KKTC’deki ilköğretim ve ortaöğretim okullarında öğrenim gören 53 bin öğrenci var. Ekim ayının başından beri ülkede seyrekleştirilmiş sınıflar şeklinde yüz yüze eğitim de devam ediyor. Geçtiğimiz hafta içinde bazı okullarda 3-5 çocukta covid vakası görününce vatandaşta yine bir panik havası hakim. Elbette herkesin çocuğu önemli ancak çocuklarımızı panik yaparak koruyamayız. Ancak doğru önlemleri alırsak koruyabiliriz. Önce covid-19 salgını için gerekli kişisel önlemleri almakla başlamak gerek… Önce vatandaş olarak yapmamız gerekenleri yapalım ve ondan sonra diğer kurumların yapmadıklarını eleştirelim.
Kesinlikle devletin alması gereken önlemler de var. Bu konuda ne yazık ki ortada ciddi bir karmaşa ve sürekli değişen kararlar ve topluma güven vermeyen bir hükümet var. Aslında hükümet da yok ya!
Böylesi bir ortamda okullar yüz yüze eğitime devam etmeye çalışıyor. Okulların açılmasının üzerinden bir aylık süre geçti. Okullardan, sendikalardan işlerin doğru gitmediği yönünde haberler geliyor.
KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, “Vaka nerede var, nerede yok bilmiyoruz. Dershaneleri denetleyen kimse yok. Okullarda gerekli önlemler alınırken, bulaşın olduğu bu dönemde sınavlarla ilgili çalışmalar yapılıyor. Okullarda öğretmen eksiği var, risk grubunda olan öğretmenler için herhangi bir çalışma yok. Gelinen bu aşamadan tamamen Sağlık Bakanlığı sorumludur” diyor.
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Tahir Gökçebel ise basına yaptığı açıklamada “Her hangi bir kamu spotu, medyada yayımlanan bir bildiri, hiçbir şey yok. Eğitim Bakanlığı ne yaptığını bilmiyor. Toplum sağlığı giderek tehlikeye atılıyor, kantinlerde herhangi bir denetim yok seyreltilmiş olmasına rağmen hiçbir çalışma yok. Her okul için sürdürülebilir bir bütçe yok. Hijyen malzemesi biten okullar, ailelerden tedarik ettiği kadar ilerliyor. Okullarda sınıflarda mesafe için hiçbir çalışma yapılmadı. Özellikle toplu taşımalarda önlem yok, ateş ölçülmüyor. Özel okullarda vaka sayısı gizleniyor herhangi bir açıklama yok. Bu dönemde endişelenmemek mümkün değil. Risk grubunda olan öğretmen ve öğrenciler için planlama yok.” diyor.
İki öğretmen sendikasının yaptığı açıklamalardan anladığım, öğretmenler devletten daha güçlü bir destek istiyor. Covid ile mücadelede öğretmenlerin okullarda yalnız bırakıldığını anlıyorum. Her ikisi de “denetim” kısmından şikayet ediyor. Okulda ne kadar önlem alınırsa alınsın, okul sonrası dönemin de önemli olduğunu anlıyoruz. Okul sonrası dönemde de önlem alınması gerekiyor.
Özellikle çalışan ailelerin çocukları okul sonrasında gerek dersanelere gerekse etüt merkezlerine gidiyor. Taşımacılık ile okullara giden çok sayıda çocuk var. Okullarda alınan önlemlerin sonuç verebilmesi için okul dışındaki aktivitelerin de denetlenmesi gerekiyor. Yalnız denetim de yeterli değildir. Yapılanların bir plan ve program çerçevesinde yapılması gerekiyor.
Okullarda vakaların görülmesi, ülkede yaşanan hükümet krizi ve buna bağlı olarak başıbozukluk elbette covid ile ilgili alınması gereken önlemlerin de etkiliyor. Bu konuda okullara bütçe ayrılmadığı sürece okulların covid-19 ile mücadele etmesi uzun süreli olamaz. En erken bir zamanda, bu zor dönemde eğitimin tüm paydaşları birbiri ile dayanışma içinde olmalı ve covid-19 ile mücadelede ortak hareket etmelidir.
Aksi durumda zaten okulların kapatılması yönünde “pimpirikli” bir kesim var ve okulların kapatılmasını dört gözle beklemektedir. Unutmamak gerekir ki “okulların kapatılması” alınabilecek en kolay karardır ve sorumluluktan kaçmaktır. Önemli olan covid-19 ile mücadele ederek, gerekli önlemleri alarak, çocukların yüz yüze eğitime devam etmesini sağlamaktır.
































