Köşe Yazarları

O SORUŞTURMA DERHAL TAMAMLANMALI…


Okumuşsunuzdur, Girne Kaza Mahkemesi’nde iki küçük kıza taciz davasında verilen beraat kararında, sorumlular hakkında, “adaletin tecelli etmesine müdahale ettiği” gerekçesi ile soruşturma başlatılmıştı.

Konu şu… Adamın biri, bir apartmanın çatısında iki küçük kıza cinsel tacizde bulunmakla suçlanıyor.

Ortada somut deliller yok, sadece kızların şikayeti var.

Sonuçta adam beraat ediyor…

Ancak mahkeme sırasında, olayla ilgili eksik tahkikat ve çelişkili ifadeler olduğu ortaya çıkıyor. Polisin detaylı bir soruşturma yapmadığına, sanığın evinde arama yapılmadığına, çevre şahadeti alınmadığına, kamera görüntülerinin de incelenmediğine dikkat çekiliyor.

Yargıç da bunun üstüne, adaletin tecelli etmesine müdahale edenler hakkında ‘derhal’ soruşturma başlatılmasına ve 2 ay içinde dosyanın teslim edilmesine emir veriyor.

Sonuçta dün, bu eksik soruşturmada sorumluluğu olduğu iddia edilen bir savcının istifa ettiği haberi gündeme düştü.

Peki bu dosya ne olacak? Savcının taraf olup olmadığını bilmiyoruz ama durumun netleşmesi gerek. Eğer savcı suçsuzsa, bu da kanıtlanmalı. Emekliye de çıksa, yarım kalan bir soruşturma nedeniyle hakkında gereksiz yere şaibeler kalması doğru değildir.  Suçsuzsa, aklanması da gerekmez mi?

Yargıcın verdiği 2 aylık süre 19 Şubat’ta sona eriyor. Son zamanlarda yargı hakkında giderek artan oranda iddialar varken, bu meselenin bir örnek olarak sonuçlanması şart.

Diğer taraftan, kızlara taciz davası var. Kadına şiddet, taciz, tecavüz davalarından sürekli şikayet ediyoruz. Bu suçlarda meydana gelen artış hepimizi endişelendiriyor. Ayrıca ortada mağdur iki kız var ve adalet istiyorlar. Delillerin karartılıp karartılmadığının ortaya çıkması bu açıdan da önemli. Kadına şiddet, cinsiyet eşitliği ve benzer konularda çalışan Sivil Toplum Örgütlerinin gözü bu soruşturmada olmalı.

Adalete, savcılara, yargıçlara, polise olan güven, toplum için, devlet için her şeyden önemli. Bunu sağlamak da yine yargının elinde…

BUNCA YIL AKSA’YA BOŞA ÖDENEN MİLYONLAR…

Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy’un, AKSA’ya ödenen amortisman giderlerini ortadan kaldıracağı, ancak bunun karşılığında sözleşmeyi uzatacağı iddia ediliyor.

Aslında iddia değil; Taçoy bunu kendisi söyledi; “AKSA’ya kimsenin bilmediği bir amortisman gideri ödüyoruz. Haliyle AKSA, indirim talebine ‘hayır’ diyecek. Ya da süre uzatma karşılığında amortisman giderini ödemekten kurtulacağız…”.

TDP Başkanı Cemal Özyiğit asıl amacın AKSA sözleşmesinin uzatılması olduğunu söylediğinde ise Taçoy; bunun AKSA’ya sağlanan bir avantaj olmayacağını iddia etti. AKSA ile en son uzatma 2006’da yapılmış, 2024’e kadar süresi uzatılmış. Şimdi sürenin yeniden uzatılması durumu var görünüyor.

Taçoy, AKSA’ya yapılan ödemeden eğer 1 dolar indirim yapılırsa, 7 milyon dolarlık bir tasarruf elde edileceğini, 7 milyon doların karşılığının ise 42 milyon TL olduğunu; eğer 2 dolar indirme gidilirse, bunun da 14 milyon dolar yapacağını, bunun da 84 Milyon TL’ye geleceğini söyledi.

Güzel de tam 20 yıl geçmiş, neden buna kimse görmemiş? AKSA ile sözleşme defalarca uzatılırken, neden gündeme getirilmemiş? Neden bunca yıl milyonlarca lirayı fuzuli olarak ödemişiz? Kim verecek bunun hesabını? Devleti zarara sokmak değil mi bu?

AKSA’yla ilk sözleşme Derviş Eroğlu’nun Başbakanlığı döneminde 2000 yılında imzalanıyor. Sonradan tüm gelen giden iktidarlar gerek süre uzatması, gerekse kapasite artırımı anlaşmaları yapıyorlar. Ama bu gereksiz ödeme konusunda kimse bir şey yapmıyor…

Milyonları havaya saçmışız, sonra da sürekli olarak “pahalı elektrik” tartışması yapıyoruz. Bu nasıl siyaset, bu nasıl devlet yönetimi?

YERİN KULAĞI VAR

YALNIZ KALACAĞIZ:

Maraş konusundaki toplantısıyla ilgili olarak, Rusya, Fransa ve İngiltere’nin büyükelçiliklerinin ardından bir açıklama da ABD elçisinden geldi ve BM kararlarına saygı gösterilmesi çağrısında bulundular. Biz ise hala daha, “günü geldiğinde ilgili taraflarla konuşacağız” diyelim, atı alan çoktan Üsküdar’ı geçmiş olacak… İstenen durduk yerde eleştiri oklarını çekmek miydi? Bu nasıl politika? En azından çalışmalarınızı gizlilik içinde, “devlet” ciddiyetiyle yapsaydınız da dilli düdük etmeseydiniz.

HAMZAOĞULLARI AKINCI’YI SUÇLADI:

CTP Milletvekili Biray Hamzaoğulları, “Mustafa Akıncı, yine CTP’lilerin oylarıyla kazanacağını düşünüyorsa bu kez hüsrana uğrayacak… İki buçuk yıl Türkiye ile hiçbir temasta bulunmayacaksın. İki buçuk yıl boyunca Türkiye’ye karşı sessiz kalacaksın ve şimdi seçim döneminde sol oyları toplamak için bir kavga yaratacaksın ve toplumları birbirinden ayrıştıracaksın” eleştirisinde bulundu. Hamzaoğulları, “Sokakta kime sorsam Tufan Erhürman’a oy vereceğini söylüyor” şeklinde, iddialı bir yorumda bulundu…

GERÇEKÇİ Mİ?:

Avrupa Komisyonu araştırma kurumu Eurobarometer’in 2019 anketine göre, Kıbrıs Türkünün yüzde 62’si hayatından memnunmuş. Geçen yıl bu oran yüzde 60’dı, demek memnuniyetimiz artmış. Aynı zamanda alım gücünün düştüğünden, işsizlikten, suç oranının artmasından da şikayetçi olduğumuz belirtiliyor. BU durumda çıkan rakam çok da gerçekçi değil. Rakamları yükselten bence memurun aldığı göreceli yüksek maaş. Bu tür anketler ülkedeki gelir adaletsizliğini ortaya koyma konusunda yetersiz…

NE BEKLERDİNİZ:

Hükümetin kaynak yaratma umuduyla kayıt dışı çalışanlara yönelik çıkardığı af tahmin edildiği gibi beklenen ilgiyi görmedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sucuoğlu, ülkedeki yaklaşık 4 bin civarında kayıt dışı çalışan olduğunu ve affa başvuranların bin 798 kişide kaldığını açıkladı. Aynen daha öncekiler gibi. Büyük umutlar, yağlayıp ballayıp kamuoyuna yutturmalar, sonuç sıfır. Zırt pırt sürekli af çıkarırsanız olacağı buydu. Nasıl olsa iki yıla kalmaz yenisi çıkar.

 REKLAMA GEREK YOK, HALK USTA OLDU:

Marketler Birliği, toplamda güneydeki piyasadan yüzde 34 daha ucuz olduğumuzu söylüyor. Çıkan sonuç, hangi ürünleri baz aldığınıza bağlı. Öyle mallar var ki, bizim tarafta yüzde yüz pahalı. Daha dün test ettik. Aynı marka iki ithal ürünü, bizdekinin tam yarı fiyatına aldık. Merak etmesinler, her iki tarafın insanları da usta oldular. Ne, nerede daha ucuz çok iyi biliyorlar, ona göre iki kesimin avantajını da kullanıyorlar. “Biz daha ucuzuz” diye kestirip atmak doğru değil. Kabul etsinler ki, fahiş karlarla çalışılıyor…

ÜNİVERSİTELER ADASI:

Milli Eğitim Bakanı Çavuşoğlu, “Üniversitelerimizin akredite olmasıyla 140 ülkeden gelen öğrencilerimiz, 90 ülkeden gelen öğretim görevlilerimizle ve kültürlerin buluşmasıyla oluşan kültürümüzün içerisinde, din, dil, ırk, renk ayrımı yok; inanç özgürlüğü, kültür özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü var” dedi. Bunlar güzel laflar. Ama ya perde arkası? Kalite sorunu, bilim üretme kapasitesi, vergi sorunu, çalışanların hakları? “Üniversiteler adası” olsan ne yazar…

ZİRVEDEKİLER

Cenk Uzunoğlu: “Akıncı’ya karşı seçimi kazanmak Türkiye’den gelen, içinde Atatürk olmayan milliyetçiliği savunanların, beylik laflarından geçmez. Umut vadetmek kabuğunu kırıp ileriye doğru yolculuk yapabilmeyi sağlamaktan geçer. 38 yıl geçmişe gidip Üniversitesi bahçesinde poz vermekten, bindiğin uçak daha Ercan’a inmeden yalanlanmaktan geçmez umut vermek…”.

  DİPTEKİLER

Özrü Kabahatinden Büyük: Cumhurbaşkanı Akıncı ve muhalefet partilerinin davet edilmediği Maraş toplantısına tepkiler sürerken neden davet edilmediklerini sonunda öğrendik. Bakan Hasan Taçoy, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın toplantıda bulunmamasının sebebinin “T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın toplantıda olmaması” olduğunu söyledi. Herhalde muhalefet de aynı nedenlerle davet edilmedi. Biz de yedik…



Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı