Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Oturdukça

 

“Mum yakmak, bez bağlayarak türbe ve mezarları kirletmeyiniz, İslam inancında türbe ve mezar ziyaretlerinde mum yakma ve bez bağlama adeti yoktur.”

Kıbrıs Vakıflar İdaresi

Bu ibareler bazı türbe ve yatırların yanına konmuş.
Konu Poli Dergisi tarafından gündeme getirildi.
Meseleyi sosyal medyada da gündeme getirenler vardı.

Budur.
İnancı, yaşam tarzını dizayn edecekler.
Çorba çeşmesinden başladılar, çadırlar kurup toplu yemek vermeye kadar gittiler, “uyduruk” Kutlu Doğum Haftası başlattılar.
Şimdi de insanların yüzlerce yıllık alışkanlıklarına darbe indirmeye çalışıyorlar.

O yasemin kokan sokaklarda ahali kendi halinde yaşar, bir sıkıntısında, bir isteğinde, bir yalvarışında gider bir köşede duran bir yatıra mum yakardı.


Kandil kokuları yasemin kokularına karışırdı…

Musalla’da, Karababa’da, Haydarpaşa’da Arabahmet’te.
Ve her mahallede, her sokakta…

Böyle başlar.
Çorbayla.
Toplu yemek numaralarıyla.
Ve bakarlar ki, tıs diyen yok.
Hatta tıs diyecek olan da gelir çorba muhabbetine katılır.
O zaman tabela da asarlar…

Ses çıkmayınca,
Yarın kadınların hamileliğine, kızların eteklerine dil uzatacaklar.

Böyle başlar çünkü.
Gelir ilahiyet der.
Gider temelini atar, kurdelesini kesersin.
Baktı ki,
Oh ne güzel.
Bunların vur ensesine al lokmasını…

Sen gel,
Ansızın,
Bu adet yanlıştır de.
Ortalığa uyarılar as.
Fetva ver.
Kimsin? Kimden yetki aldın?

E verir,
Sen oturdukça…

Bak,
Başka mesele.
Havadis yazarlarından Derviş Doğan’dan öğreniyoruz.
Doğruysa,
Diyanet İşleri Başkanı Mersin bölgesinden AKP milletvekili aday adayı imiş.
Çalışmalar sürdürüyormuş…

Ne güzel.
Oranın kamu görevlisi değil.
İstifaya gerek yok.
Burada işler yolunda, orada da yolunda…

İşte,
Ses çıkarmayınca Lefkoşa sokaklarını fetvalarla doldurdular.
Mum yakmak adetten değil.
Peki kına yakmak?

Oturdukça dahası gelecek.
Soruyoruz:
Kıbrıs Vakıflar Dairesi AKP Ankara’sına mı bağlıdır?

Buradaki yetkililerin haberi var mı?

Ortalığı tabela doldurdular.
Fetva veriyorlar.
Bugün bu, yarın başka bir şey…

Sen oturdukça,
Tabela boynuna da asılacak.
O zaman geriye kına kalır.
Eh, yakarsınız artık…