Kıbrıslı ahali o güne kadar böyle bir şey ne görmüş ne işitmişti…
…
Aylardan temmuz.
Yıl 1878.
Sıcak adamakıllı yakmakta.
Yüz kişilik bir İngiliz kafile Larnaka’dan Lefkoşa’ya hareket etmek üzere.
Bu gerçek olay bilinir:
“Şilinler önde İngilizler arkada…”
…
Kafilenin en önünde iki katır.
Katırlar süslü püslü.
Yükleri ağır.
O yüklerin ağır olmasının sebebi, içinde yeni kesilmiş İngiliz şilinlerinin olması.
Amiral Lord John Hay, sekreteri ile birlikte kafilenin en arkasında…
…
O günlerde Kıbrıs’ta durum vahim.
Memurlar, askerler maaşlarını alamamakta.
Alacaklılar kan ağlamakta.
Çaresizlik hakim.
Kimse yüzlerine bakmamakta.
Üstelik, o güne kadar memurun, askerin ve de tüm çalışanların dış bir ülkeden ödendiği görülmemiştir.
Durum budur…
…
İngiliz her zamanki gibi cingöz.
Katırlara yüklenen para ile muhtemel bir isyanın çıkması önlenebilir düşüncesi ağır basmakta.
Yani, isyan falan çıkarsa kurşunla değil, parayla yatıştırılacak…
…
Neticede, kafile yola koyulur.
Kan ter içinde Mağusa Kapsı’na varılır.
Beklenen olmaz.
İngilizler, Türklerin misafirperverlikleri ile karşılanırlar.
Zaten İngiliz, herhangi bir başkaldırı olmasın diye, adaya şilinlerle geldiğini çoktan duyurmuş…
Bu yüzden her şey güzel gider…
…
Fakat, İngiliz adayı almak için tez davranır.
Ferman bile gelmemiştir.
Henüz kimsenin bu işten haberi yok.
İngiliz’in tedirginliği bu yüzden.
Neyse ki hiçbir mesele çıkmaz.
İstanbul, o sıralarda, bir Paşa ile birlikte adayı İngiliz’e devrettiğine dair fermanı Vali’ye ulaştırmıştır.
Böylece, İngiliz’in tedirginliği ortadan kalkar…
…
Kafile Mağusa Kapısı ile bir handa dinlendikten sonra doğru Vali’nin kapısına dayanır.
Devir işlemi yapılır.
Ardından Baf Kapısı’nda İngiliz bayrağı çekilir…
…
İngiliz’in ilk Kıbrıs Valisi General Sir Garnet Wolseley adaya 20Temmuz günü gelir ve aynı gün Yüksek Komiser olarak görevine başlar…
…
Bayrak, Baf Kapısı’nda dalgalandıktan sonra İngiliz işe koyulur.
Gerçekten de çalışan kesimin maaşları ödenir.
Vali de dahil.
Yönetimden alacağı olanlar da alacaklarını alırlar…
…
O güne kadar vergiden beli bükülen, haraçtan anası ağlayan yerli insanlar, gıcır gıcır yeni kesilmiş Viktorya gümüşlerini cebine indirirken şaşkındırlar…
Çünkü maaş dışarıdan gelmiştir…
…
İki tane 20 Temmuz günü tarihte önemli yer tutar.
Biri, İngiliz Valisi’nin 20 Temmuz’da göreve başlaması, diğeri Türk askerinin yüz yıl kadar sonra bir 20 Temmuz günü adaya çıkarma yapması…
…
O gün bugündür dışarıdan maaş almayı öğrendik.
Hele bir aksilik olsun!
Dikleniriz…
Hükümet yatıştırır:
-Merak edilecek bir şey yok. Para geldi. Maaşlar ödenecek…
…
Halkın görevi, parasını almazsa homurdanmak…
Hükümetin görevi halkı sakinleştirmek; dışarıdan gelecek parayı ayarlamak…
…
Paralar ha katırlarla gelir ha şimdiki olanaklarla.
Fark etmez.
Ortak nokta geliyor olması…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























