Köşe Yazarları

Orta doğu ve Kıbrıs


Dünya yeniden  büyük karışıklıklara doğru yol almaktadır. Kıbrıs da bulunduğu bölge itibarıyla, bu karışıklıklardan çok etkilenecektir.

Orta Doğu ve Kıbrıs’taki karışıklıkları iç sorun olarak değil, DIŞ SORUN olarak değerlendirmek daha doğru olur.

Harita’dan da görülebileceği gibi, Orta Doğu Petrol üretiminin yanısıra, büyük devletlerin güç gösterisinin de merkezidir.

Son olarak Şii HUSİ’lerin, Saudi Arabistan devletine ait petrol şirketi Saudi Aramco tesislerine düzenlenledikleri saldırı, daha büyük karışıklıkların da habercisi olarak değerlendirilmelidir.

Son saldırı neticesinde düşen üretim sonrası,  ham petrolün fiyatı yüzde 20 artarak 72 dolar seviyesine yükseldi.

Yemen’de Saudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı savaşan Şii Husiler 10 insansız hava aracıyla (İHA) cumartesi günü Saudi Aramco’ya ait iki fabrikaya saldırı düzenlemişti.

Yapılan açıklamada saldırı sonrası dünyanın en büyük petrol  ihracatçısı konumunda olan Saudi Arabistan’da petrol üretiminin yüzde 5 oranında düştüğü, fiyatların da Körfez Savaşı döneminden bu yana ilk kez gün içerisinde bu kadar arttığı kaydedildi.

Yetkililer Abkayk ve Khurais’teki petrol tesislerine düzenlenen saldırı sonrasında Batı Texas ham petrol varil fiyatının da yüzde 15,5 oranında artarak 63,34 dolara yükseldiğini duyurdu.

Saudi Arabistan Yetkilileri saldırının arkasında İran’ın olduğunu ileri sürerken, Amerika da bu yönde açıklamalarda bulundu.

Aslında, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de Amerika ve Rusya’nın ENERJİ SAVAŞLARI tüm hızıyla devam etmektedir.

Amerika;  Rusya, Türkiye ve İran yakınlaşmasından hiç de memnun değildir. Üstelik Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füzelerini alması, Amerika’nın bölgesel politikasına karşı bir hamle olarak değerlendirilmektedir.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin GAZ aramalarının arkasında Amerikalı ve Batılı şirketlerin olduğu da mutlaka  dikkate alınmalıdır.

Kıbrıs sorunu, artık, Kıbrıslıların sorunu olmaktan çoktan çıkmıştır.

Türkiye’nin son günlerde Kıbrıs konusunda atmaya çalıştığı MARAŞ hamlesi, İki devletli çözüme EVET diyebileceği şeklindeki açıklamaları, daha geniş bir çerçeveden ele alınmalıdır.

Türkiye’nin Kıbrıs Sorununda atmaya çalıştığı yeni adımlar, Kıbrıs Rumlarının adayı tek başına idare etme politikalarına karşı, bu duruma İZİN VERMEYECEĞİNİN İLANIDIR.

Kleridis’le 1978lerde yaptığım bir görüşmede, “Kıbrıs Sorunu ne zaman bitebilir” şeklindeki soruma, Kleridis, “Orta-Doğu sorunu çözüldüğü zaman” demişti.

Biz Kıbrıslılar, Kleridis’in bu değerlendirmesini haklı çıkartacak her adımı atmaktan çekinmedik.

Kıbrıslılar uzlaşmadıkça, zaman içerisinde, yabancı güçler ve onların  bölgedeki çıkarları daha da güçlendi.

Rusya’nın Rum politikacılar üzerindeki maddi kontrolü ve ŞANTAJ politikaları Annan Planı sürecinde ve son olarak Montana’da çok etkili oldu.

Batı ve Amerika da şirketleri vasıtasıyla, Türkiye’yi baskı altına almaya çalışıyorlar.

Bu baskılar arttıkça, Türkiye de Rusya’ya ve İran’a daha fazla yakınlaşmaya başladı.

Bu yeni kutuplaşmalar Orta Doğu’da ve Kıbrıs’ta daha büyük çatışmaların zeminini yaratmaktadır.

Kıbrıslılar bir an önce akıllarını başlarına toplamazlarsa, Kıbrıs’ı yeni felaketler beklemektedir.

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı