, ya da davayı bildiği gibi Anayasa kurallarına göre götürecek.
İyice düşündükten sonra kendi yolunu seçer ve jürinin oluşmasına karar verir.

Doğu Almanyalı ailenin avukatı dişli bir avukattır.
Duruşmalarda Amerikan tarafı bir terör eylemi yapıldığını, bunun cezasız kalması halinde bu tür olayların teşvik edici olacağı üzerinde tesirli görüşler ileri sürer.
Ailenin avukatı ise, uçakta geçen olayları temsili bir şekilde izah eder, şiddet kullanılmadığını, olayın terör hareketi değil, insani boyutu olduğu üzerinde durur ve sürekli olarak özgürlük kavramının önemine işaret eder.

Artık mahkeme karar aşamasına gelir.
Jüri kararı okuduğunda, 7-8 suçtan sadece bir tanesinde adamda suç unsuru bulunur.
O da rehin almak.
Buna göre adam ceza yiyecek.
Olayı gerçekleştiren aile reisi o güne kadar tutukludur.

Sonuçta, Amerikan tarafı büyük bir hayal kırıklığına uğrasa da rehin alma suçundan ceza bekler ama mahkeme yargıcı olayı özgürlük çerçevesinde değerlendirir ve cezayı tutukluk süresine sayarak, adamı serbest bırakır.

Bir uçak kaçırma eylemi hukuk tarihine terörizm olarak geçmez.
Deyim yerindeyse özgürlük verilmez alınır olarak geçer.

“Berlin Duruşması” adlı film, Amerika’nın özgürlük kavramına verdiği önemi zihinlere kazıması açısından bir propaganda olarak algılanabilir. Ama olayın gerçek olması bu boyutunu unutturmaya yeterlidir.

İnsan ister istemez Türkiye’de olup bitenleri düşünüyor.
Ve Türkiye hukukunu.
Gezi’de ölen o gençleri.
Onca yaralıyı.
Onca hapislere girenleri.
Uçak da kaçırmamışlardı üstelik.
Doğu Almanyalı babanın elinde oyuncak bir tabanca vardı.
Ethem’in elinde belki bir bayrak vardı, Berkin’in cebinde bir bilye.
Koştukları yer aynı.
Özgürlük.
Türkiye hukukunun bir türlü anlamadığı şey!..