Köşe Yazarları

OĞUZ YORGANCIOĞLU DA GÖÇTÜ






Yazıma geçtiğimiz hafta kaybettiğimiz sevgili arkadaşım Oğuz Yorgancıoğlu’na Allahtan rahmet dileyerek başlamak isterim..

Ki artık nice arkadaşlarımız göçmektedir bu dünyadan, hatıralarını bile unuttuğumuz vefasızlıklarımızla!



Hatta ölmeden, “ölmüşler kadar uzak ve unutulmuş.” Akde vefayı hatta dava arkadaşlıklarımızı bile, üzerlerini kalın battaniyeler gibi mezar topraklarıyla örttükten sonradır ki anca hatırlayabildiğimiz “arkadaşlıklarımız!”

***

OĞUZ’la ayni  yaşların insanlarıydık. Baf’lıydı. Namık Kemal Lisesinde Edebiyat öğretmeniydi. Benim de Okul Aile Birliği Başkanı olduğum dönemdi.

Bir gün yanıma geldi. “Eşref bey dedi. Kıbrıs Türk folkloru ile ilgili araştırmalar yapıyorum…”

İşte bu üç dört kelimelik konuşmamız bana Oğuz gibi bir arkadaş kazandırdıydı..

Ve gerçekten de o yıllarda Türk toplum bünyesinde “ilk kez” sayılacak çalışmalarıyla “gelenek göreneklerimizden, çocukken oynadığımız oyunların adlarına, nasıl oynandıklarına varıncaya kadar “folklörik”  kitabını hazırlayıp yayımlama başarısının önünü açtıydı. Sonradan benzer içerikli daha pek çok kitapları da yayınlandıydı..

Oguz Yorgancı

***

OĞUZ’la yıllar yılı yarenlik ettikti. En çok “kuşaklar arası” değişimlerden yakınırdı. Yurdunu topraklarını neden Rumlara karşı kıyasıya korumak gerektiğinin bilinci onu da ayni kuşku ve duygulara sahip ötesi pek çok insanlarımız gibi sarıp sarmalamıştı ki yeri geldi yazayım: ***BU “insanlarımızı” Rum’lar değil; en yakın arkadaşları, yakınları, siyasi parti mensupları, iktidar muhalefet oluşlarında sözde “vatan millet” savunucuları hırpaladılardı! Gün geldi, “gözlerinin içine baka baka “işte milliyetçiler, işte Denktaşçılar, işte falancalar filancalar…” Diye diye ötekileştirmeye özlerinden soyutlamaya çalıştılardı! TABİ Kİ Oğuz Yorgancıoğlu yaratılmaya çalışılan bu acitasyonların hiç birine ne kapılacak ne de iltifat edecek bir insan değildi.. Taş gibi İnancı ve imanı neyse öyle yaşadı öyle davrandı.. Ölürken de yine bildiğimiz o dürüst, vatanını milletini seven Oğuz’du..

Kendisine Allah’tan rahmet ailesine, yakınlarına başsağlığı dilerim. ***

BUKALEMUN ANASTASİADİS! Bir süredir Sn. Tatar ile Ankara, “yeni bir siyasi mutabakat sonucu olması gereken uzlaşıda,” Kıbrıs siyasi sorununu yeniden dizayn etmeye çalışıyorlar..Kısaca “iki egemen devlete dayalı çözümü öne çıkarıyor ve bu alternatifi empoze etmek için görüş birliğine varıyorlar.. ***

ASLINDA bu “iki egemen devlete dayalı çözüm” önerisinin siyasi boyutu Sn. Tatar’ın sürekli şişirip üfürmesiyle dal budak salıp alternatif durumuna geçince doğrusu hiçbir şey olmamışsa Anastasiadis’i ateşlemiş oldu!

VE kaç zamandır rafa kaldırıldığı için gündemden çektiği  zannedilen sorun, bu kez Anastasiadis’in yeni çözüm “incisiyle” yeniden gündeme geldi.. ***

KISACA “Desantralizasyon” içerikli bir federal sistemin yeniden “çözüm” olarak ikame edilmesi..

Ki Anastasiadis bu konudaki kararlığını ispat etmek gereğini duyduğunda “bu adada asla iki ayrı egemen devlete dayalı çözüm olamaz” diyor! Oysa Sn. Tatar elinde asası, ayağında çarığı, sırtında harmanisi diyar diyar dolaşıp “adada iki egemen devlete dayalı çözümden söz ediyor!”

 

***

İŞTE TAM bu sırada yani BM’ler Genel Kurul çalışmalarının da başladığı ve Kıbrıs siyasasıyla ilgili tarafların Guterres’le görüşeceği (yada görüştüğü) bu dönemde Anastasiadis gündem değiştirebilecek bir yeni çözüm alternatifini yeniden ortalara atıverdi! ***

DAHA doğrusu Eylül’ün ilk haftasında ve BM’ler Genel Kurul çalışmalarının başlaması arifesinde, Guterres’e (30 Ağustos’ta) bir mektup gönderdi. İlgili habere göre Anastasiadis bu mektubunda 1960 Anayasasından hiç söz etmedi.. Buna karşılık söz konusu BM’ler toplantılarında Sn. Tatar’la görüşmeye hazır olduğunu açıkladı..

***

MARAŞ’ın da açılmasıyla birlikte Anastasiadis’li Rum tarafını harekete geçiren ve “iki egemen devleti” reddederken yerine “gevşek federasyon” bir başka deyişle “konfederasyonu” koyan Anastasiadis’in neyi amaçladığını tahmin etmek zor değildir.

Kendince de “tam zamanıdır” dediğince olmalı, hazır BM’ler genel kurul toplantılarına da denk getirdiğince tüm dikkatleri, “adada pekalâ da iki topluma dayalı bir federal sistemin ikame edilebileceğini kabul ettirmek…”

***

NEDENİ Türkiyesiz Kıbrıs çözümü yaratmanın başka da bir “alternatifi” olmaması! İşte şimdilerde bunu Federal sistemle oluşturmaya çalışmaktadır!







Başa dön tuşu