Kulağa ne kadar da itici geliyor!
Doğru cevap, pek tabii: “Her ikisi de kötü” olmalı!
İki Toplumlu Suç ve Suçlara İlişkin Teknik Komite, belki de en iyi çalışan komitelerden biridir. Başında da hemen hemen tüm Kıbrıslı Türklerin güvenini sağlamış olan Emekli Başsavcı Yardımcı Muavini ve avukat Hakkı Celal Önen bulunmaktadır.
Bu değerli hukukçumuzun ismini nereden mi hatırlıyorsunuz?
Cumhurbaşkanı tarafından, YÖDAK soruşturmasında ve Başbakan tarafından, Boğaz Karakolu’nda, hücresinde asılı vaziyette ölü bulunan kişinin akıbetinin soruşturmasında görevlendirilmişti.
Basına vermiş olduğu demeçlerden; iki tarafın da katil zanlılarını, birbirlerine karşılıklı olarak iadeleri için yoğun uğraş içerisinde oldukları anlaşılmaktadır.
Umalım ve dileyelim ki; başarılabilsin ve iadeler gerçekleştirilsin.
Katilin/suçlunun, Türkü ya da Rumu olmaz… Olamaz! Bu tür olayların iki tarafta da yaratmış olduğu güvensizliği ve açmış olduğu derin yaraları düşünün. Geride kalan ailelerin yerine koyunuz kendinizi… Empatisi imkansız! Düşünmesi bile korkunç, ürkütücü…
Güzelyurtlu Cinayeti sonrasında, ailesi tarafından AİHM’de açılan dava sonucunda; ortaya, iki tarafın da işbirliği yapması gerektiği sonucu çıkmıştı. Başka bir şey zaten beklenemezdi.
Peki, gereği bugüne değin yerine getirildi mi?
Şüphesiz ki; hayır!
Hazır elinize bu karar da geçmişken, gecikmeksizin tempoyu artırmalı ve hedefe odaklanmalısınız.
Bu konu, siyasi rant tarafı düşünülmeden, insani yönüne bakılarak, üzerine düşülmeli ve tüm ilgili ve yetkililerce ele alınarak, bir an önce çözüme kavuşturulmalıdır.
Hasan Işık Özgöçmen’in katil zanlısı ile Gökhan Naim’in katil zanlısının güneyde olduğu bilinmektedir.
Buna karşın; şu an kuzeyde bulunan altı kişinin, güney adaletinden kaçarak, demir parmaklıklar ardında olduğu bilinmektedir.
Ailelerinin, sevenlerinin acılarını biraz olsun hafifletmek, birincil göreviniz olmalıdır.
Güven yaratıcı önlemlerin en büyüğü ve en anlamlısı, karşılıklı olarak bu suçluların değişimi olacaktır. Bu husus, telefondan da, elektrikten de, mayınlardan da daha önemlidir.
Suç ve Suçlara İlişkin Teknik Komite’nin sürmekte olan çabalarına, Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı da katılmalı ve bu amaç için seferber olmalıdır. Tüm mesailerini bu hususta harcamalılar ve bu işi başarmadan, başka bir konuya asla angaje olmamalıdırlar.
İnsanlık; siyasetten de, tanınmadan da, düşmanlıktan da kat kat üstün olduğunu artık kanıtlamak zorundadır.
İnsanlık kaybedildikten sonra, geri kalan her şey nafile!
































