Bu sözler CTP’ye başkanlık yapan ve CTP’yi iktidarın büyük ortağı yapan bir isme ait…
Kime?
Mehmet Ali Talat’a…
CTP’lilerin tüm eleştirilerine ve “parti içine müdahale” ediyor söylemlerine rağmen…
Ortada bir tespit var.
Öneri var.
Tartışılacağını bilse de, “önerisini” yapabiliyor.
“Otorite” dediğimiz şey de böyledir.
Talat’ın söyledikleri yalan mı?
Değildir.
Maalesef değildir. CTP de birçok konuda “UBP’lileşme” yaşamaktadır.
UBP’yi, UBP yönetimini ve UBP tabanını yıpratmayan, UBP’de tartışılmayan bu noktalar, CTP’de derin yaralar açmaktadır.
Dolayısı ile Talat’ın bu çıkışı, “CTP’yi yönetenlerin kendilerine bile söylemekten korktuğu” gerçeklerdir.
Havadis Gazetesi’nde dün manşete taşıdık.
Baykan Gürses Özdağ’a konuştu Mehmet Ali Talat.
Ne dedi bir daha hatırlamakta fayda vardır:
“CTP uzun bir süredir erozyon yaşıyor. Bir tahammülsüzlük yaşanıyor. Seçimlerden sonra hükümet oluşumunda bunu yaşadık. Kiminle hükümet kuracağı tartışmalarını bile kendi içinde tartışamadı, sokakta tartıştı.
Birisi, birilerinin dışında bir görüş ortaya koyunca da hep birlikte saldırdılar. Sosyal medya partinin tartışma platformu haline geldi.
CTP’nin iktidar olması, uzun süre iktidarda olmasında, insanlar birtakım menfaatler talep etti. Bunlar, CTP’de bazı bozulmalara yol açtı. Çok büyük bir yanlış daha var, delegelik gibi bir mekanizma gündeme geldi. Eskiden yoktu.
İlçe ve kurultay delegeleri seçilirdi. Bu delegeler, yeni seçimler yapılıncaya kadar partinin bütün işlerini yürütür, kurultayda genel başkanı seçer, eskiden burada görevleri biterdi, şimdi bitmez. Dönerler, belediye başkanını, milletvekillerini seçerler. Delegelik bir mevki oldu.
Kimdir bu arkadaş denir, CTP’nin filanca delegesi. Bunlar UBP’ de vardı. UBP bu nedenle hep kaoslarla yaşadı.
Parti, onları hoş tutmak zorunda olur, çünkü kurultay var ve aynı delegeler burada da oy kullanacak. CTP, örgüt yapısını UBP’ye benzettikçe bundan büyük zarar gördü. Zamanında kolaylık olsun diye yapılan delegelik sistemi CTP’yi UBP’ ye benzetti. Delege sisteminden vazgeçilmesi lazım. Delegeler sadece ilçe yöneticilerini, genel başkanı ve Parti Meclisi’ni seçmelidir.
“Milletvekili adayları bir bir delege gezdi. Adayları Parti Meclisi seçmeliydi. Delegeleri gezerek, bana ya da filana oy ver ya da verme demek CTP geleneğine aykırıdır. Ama öyle bir sistem kuruldu ki, CTP geleneğine aykırı sistem normal oldu. Bugün kavga ettiği söylenen aynı arkadaşlardır.
Bu arkadaşların kutuplaşacak bir geleneği yoktur ki. Ama sistem bu noktaya getirdi ki, maalesef bu kutuplaşma oldu. Sorun sistemdir, insanların dünya görüşleri değişmedi. Hepsi de hem CTP’yi hem de Kıbrıs Türkü’nü çok seven insanlardır.”
***
CTP’nin tespiti nedir?
CTP’de bir süreden bu yana tartışmalar ayyuka çıktı.
Mevcut tüzük değişecekti? Adım yok.
Kurultaya yönelik hesaplarla, “atamalar” sürekli geciktiriliyor.
Bu noktadan sonra yapılacak üst düzey atamaların “kurultaya hizmet etmeyeceğine” ne inandıracak kamuoyunu…
Talat bir tespit yapmıştır.
Öneri de ortaya koymuştur.
Peki CTP bu noktada ne düşünmektedir.
Hiç öğrenemeyeceğimiz kesindir.
Belki münferit olarak, birileri çıkacak ve Talat’a katılacak…
Ya da katılmayacak…
Kurumsal olarak CTP’nin adım atmasını beklemeli miyiz?
Belki kurultaydan sonra…
***
Kalyoncu aday olabilir
Asım Akansoy’un da…
Mehmet Çağlar’ın da…
Adaylıklarını geri çekerek, Ömer Kalyoncu’nun adaylığına destek verecekleri konuşuluyor.
Kalyoncu aday olur mu?
Böyle bir ittifakın başına geçebilir.
Kurultayda ne yapar?
CTP delegesi karar verecek.
Cuma günü Asım Akansoy bir araya geldi Özkan Yorgancıoğlu ile…
Dün de Ömer Kalyoncu.
Kalyoncu aday olacaksa, bunu kamuoyundan önce Özkan Yorgancıoğlu bilecek. Kalyoncu’nun disiplin anlayışı da bunu gerektiriyor.
Dünkü görüşmenin içeriği, merak konusu…
***
KTÖS “öğretmenleri” mercek altına aldı
KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ile dün uzun soluklu bir telefon görüşmemiz oldu.
Bugün, altı okulda uyarı grevi var.
KTÖS’ten gelen mesaj şu şekildeydi, haber merkezine:
“Bugün 11.20- 12.40 arasında Paşaköy Eşref Bitlis İlkokulu, Yedidalga İlkokulu, Gemikonağı Erdal Abit İlkokulu, Şht.Doğan Ahmet İlkokulu, Çatalköy İlkokulu ve Karşıyaka İlkokulu’nda sorunların çözümsüzlüğüne dikkat çekmek için uyarı grevi olacaktır.”
Uyarı grevi nedeni, “öğretmen atamalarının durması.”
Emekliliği gelen ve ayrılan öğretmenler var.
Yurt dışında olan öğretmenler var.
Hamilelik iznine ayrılan öğretmenler var.
Bu da, birçok okulda ciddi öğretmen açıkları ortaya çıkarıyor.
Çeşitli gerekçelerle, öğretmen ataması durduruldu.
Kamu ciddi bir mali sıkıntı içerisinde.
2013’te hükümetin kımıldayacak alanı dahi yok.
Ancak, eğitim de bu kapsamda mı ele alınacak?
Tartışma nedeni de budur.
Gelelim sohbetin diğer kısmına…
“Nasıl olur da üç- beş hamile, üç- beş emekli olunca eyleme kadar giden bir sıkıntı yaratır?” diye sordum.
Daha önce de gündeme gelmişti ama.
Sayın Elcil yine tekrarladı:
“Öğretmen maaşı alan ama görev yerine gitmeyen öğretmenler var. Buna göz yumuluyor. Öğretmen kadrosunda olan ama vereceği ders olmadığı için ders vermeyen öğretmenler var. Psikolojik sorun yaşadığı için okullarda olmaması gereken öğretmenler var. Daha önceki bakanlara da söyledik. Sayın Arabacıoğlu’na da açık çağrımız vardır. Bir an önce öğretmen yapısını ele almamız ve bu konuda adım atmamız kaçınılmazdır. KTÖS, buna hazırdır.”
İsim isim de KTÖS, hangi öğretmenin ne yaptığını biliyor.
Bana da saydı Sayın Elcil.
Burada yazmıyorum.
Ne demiştik daha önce:
“Her meslek için önde kendi meslek örgütleri tepki koymalı. Öğretmenlik mesleğine zarar veren varsa, KTÖS buna öncelikle karşı çıkmalı…”
KTÖS’ün bu bağlamdaki çağrısı önemlidir.
Elcil, “Biz bu isimleri, raporlarla birlikte eğitim bakanlığı ile paylaşmaya hazırız” diyor.
Değerlendirilmesi gereken bir öneri…
































