İletişim tüm ilişkilerin temel yapıtaşlarından biri. Fakat farklı deneyimlere, bakış açılarına ve değerlere sahip iki kişi bir araya gelince iletişim konusunda işler pek de yolunda gitmeyebiliyor, özellikle de romantik ilişkilerde. İki kişi arasındaki iletişimin akışı ise ilişkinin nereye gideceğinin en büyük göstergesi; ömür boyu birliktelik mi yoksa hayal kırıklığı mı?
Sağlıklı iletişim ne demek?
İletişim kurmayı iki yönlü bir yol gibi düşünebilirsiniz. Bazen çiftler iletişim kurduklarını zannederken söylediklerinin birbirlerini teğet geçip gittiğini fark etmiyorlar. İkili ilişkilerde, eşinizle ya da partnerinizle sağlıklı iletişim kurabilmek demek karşı tarafın düşüncelerini, duygularını ve endişelerini, onun size sunduğu şekliyle, üzerine yorum katmadan, savunmacı bir tavır takınmadan, duyduklarınızı iki tarafın faydasına olacak şekilde sindirmek demek. Anlayışlı bir konuşma ve algılayıcı bir dinleme yumuşak, akışkan ve iki taraf için de pozitif bir ilişkinin şekillenmesine aracı olacaktır. Biraz karışık görünüyor belki ama değil aslında.
Aile ve Evlilik Danışmanı olarak çalıştığım çiftlerden şu ifadeyi sıklıkla duyuyorum “beni dinlemiyor/ anlamıyor!”. Karşı taraf ise genelde dinlediğini ya da anladığını iddia ediyor. Eminim ki sizin de zihninizde benzer senaryolar canlanmıştır. Dinlenmediğini, anlaşılmadığını iddia eden taraf önemsenmediğini düşünerek öfke ve hayal kırıklığı yaşarken; dinlediğini ve anladığını iddia eden taraf ise elinden geleni yapmasına rağmen anlaşılmamanın getirdiği şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaşıyor.
İkili ilişkilerde yaşanan sorunların temelinde çoğunlukla çiftlerin sağlıklı iletişimin gereklerini bilmemeleri ya da yerine getirememeleri yatıyor. Bireyler ellerinden gelenin en iyisini yaptığını düşünerek karşı tarafı düzeltmeye adıyor kendini. İki taraf için de “en iyisini yapma” durumunun geçerli olduğundan eminim; çünkü herkes kendi bildiği doğrular çerçevesinde iletişimini şekillendirmeye çalışıyor. Ancak bu ikilem burada müdahale gerektiriyor.
Şu örnek üzerinden gidelim:
Kadın “bugün çok yoruldum!” diye şikaye ediyor, erkek ise “Ben bir haftadır bu haldeyim. Sabahlara kadar çalışıyorum, bir de sabah erkenden kalkıp işe gidiyorum!” diyerek karşılık veriyor. Öncelikle iki taraf açısından durumu anlamaya çalışalım. Kadının beklentisi karşı tarafın anlayışı ve ilgisi iken, göremediği ilgi yanında durumun kendi üzerinden adamın üzerine dönüyor olması da cabası! Fakat erkeğe sorarsanız, tam da sağlıklı bir iletişimde gerektiği gibi, empati göstermeye çalışıyor; ama “kendince”.
İşleri kendi bilgi arşivimiz ve deneyimlerimizle gerçekleştirmeye çalışırız. Bizim için “en iyi”nin sınırlarını bu bilgiler çizer. Kültürümüze baktığımızda “seni anlıyorum”un karşılığı genelde “ben biliyorum” olarak ifade buluyor. Empatik olmaya çalışan erkeğin anlatmaya çalıştığı “ben de yaşadım, birinci elden deneyimledim, yorgunluk dayanılmaz bir şey, seni çok iyi anlıyorum”. Burada sorun yok gibi görünüyor. Sorun, durum şöyle şekillenmeye başladığında ortaya çıkıyor: Erkek, kadını üzmek istemeden, onu anlamaya çalıştığını göstermek için bu ifadeyi kullanıyor. Beklediği tepkiyi alamayan, ilgi ve şefkat görmeyen kadın ise kendi deneyimlerinden yola çıkarak erkeğin kendisini üzmek için bu tepkiyi verdiğini düşünebiliyor. Aslında erkek ona “benim durumum senden daha kötü, şikayet etmeyi bırak!” demeye çalışmıyor. Bu örnekte iki tarafın ifade etmediği “gizli” mesajları ne kadar masum görünüyor; ama ifade ettikleri, sonucu tartışmaya, küskünlüğe götürebiliyor.

İşte burada sağlıklı, yapıcı iletişim becerileri devreye girmeli. Genelde iletişim sırasında karşı tarafa zarar verdiğimizi farketmiyoruz. İnatlaşmaya, kendi açımızdan anlatmaya çalıştığımızı karşı taraf anlamış gibi diretmeye devam edebiliyoruz. Evet bunun pek çok nedeni olabilir ancak romantik ilişkilerde en sık rastaladığım nedenlerden biri hatanın nerede olduğunu anlamaya çalışmak yerine hatanın kimde olduğunu bulmaya çalışmak, tek taraflı kazanmaya odaklanmak. Bu tekniği eğer bir politikacı ya da avukatsanız, ya da bir ürün satmaya çalışıyorsanız kullanabilirsiniz tabii ancak ikili ilişkilerde, özellikle de romantik ilişkilerde bu yöntem işe yaramaz. Tek tarafın kazanması romantik ilişkilerde süreci “kaybet-kaybet” durumuna sürükler; sonuçta ilişki zarar görür ve ömür boyu mutluluk hayalleri yerini hayal kırıklıklarına bırakır. Bunun tam tersi, iki tarafın duygu ve düşüncelerini anlayarak, talepler karşısında ortak ve uzlaşıcı bir noktaya yönelmektir; yani “kazan-kazan” yöntemini kullanmaktır.
İletişim sırasında yapıcı olabilmek için, inatlaşma başladığı anda durup neden ya da ne için inatlaştığınızı anlamaya çalışmalısınız. Durumla ilgili kendi payınıza düşeni üstlenmek bunun ilk adımıdır. Tartışmaya neden olan konuyu küçük parçalara bölmeyi deneyin. Sizi neyin üzdüğünü, ne beklediğinizi parçalar halinde anlatmaya çalışın. Anlaşılmasını istediğiniz, endişelendiğiniz, sizin için önemli olan noktaların altını çizin. Aynı şekilde partnerinizin de önem verdiği ve anlatmaya çalıştığı şeyi ifade etmesine izin vererek onun neyi önemsediğini anlamaya çalışın.
Kendinizi ifade ederken kullandığınız sözcüklere de dikkat etmelisiniz. “Böyle yapmalıydın/ yapmalısın” gibi suçlayıcı ifadeler yerine “bir dahaki sefere böyle yaparsan kendimi daha iyi hissedeceğim” gibi yapıcı ve ılımlı ifadeler kullanmayı deneyin. Tabii bu arada kendinizi de değerlendirin, ne yaptığınızı ve ileride ne yapmanız gerektiğini belirleyin. Sağlıklı ve yapıcı iletişim karşılıklı sorumluluk gerektirir.
Siz ne kadar heycanlı veya sinirli iseniz karşı taraf da aynı şekilde tepki gösterecektir. Karşılıklı anlayış ve çözüm için sakin olmalısınız. Eğer sakinleşemiyorsanız, yapacaklarınızla ya da söyleyeceklerinizle karşı tarafı ve elbette kendinizi de incitmemek için ortamdan bir süre uzaklaşmanızda fayda var. Çıkıp bir yürüyüş yapın ya da farklı bir ortamda size iyi gelecek herhangi başka bir aktivite. Karşı tarafın da sakinleşmesi ve durumu anlaması için ona da aynı töleransı göstermelisiniz. O, aynı duruma sizin gibi bir tepki gösteremeyebilir ya da sizin kadar kolay sakinleşemeyebilir, anlayışlı olmalısınız. Bu tür durumlar için partnerinizle “duygular kontrolden çıktığında durmak” gibi bir anlaşma yapabilirsiniz. Duygular dinginleştiğinde daha yapıcı bir şekilde konuşabileceksiniz, emin olun!
Karşı tarafı duyabildiğiniz için iyi bir dinleyici olduğunuzu ya da konuşabildiğiniz için kendinizi açık bir şekilde ifade edebildiğinizi düşünebilirsiniz. Ancak sağlıklı bir romantik ilişki geliştirmek ve sürdürmek pek çok karmaşık iletişim becerisi gerektiren, bilgiye ve pratiğe dayalı bir süreçtir. Zor olması ise başaramayacağınız anlamına gelmez. Sağlıklı bir ilişki ve iletişim geliştirmek için başvurabileceğiniz pek çok kaynak olduğu gibi bu konuda yardım alabileceğiniz uzmanlar da var. İletişim kurmak karşılıklı anlayış, bilgi ve sabır gerektiren zahmetli bir iştir. Ancak bu beceriler ilişkinizin anlaşmazlıklar nedeniyle hayal kırıklığına dönüşmesini önleyecek, ömrünü uzatacaktır. Çabalamaya değer mi, siz karar verin.
































