En Üst

21 Eylül 2017

ODTÜ eğitimin yanında

ODTÜ eğitimin yanında
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

REKABET ARTIYOR: ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Rektörü Tümer: Yükseköğretimde ne olursa olsun rekabet giderek artıyor. Rekabetin arttığı yerde durumu sadece sayısal olarak ile izah edemezsiniz. Kalite önemli. Öğrencilerin nerede ne yaptığı, ne kadar başarılı olduğu önemlidir

ÖZENLE KORUNMALI: Prof. Dr. Tümer, “Bu sektör KKTC için çok önemli. 8 yıllık gözlemime dayalı olarak söylüyorum, özenle korunması lazım. Eğer sorunlar varsa, bunun farklı nedenleri olur. Bunların üzerine gidilmelidir. Hem siyasilerin hem de toplumun bunun üzerinde düşünmesi ve önlem alması gerekiyor

Baykan Gürses ÖZDAĞ
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin daveti üzerine, her iki ülkenin hükümetleri ve ODTÜ Rektörlüğü arasında 2000 yılında imzalanan üçlü-protokol ile başlatılan büyük ölçekli bir yükseköğretim projesi olarak hayata geçti.
58 yıllık bir geçmişi bulunan ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Rektörü Prof. Dr. Turgut Tümer, üniversitenin eğitim sistemi, Kuzey Kıbrıs’taki faaliyetleri ve yükseköğretimdeki yerine ilişkin HAVADİS’e açıklamalarda bulundu.

58 yılı özetledi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü Rektörü Prof. Dr. Turgut Tümer, ODTÜ 58. akademik yılına girdiğini söyleyerek, bu 58 yıl içinde hem Türkiye hem de dünyada ortaya koydukları ile çok özel bir konuma geldiğine dikkat çekiyor. Tümer, 58 yıllık başarıyı şu sözlerle özetledi:
“Her şeyden önce uluslararası sıralamalarda ciddi gelişmeler gösterdi. Üniversite sıralamaları, çok farklı kuruluşla tarafından ve birbirinden farklı kriterlerle yapılabiliyor.
Bunları iki kategoriye ayırabiliriz. Üniversitelerin çıktıları, patent, ödül, uluslar arası ilişkiler, projeler, uluslararası profil gibi, çok farklı çıktılar ile üniversiteler değerlendiriliyor. Son yapılan araştırma ve değerlendirmeler içinde saygınlık ve tanınırlık şeklinde de bir anket yapıldı. 2012 yılında 17 bin akademisyen 100 değişik ülkeden bir ankete katıldılar. Mezunların hangi üniversiteye gitmesini tercih edesiniz sorusuna, binlerce üniversite içinde konusunda uzman akademisyen yanıt vererek ODTÜ 91-100 bandında yer aldı. 2013’de bu tekrarlandı ve ODTÜ 40 basamak çıkarak 51-60 bandında yer aldı. Bunu yaparken, dikkat çeken ODTÜ’nün üstünde yer alan en düşük bütçeli üniversitenin bütçesi, ODTÜ’nün 8 katıydı. ODTÜ bu konumunu, çok daha kısıtlı imkanlarla, bu bilinirliğini sağlamış oldu. Türkiye’den ilk 100’e giren başka bir üniversite de olmadı.”

“ODTÜ’nün mezunları 110 bini aştı”
ODTÜ’nün bugüne kadar 100 binden fazla mezun verdiğini söyleyen Prof. Dr. Tümer, bu rakamın son derece önemli olduğuna değindi.
Tümer, üniversitenin Türkiye ve Dünya’da önemli bir etki yarattığına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“ODTÜ’nün mezunları 110 bini aştı. ODTÜ, dünyanın her yerinde önemli bir etki yaratıyor. Mezunlarımızdan geri dönüşümüz, onların lisans eğitimlerimiz önde gelen üniversitelerin lisans çalışmaları kadar büyük bir avantaj yaratıyor.
Siyaset, akademi ve iş yaşamında önde gelen kişilerin ODTÜ’lü olduğunu görüyoruz. ODTÜ’nün ortaya koydukları hem araştırma hem de hizmette, evrensel standartlardadır. Bilime akılcılığı öne çıkaran, yenilikleri göz önünde tutan bir eğitim anlayışımız bulunuyor, bu da mezunlarımızı başarılı kılıyor.”

“ODTÜ, sadece eğitim sunmuyor, özgürlük de sunuyor…”
“Eğitimi sadece müfredatın öğrenciye aktarılması, donatılması olarak görmüyoruz” diyen Tümer, burada esas olanın eğitimin yanı sıra bireylerin kendilerini geliştirmesi için sunulan imkan ve özgürlüklerle de mümkün kılındığını belirtti.
Tümer şunları söyledi:
“Müfredat elbette önemli… Ama bundan ibaret değil, üniversite eğitimi sınıflarda edinilen bilgi ile sınırlı kaldığı zaman biz meslek okullarından farklı kalmayız. Üniversite insanın kendini geliştirip keşfettiği bir ortamdır.
Orada bir takım değerler kazanmak için bir takım unsurları öne çıkarmanız gerekmektedir. Bu da özgürlüktür. Bu özgürlük ortamında öğrencilere kendilerini geliştirecek, kendilerini hayata hazırlayacak her türlü olanağı sunmanız gerekiyor. ODTÜ bunu yaratabildi. Mezunlarımız, bu nedenle de başarılı oluyorlar.”

“Maaşlar dahil tüm harcamalarını araştırmalardan elde ettiği bütçe ile ödeyen tek üniversite ODTÜ’dür”
“Maaşlar dahil tüm harcamalarını araştırmalardan elde ettiği bütçe ile ödeyen tek üniversite ODTÜ’dür” diyen Prof. Dr. Turgut Tümer, Türkiye’deki tüm kamu kurumları tüm üniversitelerin proje üreterek para kazanabildiğini söyledi.
Türkiye’de tüm kurumlara da açık çağrı yapıldığını belirten Tümer, “Türkiye’de olan tüm kuruluşların getirdiği katkının % 11’ini sadece ODTÜ getirdi. TÜBİTAK ve SANTEZ projelerinde Türkiye’de en büyük payı alan yine ODTÜ’dür” ifadesini kullandı.
Tümer, şöyle devam etti:
“Bizim bu eğitim anlayışını, bir de araştırma ile destekleme boyutumuz var. Bir üniversite zaten eğitim, araştırma ve toplumsal hizmet üzerine oturmuyorsa olmuyor.”

“ODTÜ’nün Kıbrıs’ta olması, yükseköğretime önemli bir katkı koyuyor…”
Köklü bir geçmişi olan ODTÜ’nün Kuzey Kıbrıs’ta olmasının var olan, gelişen ülke yükseköğretimine önemli bir katkı koyduğunun altını çizen Tümer, “Kıbrıs’a kampüs açma ODTÜ’nün projesi değildi. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hedeflediği bir proje ile buraya geldik. Bu bize bir davet olarak geldi. Temel amaç, KKTC’de yükseköğretimin desteklenmesi için Türkiye’nin dünyaca tanınmış bir üniversitesinin kampüsünün burada yer alması ile buradaki yükseköğretimin desteklenmesi ve gelişime katkı koyması hedeflendi” ifadesini kullandı.

“ODTÜ’de okuyan Kıbrıslı Türk arkadaşlarımızın İngilizcesine hayranlık duyuyorduk”
Kıbrıslı Türklerin ODTÜ’ye geçmişten beri ilgisi olduğunu ifade eden Tümer, Kuzey Kıbrıs’ta önemli oranda ODTÜ mezunu bulunduğuna dikkat çekti.
Tümer, bu konudaki görüşlerini şöyle açıkladı:
“Kıbrıslı Türklerin ODTÜ’ye İngilizce avantajı ile geçmişten beri önemli bir ilgisi vardı. Sınıflarımızda Kıbrıslı arkadaşlarımız vardı. Ve şu anda olduğundan çok daha fazla arkadaşlarımız vardı. Biz de onların İngilizcelerini hayranlıkla izlerdik. Kıbrıslı arkadaşlarımızın İngilizcelerini son derece başarılı buluyorduk. Kuzey Kıbrıs’ta ciddi oranda ODTÜ mezunu bulunuyor. Kıbrıs’ta 6 tane 50 yıllık ODTÜ mezunu değerli kişi bulunuyor.”

“Kuzey Kıbrıs’ta ciddi bir yükseköğrenim potansiyeli bulunuyor”
ODTÜ’nün Kıbrıs’taki yükseköğretime olan katkısını konuştuğumuz Prof. Dr. Turgut Tümer, su sözleri kullandı:
“Buradaki yükseköğretim potansiyeli nüfusu ile kıyaslandığı zaman dünyada bir başka ülkede göremeyeceğiniz düzeyde… 300 bin nüfus kabul etsek, 50-60 binden bahsedilen öğrenci sayısı söz konusu.
Bunu oranlarsak % 20 gibi bir rakam ortaya çıkıyor. Dünyada bir başka ülke var mı nüfusunun % 20’si üniversite öğrencisi olan? Yoktur derim. Ciddi bir kapasite yaratıldı. Üstelik bu içi boş bir kapasite değil. Buradaki üniversitelerin, Türkiye’de birçok üniversitede göremeyeceğiniz laboratuvarları, binaları var. Ama sorun yok mu? Var.
Büyüme kısa sürede hızlı oldu.90’lı yılların sonu, 2000’li yılların başında Türkiye politikası üniversitelere direnç gösteriyordu, yeni üniversite açılmıyordu. Sürekli üniversite kapısında artarak yığılan öğrenci bekliyordu. Her yıl da bu artıyordu. Bu baskıyı azaltmak için kontenjan artırımı baskısı yapılırdı.
KKTC’deki üniversitelere de bu baskıyı azaltacak, rahatlatacak bir potansiyel gözü ile bakıldı. O yıllarda çok ciddi bir kontenjan artırımı yaşandı. Öğrenci barınma olanaklarında sıkıntı oldu, kiralar fırladı, sosyal medyaya yansıdı, ‘mağdur öğrenci, insafsız ev sahibi’ şeklinde… Bu bir imaj yıpratması yarattı. Bir kere oldu mu da kolay silinemiyor. Barınma sorununun o günlerdeki gibi ciddi boyutlarda olduğunu sanmıyorum. Yurtlar yapıldı, özel yurtlar fazlalaştı, insanlar evlerini kiralamaya başladı. Düzeltiyorsunuz ama o etki üzerinizde kalıyor.”

“3. ülkelerden gelen öğrencilerin niteliğine önem verilmeli…”
ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Rektörü Prof. Dr. Turgut Tümer, Kuzey Kıbrıs’a gelen 3. ülke vatandaşlarının niteliğinin önemli olduğunu ifade ederek, bu konuda bir hassasiyet gösterilmemesi durumunda bunun ülke imajını da önemli ölçüde olumsuz etkileyecek bir tehlike olarak gördüğünü söyledi.
“Türkiye’de bir süre sonra yükseköğretimdeki politika değişti. Bu sefer, 2005 yılında burada kampüs ile eğitime başlarken, 81 üniversite vardı. Şu an 170, sıradakilerle 180 üniversite olacak. 7 yılda üniversiteler 2 katından fazla arttı. Kontenjanlar da fazlalaştı.
Türkiye açısından bir talep kısılması oldu. Her şeyi etkileyen gelişme talep kısılması oldu. Bu sefer, 3. ülkelerden öğrenci getirilmeye başlandı. Dikey geçişlere yönelendi. Bu önlemlerle öğrenci sayısı son 2 yıldır artış gösterdi. Bu kapasite doluyor.
Yabancı öğrenci niteliğinde biraz daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tüm bu izolasyonlara rağmen, bu gösterilen çabalarla gelinen noktayı takdir ediyorum, büyük bir başarıdır. Ancak ileriye dönük bir risk taşıdığını da söyleyebilirim.
Dünyada 4 milyon kadar öğrenci var, kendi ülkesi dışında eğitim gören… Bunlardan azımsanmayacak bir bölümün asıl amacı yükseköğrenim değil. İş bulmak veya daha iyi iş imkanı bulmak amacını taşıyor.
Hızlı alış ve niteliğe de o kadar önem vermemek bu kesimlerin buraya gelmelerini de tetikliyor, bu durum ülke imajını da olumsuz etkileyebilecek, bu uyarıyı dikkate almak gerekiyor.”

“Yükseköğretimde rekabet sayı ile izah edilemez, kalite önemli…”
Yükseköğretimde rekabet koşullarında öğrenci sayısı ile durum izahı yapılamayacağını söyleyen Tümer, kalitenin esas olarak önemli olduğunun altını çizdi.
Tümer devamla şunları söyledi:
“Yükseköğretimde ne olursa olsun rekabet giderek artıyor. Rekabetin arttığı yerde durumu sadece sayısal olarak ile izah edemezsiniz. Kalite önemli. Öğrencilerin nerede ne yaptığı, ne kadar başarılı olduğu önemlidir.”

“Yükseköğretim KKTC için çok önemli…”
Yükseköğretimin Kuzey Kıbrıs için son derece önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tümer, “Bu sektör KKTC için çok önemli. 8 yıllık gözlemime dayalı olarak söylüyorum, özenle korunması lazım. Eğer sorunlar varsa, bunun farklı nedenleri olur. Bunların üzerine gidilmelidir. Hem siyasilerin hem de toplumun bunun üzerinde düşünmesi ve önlem alması gerekiyor “diye konuştu.

“Tüm üniversitelere destek sağlanmalı, tartışmalar statü üzerinden yapılmamalı…”
Kuzey Kıbrıs’taki devlet üniversitelere sağlandığı söylenen destek konusuna da değinen Tümer, bu konu üzerindeki tartışmaları statü üzerinden yapmanın yanlış olacağı düşüncesinde…
Tümer, bu konuya şu sözlerle dikkat çekti:
“Burada çok farklı statüler söz konusu. Bu görev ODTÜ’ye verilirken, şöyle de bir karar alındı, tüm parasal bağlar kopacak, ODTÜ ile tek kuruşluk bir parasal bağ olmayacak.
Bu proje bütünüyle KKTC’ye TC’nin sağladığı finansman çerçevesinde desteklediği bir proje olarak konuldu. Dünyada, bütün bütçesi devlet tarafından karşılanan üniversiteler de var. Finansmanı özel işletme ya da bireyler tarafından karşılanan üniversiteler de vardır.
Haksız rekabet diye yapılan eleştiriler konusunda bize KDV desteği sağlanmış, diğer üniversitelere de sağlanmalı. Ama aynı statüye gelelim denmesi çok anlamsız. O zaman mülkiyet eşitliği söz konusu olur. Bir üniversitenin statüsünü mülkiyet belirler. Bizde mülkiyet devlete aittir. Bunu karıştırmamak lazım. Ancak KKTC’deki tüm üniversitelerin desteklenmesi lazım, ama bunu statüler üzerinde tartışmak doğru değildir.”

“2013 ÖSYS’den mühendislik alanında 287 öğrenci aldık”
Ayrıcalıklı diye tanımlanma konusunda ortaya konan eleştirilere yanıt veren Tümer, “Kuzey Kıbrıs Kampusu olmasaydı öğrenciler diğer üniversitelere yönelirdi” iddiasının nitelik ve nicelik bakımından mümkün olmayan bir sav olarak ortada kaldığını söyledi.
Tümer şöyle devam etti:
“Kastedilen aslında KKTC’ye gelecek öğrencileri Kıbrıs Kampüsü’ndeki üniversiteler alacak ise bu yöndeki eleştiri doğru değil, bu nicelik ve nitelik bakımından doğru değil. Nicelik olarak KKTC’de öğrenim gören 50 ile 60 bin öğrenciden 2000 öğrenciden bahsediyoruz. Küçük bir orandan bahsediyoruz. Bizim öğrenci sayımız 2100 civarında…
Nitelik bakımından da bizim çok farklı alanlarda öğrenci aldığımızı görürsünüz. Şu an itibari ile Kuzey Kıbrıs’ta 8 üniversite var. Teknik üniversite olarak ağırlıklı olarak 7 mühendislik alanında faaliyet gösteriyoruz. 2013 ÖSYS’den bize bu mühendislik alanlarından 287 öğrenci yerleştirildi. Diğer 7 üniversiteye aynı bölümlerine yerleştirilen öğrenci sayısı 225… Mühendislik bölümlerindeki kontenjanlarının % 15’i oldu.
KKTC genelinde ÖSYS kontenjanlarının % 44’ü oldu. ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampusu olmasaydı bu oran diğerlerine dağılırdı diyebilir misiniz? ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü’nün burada olması öğrenci girişini etkilemiştir iddiası var ise, ne nicelik ne de nitelik olarak mümkün olmayan, geçerli olmayan bir sav olarak ortaya kalıyor.”

“Bölge halkına kültürel anlamda da hizmet veriyoruz”
“Çevremize çok ciddi bir etki yarattık, çevremize karşı sosyal sorumluluk bilinci içinde hareket ediyoruz, bölge halkına da hizmet veriyoruz” diyen Prof. Dr. Tümer, üniversite bünyesinde faaliyet gösteren alanlardan kullanım imkanı sağladıklarına da işaret etti.
Tümer, İngilizce, yüzme kursları, yaz okulu açılması, bölgede yaşayanlara çeşitli alanlarda da hizmet götürmenin bir zenginlik olduğunu söyledi.

“KKTC Devleti’ne 2012 yılında vergi, Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı ödemeleri için 6 milyon TL ödedik”
Bölgeye hem kültürel hem de ekonomik olarak katkı koyduklarını ifade eden Prof. Dr. Turgut Tümer, 2000 öğrenci ile 2012 yılında devlete toplam 6 milyon TL vergi ödediklerini söyledi.
Tümer, bu alanla ilgili şunları söyledi:
“2012 yılında vergi, Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı’na 6 milyon TL ödedik. 60 bin öğrenciden 2000 öğrenciyi barındıran bir kampüs olarak… KKTC için özel ve tüzel kişilere mal alımı ile ilgili olarak yaptığımız 12,5 milyon TL’lik bir harcamamız var. Genellikle Güzelyurt çevresinde 250 bin TL’lik de ufak tefek alışverişim var.
Çarşafları yıkatıyoruz, malzeme alıyoruz, gıda alıyoruz. Bu sene 2000 öğrencinin 1/3’ü kampüs dışında yaşıyor. 300’e yakın çalışanımız var.”

“ODTÜ’de eğitim kadrosunda kota yoktur, ülke ayrımı yapılmıyor”
“Eğitim kadromuzda kota diye bir şey yok, ama idari kadroda KKTC vatandaşları önceliklidir. Akademik personel olarak tek kriterimiz, ODTÜ senatosu tarafından belirlenen kriterlerdir. Ankara’da herhangi bir bölümde akademisyen alınırken ne uygulanıyorsa onu uyguluyoruz. Hangi ülke vatandaş olduğu hiç düşünülmez. Yaklaşık olarak 60 arkadaşımız var, yabancı diller okulunda 48 akademisyenimiz var. 60 akademisyenin 16’sı KKTC, 3’u TC, 16’sı diğer ülke vatandaşıdır.
Yabancı diller okulunda ise 49 arkadaştan 30’u TC, 14’ü KKTC, 5’i diğer ülke vatandaşlarından oluşuyor.”

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman