Köşe Yazarları

“Öğretmenin değer verdiği kadar değerlidir”

Türkiye’de geçtiğimiz günlerde geçilen başkanlık sistemi ile birlikte yeni eğitim bakanı Prof.Dr. Ziya Selçuk oldu. Yeni bakanı geçtiğimiz gün düzenlediği basın toplantısında televizyon aracılığı ile canlı izledim. Bende olumlu izlenimler bıraktı. 2003-06 arasında Talim Terbiye Kurul Başkanlığı da yapan Ziya Selçuk da KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit gibi ilköğretim kökenli.

Tabii ki Türkiye’deki Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı bizdeki Talim Terbiye Dairesi’ne benzemez. Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Şeması içerisinde direkt bakana bağlı bir kurumdur. Müsteşarlık düzeyinin üzerindedir ve bir anlamda özerktir. Bizdeki gibi 2-3 kişi ile çalışan bir daire değildir.

Yeni bakan çok iddialı açıklamalar yapmaktan kaçındı. Daha çok yapılabilecekler üzerinde durdu ve yakında 3 yıllık bir yol haritasını açıklayacaklarını söyledi. Ayakları yeri basan ifadeler kullandı. Kökten bir değişiklik yerine küçük dokunuşlardan bahsetti ve bunu da şu şekilde ifade etti; “Açık denizde giden bir gemimiz var. Limana çekip onarma ihtimaline sahip değiliz. Gemi yürürken bir tadilat içinde olacağız. Bu bizim muhakkak surette yenilenerek dönüşümü gerçekleştireceğimiz ama bunu yaparken de kırıp dökerek ani değişikliklerle yapmayacağımız bir şey.”

Ziya Selçuk’un en can alıcı ifadelerinden biri de öğretmenler için uygulanması düşünülen performans değerlendirmesine kesin olarak karşı çıkmasıydı. Bunu da şu ifadelerle dile getirdi: “Çok net bir mesaj, öğretmen performansıyla ilgili ilan edilen şeyin işlevsel olduğunu düşünmüyorum ve böyle bir şeyi Bakanlık olarak uygulamayacağız. Ben önce kendi performansımdan başlamayı tercih ederim”.

Zaman zaman KKTC’de de bu performans değerlendirmesi gündeme geliyor. Sayın bakan bunun işlevsel olmadığını söylüyor ve bizde de bunu düşünenlerin kulağına bir küpe olur umarım.

***

Bütün basın toplantısının can alıcı noktası ise sayın bakanın “her şey öğretmenin verdiği değer kadar değerlidir” demesiydi. Bakınız ne diyor sayın Selçuk bu konuda: “Benim için aslolan, okullardaki müfredat, okulların birtakım dijital altyapısı vesaire de çok önemli ama daha önemlisi öğretmenin yaklaşımı, huzuru, mutluluğu ve niteliği. Eğer biz öğretmen üzerinden bir sistem inşa etmezsek bunların hepsi öğretmenin değer verdiği kadar değerleniyor”.

Yani demek istiyor ki siz çok iyi bir müfredata da sahip olsanız, en yeni teknolojilerle okulları donatsanız, bunların işlevselliği, öğretmenin bunlara verdiği değer kadardır.

Sayın bakan Ziya Selçuk bunları söylerken aklıma KKTC’deki durum geldi. Son on yıl içerisinde gerek AB fonlarından gerekse TC Yardım Heyeti aracılığı ile okullarımıza çok sayıda akıllı tahta ve bilgisayar alındı. Ne kadarı kullanılıyor bu akıllı tahtaların? Ben deyin hiç, siz deyin çok az… Çünkü öğretmen bu konuda hizmet içi eğitime alınmamış, yürürlükteki müfredatlar ile uyumlu doğru dürüst yazılım yok ve bizde sınav odaklı bir sistem var. Bu ortamda akıllı tahtalar heba olup gitti. Öğretmen kökenli olan Ziya Selçuk’un söylemek istediği de bu. Aslolan öğretmendir. Eğitim sisteminiz öğretmen kadar iyidir. Dolayısı ile bu ülkede her önüne gelenin öğretmen olmayacağı bir sistem de yaratmak gerekiyor.

Dediğim gibi TC Milli Eğitim Bakanı ile ilgili ilk düşüncelerim şimdilik olumlu. Umarım Türkiye eğitimi adına yararlı olur bu değişiklik… Türkiye’deki bu değişiklik, KKTC ile olan ilişkileri de umarım olumlu etkiler. Eğitim adına birlikte yapılacak olumlu işler olabilir.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı