En Üst

22 Kasım 2017

O Sarhoş Kafaynan Verdiler Gızı Bize

O Sarhoş Kafaynan Verdiler Gızı Bize
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

 

Bir Yastıkta 50 Yıl’ın bu haftaki konukları Aydınköy’den. 57 yıl evli olan Rasiha-Seyit Yassıkaya çifti bizlere Kıbrıs misafirperverliğinin en güzel örneğini sergilediler. Onlarla tüm gün beraber olduk. Kıbrıs kültürünü doya doya yaşadığımız Yassıkaya çiftinin Aydınköy’deki evinde film tadında bir program oldu. İşte o arşivlere girecek yazı dizisi.
S.Y: Hoş geldiniz Ali Bey. Sizleri gördük mutlu olduk. İleriyi ve insanlığı düşünerek çok güzel şeylere imza atarsınız.
Ali Atamer: Bizde sizin gibi değerli insanları tanımaktan mutluluk duyuyoruz. Ve anlatacaklarınızı kayıt altına almanın şansını ve keyfini yaşıyoruz. Ayrıca İçten ve samimi karşılamanız için çok teşekkürler. Dışarıda yeşil zeytinleri gördüm galiba cakisdez olacak bunlar.
R.Y:
2-3 gün galacak suda süzecen her gün sonra tuzlaycan ve yemeğe hazır.
Ali Atamer: Bu kültürümüzü yaşatmanız çok önemli bir olgu Rasiha teyzeciğim. Kendini okuyucularımıza tanıtır mısın?
R.Y:
1937 yılında Marona’da doğdum. Baf kasabasına bağlı. Ayyorgi köyüne yakındır. Bizim davar çiftimiz vardı. Bahçemiz varıdı içinde su çıkardı. Ceviz, böğrülce fasulye ekerdik. Cevizi guruturduk yerdik. Annem yapardı. Orak işi vardı. Demet bağlardık. Alın bir deste eline galem buğdayın yani. Bağlan gon yere toplan desteleri dönen sıkan. Bağlan gendilerini. Damdan atsan çözülmez. Gız evladı hep yapardık. Gendi işimizdi. Bir senede davullarla biçtik orağı. Bereketli bir yerdi. Cevizleri ben suvarırdım. Süt, hellim nor yapar satardık.  Çok keyifli zamanlardı.

Ali Atamer: Norun yapımı nasıl olur?
R.Y:
Damızlan sütü ondan sütü parçalan gon galıplara. Onu tabi çıkarın ayrı bir gaba. Hep bittikten sonra goyan gazanı gızdıktan sonra döken fazla süt içine o döner nor olur.
Ali Atamer: Seyit dayı doğma büyüme Malyalı olarak bu sayfalara sığmayacak yaşanmış gerçek hikayelerin vardır herhalde.
S.Y:
1932 yılında doğdum. Atalarım Anadolu’dan geldi. Tam hatırlamam. 6 gardaş geldi da Malyayı gurdu. Vancelli ismi adında kiliseci vardı. Manastır derlerdi sahi. Malyanın suyuda o manastırdan 12 kilometre içerdeydi. Haftada 1 defa verirdi suyu. 6 gardaş bu suyu ki köyü guranlar Paşaya şikeyet ettiler o zaman. Osmanlıda akıl verdi bu 6 gardaşa fidan diklin ve deylimki Vancelliye bakın bu inanlar fidan dikdi ve su vermediğin için fidanları gurudu. Popaz itiraz etti vermem dedi genlere su. Bu verdiğim yeter dedi. Ama zaman sonra gabul etti . Osmanlının son yıllarında oldu bu olay.
Ali Atamer: Okula gitmeyi çok istemişsin ama imkanlar el vermediğinden olmamış. Nedir bunun hikayesi.
S.Y:
Öğretmenim Hüseyin kişi idi köhünyeli. O adam çok iyi bir adamdı. Son 6.sınıfı Hüseyin kişide bitirdim. “Seyit dedi bana ortaokula gidecek min. Ama dedim babam göndermez”. Geldi Hüseyin kişi babama der “hacı dayı yolla bu çocuğu okula da gördüğüm en zeki öğrencidir”. Babamda rahmetlik “yollayamam” dedi. Öğretmenin gözünden yaş geldi. “Büyük gabahat işlen bu çocuğu ortaokula göndermemekle” dedi Hüseyin Kişi. Okuyamadım.

Ali Atamer:  Dilerseniz bir yastıkta 57 yıllık evliliğin başlangıç hikayesine gidelim.
R.Y:
E işte dünürcülüğe geldiler. Görüştük daha önce ama uzaktan gördük birbirimizi. Geldi Marona’ya Seyit. Ondan sonra aileler geldi nişan ettiler bizi.

Ali Atamer: Rasiha teyzem nedense olayın derinine inmek istemedi.
S.Y:
Ben anlatayım size. Bir arkadaş ile kağıt oynarken dedim gendine “susuz köyüne gidecem”. “Ben da gideyim beraber” dedi. E gittiğimizde gördük bizim hanımı. “Arkadaşım aha bu gız cumali beyazbayramın gızıdır” dedi. “Malyada o gadar gız dururkana geleceyik marunaya gız mı alalım” dedim. Arkadaş ısrar eder “çok eyi insandırlar hem zengin hem namuslu. Dua et da versinler sana da memnun galacan”. Enişteme bahsettim konuyu. “Ben gidersem yok demeycekler bana” dedi eniştem. Tuttuk otomobili gittik dünürcülüğe. Ama haber verdiler gız tarafına ki geleceyik dünürcülüğe. 2 hayvan kesti gaynatam o gün. Yedik içtik. Hepsi sarhoş oldu ordakilerin. Bir da gonyak buldum hacıbavlo lamizanacıkda içen geni hazeden asıl. Sonra sarhoş eder insanı. Ama verdiler gızı o kafaynan. Şart koydular bize nikah olduk hemen aldık Rasihayı geldik.
R.Y: Gördük beğendik gabul ettik zaten Seyit’i. Bana sormadılar ister min diye ama ben gendim beğendiğimi aldım.
Ali Atamer: Maronadaki düğün nasıl oldu Rasiha teyze?
R.Y:
Maronada yaptık düğün sonra bindik dakisye gittik malyaya. 2 günda orda yaptık. Kemane döplek vardı. Evdimden zurnacı Rıfat geldi. Maronada gece kına, ertesi gün da guşatma oldu tebrik gibi. Ondan sonra gittik malyaya.
Ali Atamer: Malyadaki düğün geleneklerini Seyit dayımdan dinleyelim.
S.Y:
Güveyi turaşı olurduk köy meydanında. Turaşdan sonra düğün başlardı. Cumartesi güveyi çıkartması vardı. E şimdi eskiden gerdeğe girerlerdi bu açık bişeydi örf adetlerimize göre paça derlerdi ona. Güveyiyi camiden ilahilerinan alırdılar beni. 2 rekat namaz gılardın. Alırlardı seni ilahiler okuyarak. Gorlardı güveyiyi içeri girerkana yerdin yumruk. Gelin alayı olurdu. Mezarlığın anından geçerken çalgılar durdu nezaket icabı. Berkant Leymosunda, Göksel ve Yücel fotoğraflarımızı çektiydi. Çeyiz taşıması oldu. Gıza ne gadar verirlersaydı daşırdı evine. Mesela hanımın çeyizlerini çalgıyla götürürlerdi gelinin evinden güveyinin evine. Çeyiz kağıdı vardı.
R.Y: İç ceyizimi ben işledim. Yük yaparlardı. Masasın üstüne ceyizlerini dizen. Ne getirdin evinden herkes görsün. Malyalılar hala daha yapar.
Ali Atamer: Rum ciraların Türk düğünlerinde gidip çok güzel oyunlar sergilediğini duyarız.
S.Y:
Gelin alaya giderken ciralar ellerinde buhurdanlık gelin güveyiyi buhurlarlardı. Orak oyunu oynarlardı. Bütün insanlar seyrederdi. Türklerden de bir da Hasan salih vardı güzel oynardı. Ölülerimize, düğünlerimize biz da onlarda giderdik. Eyiydi ilişkilerimiz. Gavede içerdik, tarlada çalışırdık beraber. Rum destebanlar, muhtarları bizden daha iyi Türkçe bilirlerdi. Ama bize gonuşmazlardı Rumca.
Ali Atamer: Seyit dayıcığım evliliğinizin ilk yılları Kıbrıs Türk halkının mücadele yıllarının başladığı yıllara denk gelir. Eminim bize anlatacağın çok şey vardır.
S.Y:
Komutan dedi bana bir gün teşkilata yazsın beni. Emir geldi bize Türkiyeden burada genişletelim biraz. Çünkü yunan alıyor adayı dediler. Yollayalım seni Türkiye’ye n eğitim alasın dedi teşkilat. Antlayada 45 gün komando eğitimi aldık. 1960’da oldu bu olay. 36 kişiydik. ‘64 hadiseleri çıkınca eğitimli insanımız oldu. Kimselerin haberi yoğudu haberi yoğudu teşkilat işinden.  Öyle günler geçirdik.  4 gün 4 gece tuttuk Malyayı gomadık Rumları. Harp ettik yenildik malya düştü. Şemsi kazım geldi teselli etti bizi “korkmayında teşkilat sizi cezalandırmaycak çünkü rum askerleri 7000 kişiyidi onlara garşı şansınız yoğudu” dedi. “Eyi bile dayandınız 4 gün 4 gec” dedi Şemsi Kazım.
Ali Atamer:  Rasiha teyzeciğim seyit dayımı en heyecanlı yerinde sözünü kestim ama sen o sırada nerdeydin ve ne durumdaydınız?
R.Y:
Okullarda galdık 20 gün yerlerde yattık çocuklarınan. Bunları gaçırttılar Evdime. Bize Seyit tembih etti okuldan eve gitmeyin galın okulda. Sonra araba buldular bize Bladanisyaya götürdüler Seyit dayının yanına. Yaşadım bunları. 2 Defeda göçmen olduk. 4-5 sene galdık bladansiyada. 3-4 sene sonra Malyaya geri döndük. Evimizi onardık bağlarımızı tekrar yeşerttik. Hep gurudulardı.
S.Y: İngiliz gandırdı bizi nice Rumlardan koruyavcaklar diye. Bir baktık urumlar girmeye başladı köye. O esnada İngiliz çekildi kenara. İngiliz der bize “madem silahınız var koruyunuz gendinizi”.
Ali Atamer: ‘57’den önce Rumlarla iyi arkadaş olduğunuzu söylediniz. Haliyle sonraki yıllar iki halk düşman kesildi birbirine. Dost olan Rum ve Türkler birbirlerini savaş anında vurmak zorunda bile kaldıklarını duyarız.
S.Y:
Köyden bir adam vardı asım amca.  Rum ahbabıydı çok. “Ne be arkadaş nere gidiyon “dedi gene bir gün. Asım amcada “aha gidiyom çocuklara ekmek götüreyim” dedi. Oda o saatten vurdu gendini arkadan. 5-6 tane şehit verdik köyden ‘64’de. ‘74’de gaçtık biz üslere. Türkiye hepeyi oyalandı bizi çıkarsın ordan. Sonra Adanaya gittik. Ben Kızılhaç ile geldim Kıbrısa.  Bu arada bu program ne zaman girecek gösterime. Ben ha gördüm ha görmedim bu programı ama şimdiki nesil görsün. Şimdi gave içeceyik. Had yeylim içelim da ona göre gidesiniz.
R.Y: Geldiniz da yeyip içmeden gideceksiniz. Olmaz öyle.
S.Y: Hoş geldiniz çok mutlu oldum ama gideceğiniz içinde üzülürüm. Ki yalnız bırakıyorsunuz artık bizi.
R.Y: Te Londra’ya haber vereceyik izlesinler bizi.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis