Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ne demek “sol yazarlar” saldırıyor?

“Ne yazıktır ki, tüm bu süreç boyunca gerekli değişikliği yapabilmemiz için destek vermeyen, sadece “hade yap bakalım da görelim” tavrıyla kalem oynatanlar, temel atma töreniyle birlikte yine bana saldırmaya başlamıştır.

Ercan konusunda geldiğim noktayı üç, dört ay önce katıldığım bir tv programında halkımızla paylaşmıştım. O gün bu gündür ses çıkartmayanların şimdi saldırmaya başlamalarının ardında yatan gerçeğin ne olduğu hususunu halkımızın takdirine bırakıyorum.
Olayın başından beri ihaleyi kazanan şirketle ilgili bir sorunum olmadığını, meselenin esasından hareket ederek muhalefet yaptığımı her fırsatta açıkladım. Şirket yetkililerini hükümete geldikten altı yedi ay sonra müzakereleri başlattığımda tanıdım. Aspir konusunda getirdikleri öneriyi doğru bir öneri olarak gördüğüm için destekledim.
TC Başbakan Yardımcısı Adaya ziyaretinde muhatabı tarafından karşılanır ve o muhatap da benim. Temel atma töreninde de bulundum. Bunlar protokol gereği yapılması gerekenlerdir. Başbakan Meclis’te ki nisap sorunu nedeniyle törene katılamamıştır. Ne ilginçtir ki bu nedenle şimdi bazı “sol” yazarlar benim bir protokol gereğini yerine getirmemiş olmamdan hareketle bu konuda uzun süredir ortaya koyduğum muhalefetin doğru olmadığını ima etmeye çalışıyorlar.”
Bu sözlerin tamamı Sayın Serdar Denktaş’a ait.
Konu Ercan devlet Havaalanı…
Diyor ki, “Ben mücadele ettim ama herkes yap da görelim tavrında oldu…”
E icranın başında olan sizsiniz Serdar Bey.
Kaldı ki…
Toplumda bu konuda aykırı ses çıkaran da siz oldunuz.
Siz toplumu ikna ettiniz ki bu işte bir “bit yeniği” var…
Hatta dediniz ki, “Gerekirse mahkemeye giderim…”
Muhalefetteyken.
Sonra iktidar oldunuz…
Herkes sizden adım atmanızı bekledi.
Çünkü siz ikna ettiniz insanları.

Bu havayı da siz yarattınız
Sonra biz bir sabah uyandık ve öğrendik ki, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nda Emrullah Turanlı ile bir araya geldiniz.
O günden sonra da proje aleyhine tek bir kelime etmediniz.
Ve yine önceki gün öğrendik ki, Başbakan size izin vermedi.
Ve yine öğrendik ki 20 bin ağaç da kesilecek…

Utansınlar…
O kocaman arazide…
O kadar yer varken…
“Tek bir ağaç dahi kesmeye gerek olmadan” proje yeniden dizayn edilebilirken…
Durumu  “ağaç kesmeye kadar” getirenler utansınlar…
Konu hakkında Hakan Dinçyürek’ten önce, “gıkı” bile çıkmayan Çevre Bakanları utansınlar…
Projeyi, koca bir kamu sistemini esir edecek şekilde “protokol haline getirip” imza atanlar, utansınlar…
Siz utanmayın ama Serdar Bey…
Siz gereğini yapın.
Siz dediğinizi yapın…
Siz üzerine gidin.
Ben, Ercan’ın yeniden dizayn projesini destekliyorum.
Bir çok şeyi sizden duydum.
Siz bizi ikna ettiniz ki, oralarda yanlış adımlar var.,Şimdi, utanması gerekenlerden hesap sorun.
Şimdi, konuyu mahkemeye taşıyın.

Bakalım, bahsettiğiniz gibi kamuyu esir alan bu “devir imzası” karşısında yargı ne diyecek?
KKTC kamu hakkını koruyacak mı?
Ama “lafla” olmaz.

Ne demek “solcu yazar…”
Eyvallah, Barış, demokrasi ve insan hakkından yana tarafım ve mesleğimi de bu şekilde sürdüreceğim.
Şükür, herhangi bir merkeze de göbekten bağlı değiliz.
Derdimiz belli.
Serdar bey diyor ki, “şimdi bazı “sol” yazarlar benim bir protokol gereğini yerine getirmemiş olmamdan hareketle bu konuda uzun süredir ortaya koyduğum muhalefetin doğru olmadığını ima etmeye çalışıyorlar.”
Tam tersi değil mi yaptığım aslında.
Ben aksine, “Mücadelene sahip çık, gereğini yap” dedim.
“Yapamazsan da özür dile” dedim ya devamında.
Maalesef, “özür dilediniz” ve anladık ki, mücadeleyi de bıraktınız.
“Top başbakanda” da dediniz ya…
O’nu da izleyeceğiz.
Suya sabuna dokunmayan sayın Başbakan’ın, bu alanda ne yapacağını göreceğiz.
Umarım Taşyapı- TT, yatırımı geciktirmeden bitirir…
***

Seviye bu…
BRTK’da yeni stüdyolar açıldı.
HD yayına geçildi.
“Hayırlısı olsun” diyeceğine, “Ben yaptım, ben ettim” diye saldırıyor.
Kim?
Özer Kanlı…
Üstüne demokrasi dersi veriyor.
Dayanamadım…
Döneminin nasıl hatırlanacağı hakkında bir kelam etmek istedim.
Bana cevabı “Hastir…”
Seviye budur.
Bu seviye ile yönetti BRTK’yı.
Bu seviye ile şimdi Cumhurbaşkanlığında türlü planın “senaristi” olarak yaşamına devam ediyor.
Hizibin adresidir.
Kaosun adresidir.
Adamcılığın adresidir.
Bölücülüğün adresidir.
Diyor ki, “Çalmadım, çırpmadım, dürüstüm…”
Onu bilirik zaten.
Çalmaz, çırpmazsın.
Kendi inandıkların doğrultusunda yaşarsın.
İnançlı adamsın.
İnandıklarını “küfür etmeden”, saldırmadan, ötekileştirmeden, düşman yaratmadan savunabilsen…
Ama bu yaşa kadar öğrenemediğin için sayın Kanlı, bundan sonrası için de umudum yok.