EğitimKöşe Yazarları

“Okula gitmemek virüsten daha zararlı”

Barış Uzunahmet yazdı






Ülkede Covid-19 vaka sayısı artınca yüz yüze eğitim yine ötelendi. Şimdi 1 Ekim’i bekliyoruz. Acaba 1 Ekim’de yüz yüze eğitim başlayacak mı? Toplumda sürekli bir beklenti ve endişe hakim. Halbuki bu durum hükümet edenler ve eğitimi yönetenler açısından ciddi bir fırsat. Alınması gereken önlemleri sıklaştırmak, toplumu ve eğitim çalışanlarını rahatlatacak bir takım adımlar atılabilir. Daha önümüzde 10 gün var. Geç değil. Ülkede vaka sayısı daha istenilen seviyeye düşmedi. Bunu önleme yönünde ekstra bir çalışma var mı? Belki de bundan sonra vaka sayısı 0 olmayacak. Buna da alışmamız gerekiyor.

Dünyada en uzun süre okulları kapatan ülkelerden biri de biziz. Okullar Mart ayından beri, yani altı aydır kapalı ve açılıp açılmayacağı da belli değil. Önümüzdeki tarih 1 Ekim ancak ne olacağı bilinmiyor.

Oxford Üniversitesi mezunu, epidemiyoloji uzmanı, uzun yıllar Afrika ve Asya’da maleria ve ebola salgınları için çalışmış, bugünlerde İngiltere devletinin sağlık baş danışmanı olan Prof. Dr. Chris Whitty; “Çocuklar okula gitmedikleri takdirde uzun vadede zihinsel ve fiziksel sağlık sorunları yaşama ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteren ezici bilimsel kanıtlar var” dedi.

Prof. Chris Whitty BBC’ye verdiği mülakatında risksiz bir seçeneğin olmadığına vurgu yaparak “En iyi önlemlerle bile bulaşma riskini 0’a indiremeyiz ve biz bunun farkındayız, bilmiyormuş gibi davranmak da istemiyoruz.” dedi.

Demek ki burada şunu anlamamız gerekiyor. Vaka sayımız sıfır bile olsa risk devam edecek. Whitty’ye göre bu salgın en az 9 ay daha dünyayı etkileyecek ve aşısının bulunmasının ve yaygın kullanılmasının da ancak 2021-22 kış aylarına denk gelecek. Dolayısı ile bu virüs ile yaşamaya alışmalı ve vatandaş olarak da kişisel önlemlerimiz almalıyız.

Yalnız Prof. Whitty bir şeye daha parmak basıyor. Çocukların okul dönmesi gibi önemli bir hedef varken, bu hedefe varmak için de devletin de üstüne düşeni yapması ve ödemesi gereken bedelleri de ödemesi gerektiğini söylüyor. Mümkünse bazı kısıtlamaların daha da sıklaştırılmasını öneriyor.

Hal böyle iken biz okullar ne kadar daha kapalı tutabiliriz. Demek ki önlemleri sıklaştırıp okulları açmaktan başka seçeneğimiz yok.

İngiltere Halk Sağlığı Merkezi’nin yürüttüğü bir araştırmaya göre bir milyonu aşkın ilkokul öğrencisinden sadece 70 çocuk enfekte olmuş ve bunların da yalnız 2 tanesi çocuktan çocuğa bulaşma vakası olduğu ortaya çıkmış. Ayni araştırmada çıkan bir başka bulgu da Haziran ayında okula giden çocukların covid-19’a evde yakalanma olasılıklarının okula göre daha yüksek olduğunu ortaya çıktı.

Düşünün ki bizde çocuk evde kapalı ama anne-baba çalışıyor ve çalıştığı ortamda kişisel korunma yeterli değil. Anne-baba markete gidiyor hijyen için gerekli önlemler alınmamış, anne-baba düğün ve dernek toplantılarından eksik kalmamış bir de buna ek olarak restoranlar, meyhanelerden geri kalmıyoruz ama covid-19’dan da korkuyoruz.

Hem yönetenler hem de toplum olarak tutarlı olmak durumundayız. Devlet üstüne düşen görevi yapacak önlemleri sıklaştıracak, vatandaş olarak bizler de kişisel önlemimizi alacağız ve okulları açacağız. Bu çocukların daha fazla eğitimden uzak kalmalarına seyirci kalamayız. Eğitim kayıplarını hafife almayalım, çok önemlidir.

1985-86 öğretim yılında ilkokulları 6 yıldan 5 yıla düşürürken, o yılın 5’inci sınıflarını da 6. Sınıflar ile birlikte mezun edildiğinde, yaşanan o eğitim kayıpları o çocukların ondan sonraki eğitimine ciddi darbeler vurmuştu.

Uzaktan eğitim veya online eğitim ne yazık ki eğitim kayıplarının giderilmesine yeterli olamıyor. Var olan fırsat eşitsizliğini daha da artırıyor. Onun için bir an önce yüz yüze eğitim başlamalıdır. Başka çare yok.

 








Başa dön tuşu