Köşe Yazarları

Okul güvenliği ve çocukların korunması


Ülkede okul güvenliği meselesi zaman zaman farklı olaylar nedeniyle gündeme gelmeye devam ediyor. Geçtiğimiz hafta yaşanan bir olayda 12 yaşında bir çocuk okulda alkol komasına girmiş. Okul yönetimi ve Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yetkilileri olayın okul sınırları dışında olduğunu iddia etse de, sosyal medyaya da yansıyan görüntülerden ve çocuğun babasının söylediklerinden anlaşılan odur ki olay okul içerisinde gerçekleşti.

İçerde ya da dışarda ne fark eder ki… 12 yaşındaki bir çocuk bu alkolü nasıl tedarik etti. Okulda kendisinden daha büyük öğrencilerden aldığı veya içmesi için teşvik edildiği iddia ediliyor. Peki o daha büyük öğrenciler alkolü nasıl aldı? Bu ülkede 18 yaşından küçüklere alkol satılamaz diye biliyorum. İşe buradan başlamak lazım. Okulların etrafında alkol satan bütün yerler okullardan uzaklaştırılmalıdır. Dünyanın hiçbir yerinde okul ile alkol satan yerler yakın olamaz. Belli bir mesafede olması gerekir. Aksi taktirde gerekli izinler verilmez. Peki bugüne kadar çocuklara alkol ve sigara satışı ne kadar denetlendi bu ülkede?

İşte devlete buralarda ihtiyaç var. Yoksa devletin istemediğim yerde burnumun dibinde olmasını istemem.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddesinde “Devlet, çocukların koruma ve bakımını üstlenenlerin sorumluluklarını yerine getirmeleri için önlemleri alır” diye yazmaktadır.

Yine aynı şekilde KKTC Anayasası’nın “Gençliğin Korunması” başlığı altındaki 60’ıncı maddesinde de şöyle der: “Devlet, çocukların koruma ve bakımını üstlenenlerin sorumluluklarını yerine getirmeleri için önlemleri alır”.

Peki devletimiz bunlara uyuyor mu? Yani devleti yönetenler şunu iyi bilmelidir ki, bu olayda olayın okulda veya dışarda olması devletin sorumluluğunu hafifletmiyor. Sonuçta devlet o çocuğu koruyamadı veya korunması için gerekli önlemleri almadı.

Bu olay ve bundan önce yaşanıp da basına yansımayan olaylar bize gösteriyor ki okullarımızın bir güvenlik sorunu vardır. Öyle anlaşılıyor ki yasal bir takım sıkıntılar da vardır. Bu olay sınav haftasında olmuştur. Sınav haftasında sokaklarda başı boş dolanan gençler görüyoruz. Bu gençlerin güvenliği kime aittir? Saat 10’da sınavı biten bir çocuğun güvenliğinden kim sorumludur? Saat 10’dan sonra çocuğun başına bir şey gelirse sorumlu kimdir? Yoksa okul saatleri içerisinde çocuktan sorumlu okul ve ilgili bakanlık mıdır? Okul yönetimleri, sınavlar sonrasında kimin eve kimin başka bir yere gittiğini biliyor mu? Bu konuda aile ile iletişim var mı? Taşımacılıkla gelen çocukların güvenliği yeterince sağlanıyor mu?

Tüm bu soruların cevaplarını bulmadığımız sürece başımıza daha çok olaylar gelecek. Hiç kimse sorumluluktan kaçmadan, herkes payına düşeni alarak bu olayları çözmek zorundayız. Açıkçası okullarda bundan sonra çok daha ciddi bir giriş-çıkış sisteminin olması gerekiyor. Okulların doğru dürüst denetimlerin yapıldı yerler olması gerekir. Bu defalık alkol tesiri ile bayılan çocukla olay geçiştirildi. Ancak bu olay daha büyük olayların habercisi olabilir. Artık eğitimde bu tür sorunlar için de kafa yormak gerekiyor.

Haa! Okullarda önlem alacağız, güvenliği sağlayacağız diye de okulların askeri kışlaya da çevirmeyelim. Çirkin çirkin çok yüksek, okul bahçe duvarları da istemiyoruz. 21’inci yüzyıl eğitim ve disiplin anlayışına da uygun olan bir güvenlik ve koruma sistemi geliştirilmelidir. Dünyadaki diğer çağdaş eğitim sistemlerinde okul güvenliği nasıl sağlanıyorsa, biz de öyle olmalıdır. Biraz dünyayı takip edersek, neler olup bittiğini da göreceğiz.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı