Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Ortak tarih Lefke’de yaşıyor

Lefke-Karadağ bölgesinde, madenciler anısına dikilen anıt, törenle açıldı. Açılışa, devlet yetkililerinin yanı sıra Kıbrıslı Türk ve Rum madenciler ile madenci aileleri de katıldı

 

lefke

Gürsel KARAGÖZLÜ

Lefke’de, Karadağ bölgesinde, madenciler anısına dikilen anıtın açılışı düzenlenen törenle yapıldı.  Anıtın açılış kurdelesini Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya, Dev-İş Başkanı Hasan Felek, BES Başkanı Mustafa Yalınkaya, PEO Genel Sekreteri Pambis Kyritsis, eski madencilerden Kıbrıslı Türk Hüseyin Tremeşeli, Kıbrıslı Rum Menelaos Kuzupis kesti.

Madenciler anısına yapılan anıtın açılışına Kıbrıslı Türk ve Rum madenciler ile madenci ailelerinin yanı sıra Milli Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit, Lefke Milletvekili Salahi Şahiner ve çok sayıda Kıvbrıslı Türk ile Rum katıldı.

 

Kuzupis: Yurdumuzu yeniden birleştirmeliyiz

kuzupis

Anıt açılışında ilk konuşmayı Kıbrıslı Rum Menelaos Kuzupis yaptı. Kuzupis 1948’deki grev mücadelesinde yer almış eski bir maden işçisi olarak, 1948 kahraman grevcilerine ithaf edilmiş anıtın açılış töreninin yapıldığı bu etkinlikte, bir selamlara konuşması yapmanın oldukça hislendirici ve heyecan verici olduğunu kaydetti.

Karadağ’da maden de ve Ksero’da maden işçilerinin ortaya koydukları grev mücadelesinin 70 yılı anısına anıtın bu noktaya konması için inisiyatif alan Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya ve bu etkinliği düzenleyen PEO ve Dev-İş sendikalarını tebrik ettiğini söyleyen Kuzupis, şunları kaydetti:

“1948’in ortak mücadelelerinin en temel özelliği grevci Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların taleplerini savunmak, çok zor olan sefil çalışma saatlerinin ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini savunmak yönündeki kararlılıktı. Çok iş kazası oluyordu, hastalıklar işçileri yiyip bitiriyordu, yer altında dehlizlerde ve inşaatlarda yok denecek kadar azdı. Grevin ilk gününden itibaren grevcilere ve ailelerine tüm Kıbrıs halkı tarafından gösterilen dayanışma ve verilen maddi manevi destek duygulandıran boyutlardaydı. Dört bir yandan para, yiyecek, giyecek yardımları ve her türlü yardım geliyordu. 1948 yılı mücadeleleri Kıbrıs’ta işçi hareketinin en zor mücadelelerinden biriydi. 70 yıl sonra işçi sınıfının idealleri için mücadeleyi sürdürme ve yurdumuzu yeniden birleştirme yükümlülüğümüz vardır. Bu mücadelede Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar yanan meşaleyi örgütlü bir mücadeleyle en ön satırda kavuşmak olmalıdır.”

 

Tremeşeli: Gurur duydum

Madenci Kıbrıslı Türk Hüseyin Tremeşeli, anıtın açılışında yer almaktan duyduğu mutluluğu paylaştı ve günün anlam ve önemine ilişkin konuşma yaptı.

Tremeşeli, ” Bugün burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Yıllarca bu madende çalıştım. 1948 grevine katıldım. Bu anıtın dikilmesi ve biz madenciler için büyük bir olaydır. Anıtın açılışını yapacağım için gururluyum. Bizleri de hatırlayan Belediye Başkanı Aziz Kaya ve ekibine teşekkür ederim. Bana bu konuşma fırsatını verdiğiniz için teşekkür ederim” dedi.

 

Kyritsis: Bu mekana kulak verilmeli

PEO Genel Sekreteri Pambis Kyritsis, ” Maden, Amyat ve inşaat işçilerinin bu kutsal mekanda verdikleri büyük ve sarsıcı 1948 mücadeleleri ile ilgili kısa bir atıfta bulunmaktan muazzam bir kıvanç ve heyecan duyduğunu ifade etti.

Kyritsis, “Buradaki madenin yıkıntıları anıları canlandırılmaktadır. Bu mekan, durup iyice kulak verildiğinde anneleri ile gösteri yapıp insani yaşam ve çalışma koşulları talep eden çocukların seslerinin hain grev kırıcılarına utanmazlıklarını haykıran emekçilerin öfkesini sömürge Polisinin açtığı ateşten yaralanan, acı ve kaygı haykırışlarının duyulabileceği bir mekandır. Burada durup, burayı dinleyen bir kişi hem haksızlık hem de istismardan doğan acıyı, sızıyı, hem de örgütlülükle ve mücadeleyle kendi kaderini değiştirebileceği, hayatını ancak ve ancak örgütlülükle ve mücadeleyle onurlu bir şekilde kazanabileceğini idrak eden işçinin öfkesini ve kararlılığını hissedebilir” diye konuştu.

 

Kaya: Bakır zenginliği, adanın talihsizliği olarak yansıdı

Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya, Kıbrıs isminin “cyprum” yani bakırdan geldiğinin en yaygın teori olduğunu söyledi. Bakırın, tüm medeniyetlerce adadaki en çok ilgi duyulan bir zenginlik oluşturduğunu söyleyen Kaya, “İşte bu zenginlik bir yandan da adanın talihsizliği olarak yansımıştır” dedi.

Aziz Kaya, “Tarihsel geçmiş içerisinde bakır, ya adanın uğradığı istilaların önemli bir etkeni oluş, ya bakırın işlenmesi için, zengin orman alanları yok edilmiş ya da  60-70 yıldır Akdeniz’in en önemli çevre felaketi olarak kadermişcesine yaşadığımız CMC atıkları olmuştur. Bir Amerikan şirketi olan CMC tarafından 60 yıl çalıştırılan ve gelişen teknoloji vasıtasıyla bakır, altın ve diğer değerli cevherler hunharca sömürülmüş, adanın her yerinden binlerce işçi özellike tarımsal üretimden koparak buralara çalışmaya gelmiştir. Gerek CMC’nin gerekse İngiliz sömürge yönetiminin baskcı tutumu ve çalışanların çaresizliği sonucu baskı altında çalıştırılan maden işçileri, sonunda uluslararası işçi sınıfının mücadele gününde, 1 Mayıs 1947’de iş başı yapmamış bunun karşılığında şirket 5 gün lockout ilan edilmiştir. Bu olay işçilerle şirket arasındaki ilişkilerin gerginleşmesini ve o güne kadar canlarını yakan hayat pahalılığı endeksine uygun ücret artışı, çalıştırılan fazla mesaisinin hak ettiği kadar ödenmesi, çalışma saatleri, iş güvencesi, işçi ailelerinin de tedavi hakkı, ödenekli izin hakkı gibi konulardaki taleplerin daha yüksek sesle konuşulmasını getirmiştir” diye konuştu.

 

“Direne direne kazanılacağını öğrendiler, öğrettiler”

11 Ocak 1948 günü PEO’ya bağlı Maden şçileri Sendikası ile Kıbrıs Türk İşçi Birlikleri Kuruma bağlı Lefke Madenciler Birliği üyesi 2000 civarında işçi oybirliği ile 5 günlük grev kararı aldığını anlatan Kaya, sözlerine şöyle devam etti: “5 günlük grev esnasında şirket talepleri grev öncesinde olduğu gibi yine red eder üstelik 700 Kıbrıslı Türk işçiyi 1300 Kıbrıslı Rum işçiye karşı sınıf kardeşliğinin kırılması yönünde kullanmaya çalışır. Bu grevcilerin ve tüm halkın daha fazla mücadeleye sarılmalarını getirir. Grev süresize dönerken tüm ada çapında bir yandan destek grevleri yapılır, bir yandan da grev fonuna dayanışma kampanyaları başlar. Yardım parasal olduğu gibi köylerde köylülerin ürünlerinden bağışladıkları kayıtlara geçer. İşçiler ve onlarla dayanışan halk tarafında bu yaşanırken şirket de elinden gelen hertürlü entikayı sahneye koymaya çalışır. Türk ve Rum ırkçılar devreye sokulur, klise başkpiskopos 2. Makarıos nezninde grevi sonlandırmak için aktör olur. Adanın her yerinden Rum, Türk ve  Maronit grev kırıcılar getirilir. Tüm bunlardan şirket elde etmek istediği sonucu elde edemez ve grev krıcılarla 2 haftada cıkardığı cevher ancak normal zamanda çıkarılan 1 günlük cevhere eşit olur.  Grev 125. Gününde sona erer. İşçiler taleplerinin bir kısmını kabul ettirir ve grev öncesine göre nisbeten de olsa daha iyi çalışma koşullarına ulaşır. Kazanılamayan talepler için bir sonraki mücadeleye hazırlanmaya başlarlar. Direne direne kazanılacağını öğrenirler ve öğretirler.”

 

“Bu mücadele, Kıbrıs işçi sınıfınının beyaz sayfalarından biri oldu”

Aziz Kaya, konuşmasının devamında, “Din, dil, ırk farkı gözetmek için sadece daha insanca koşullarda çalışmak, birbirleriyle dayanışarak yaşamak amacı ile yaşanan bu mücadele Kıbrıs işçi sınıfı mücadelesinin en beyaz sayfalarından biri olmuştur” ifadelerine yer verdi.

Kaya, şunları kaydetti: “Bu mücadelenin yer aldığı Lefke’nin, Skolyodisa, ve Gemikonağı iş alanları Lefke Belediyesi sınırlarında bulunan alanlardır. Bu beyaz sayfanın anısına bir anıtın yapılması bizlerin bugüne kadar o dönemdeki insanlara borcumuz olarak süre gelmiştir. Bugün, o mücadele ve dayanışma deneyimi anısına bu anıtı açarak ve meydan düzenlemesi yaparak geçte olsa borcumuzun bir kısmını ödemiş sayılırsak bu bizler için bir onur olacaktır. Ben buradan bu eseri maharetli elleri ile ortaya çıkaran Tahsin Albulut hocama,  Mehmet ustaya, çok kısa bir sürede meydan düzenlenmesinin büyük bir kısmını gerçekleştiren mesai arkadaşlarıma, gerek anıt açılışı gerekse ardından devam edecek olan programın oluşturulmasına katkı koyan özel olarak teşekkür ederim. PEO, DEV-İŞ ve BES sendikalarına teşekkür ederim. Bu anıtla birlikte hedefimiz, yaklaşık 4000 m2 olan bu alanın açık hava maden müzesi ve gezi alanına dönüştürmektir. Grevin başlangıç günü olan 13 Ocak’ta bu amacımıza bir adım daha ulaşmak için yine sizlerle birlikte buralarda olmayı hedeflemekteyiz. Birde Kıbrıs türk sendikacılığının en mücadeleci kişilerinden, 1948 Lefke Maden Gerevi etkinliklerine hep katkı koymuş ve bir süredir mücadele etmek zorunda kaldığı, hastalığı olmasa herkesten fazla şu an burda olmak istediyeceğine emin olduğum Dev-İş eski bakanı Mehmet Seyis kardeşime  selamlarımı iletiyor acil şifalar diliyorum.”

 

1949 maden grevindeki fotoğraflar sergilendi

Anıt açılışından sonar, Lefke Atatürk Kültür Merkezi’nde, CMC ile ilgili fotoğraf ve o dönemde basında çıkan küpürler sergilendi. Serginin gezilmesinden sonra, Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya, Dev-İş Başkanı Hasan Felek, PEO Genel Sekreteri Pambis Kyritsis, Türk madenciler adına Enver Bıldır ve Rum madenciler adına Menelaos Kuzupis birer konuşma yaptılar. Etkinlik, Lefke Belediyesinin verdiği izaz ikram ile sona erdi.

 

 

Eski madenciler ve aileleri ne dedi? Eski madenciler ve aileleri ne dedi?

 

 

Derviş Kutret (Petro) (Madenci):

“1954-1968 yılları arasında CMC madeninde işçi olarak çalıştım. Madende Türk ve Rumlar birlikte aynı yerde çalışırdık. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. 1948’de CMC maden işçileri çalışma koşulları ve maaşları ile ilgili ortak grev yaptığını biliyorum ve o dönemde greve katılan arkadaşlarımdan öğrendiğime göre Türkler ve Rumların bu grevi Lefke’de birlikte yaptıklarını, CMC tarafından ve her iki toplum liderlerinden baskı gördüklerini öğrendim. Bugün madende çalışan Türk ve Rum madenciler anısına buraya bu anıtın dikilmesi beni gururlandırdı. İftihar ettim, madencileri düşünen ve bir anıt diken oldu. Anıtın yapılmasında tüm emeği geçenleri yürekten kutlarım.Ailem ve tanıdıklarımı buraya getirdiğim zaman işte bende bu madende bu şartlarda işledim diyebileceğim. 90 yaşında Rum madenci arkadaşım var ve halen görüşüyoruz.”

 

Cemal Anıl (Maden çalışanı):

“1962-1974 yılları arasında Güneyde kalan Fugasa ‘da merkezi binasında muhasebeci olarak çalıştım.  1920- 1974 yılları arasında CMC ye ait madenlerde 7000 kişi madende çeşitli görevlerde çalıştılar. 1960 yılına kadar Mühendis ve teknik ekipler İngiliz ve Amerikan vatandaşları idi. 1960 yılından sonra bu görevleri Türk ve Rumlarda yapmaya başladı. Maden işçileri hep Türk ve Rum vatandaşlarıydı. Nüfus oranına göre Rum maden işçileri daha fazlaydı. Benim çalıştığım sürede maden grevi olmadı. 1948 yılında bir grev olduğunu duydum. Bu grevin haklarını alamamalarından yaptığını öğrendim. Bugün madenciler için bir madenci anıtı açılışı için burada bulunmaktayım. Anıt konum olarak çok güzel bir yere Karadağ’da madenin hemen başlangıç noktasına yakın, Karadağ CMC evlerinin yanlarına yapıldı. Yapılan bu anıt madene girişte ve çıkışta bir madencinin taşıdığı tüm aksesuarlar konmuş tam madenciyi anımsatan bir anıt oldu. Bu anıtın burada olması beni gururlandırdı ve mutlu etti. Tüm katkı koyanlara teşekkür ederim.”

 

Yannis Gondayannis (Madenci ailesi):

“Babam, 23 yaşında madene girdi. 1945-1974 yılları arasında CMC madeninde çalıştı. 86 yaşında geçen sene vefat etti. Ben bu anıtın tüm madenciler anısına açılacağını duyduğum ve buraya geldim. Çok mutluyum.  Babam 1948 yılındaki greve katıldı ve grevin öncülerindendi. CMC bunu öğrenince babamı işten durdurdu. Babam haksızlığa dayanamayan bir kişi idi. Kısacası komünistti. Babam madene Vreşa’dan gelirdi. Şimdi Perosterona da kalırım. Bu anıtın Türk ve Rum madenciler anısına açılacağını duyduğum için buraya geldim. Şu anda çok sevinçliyim, titriyorum ve sevinç den uçacak gibiyim. Bu anıtı görünce babamı görmüş oldum. Çok duygulandım. Babam gözümün önüne geldi.”