Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

NİHAYET ABD KIPIRDADI! (ERMENİ RUM LOBİLERİ DEVREDE!)

Obama’nın yardımcısı Biden’ın adaya yaptığı ziyaret sonrasını merak ediyordum çünkü bir yerlerden soruna “bulaşmak” için müsait ortam bulamadıydı!
Hatta hem Güney’de hem de Kuzey’de soğuk karşılandı denebilirdi! Nitekim aradan bir süre geçti, tam da “Amerika kendini unutturdu” diyeceğiz bir de baktık ki “tüm haşmeti ile sahnede arzı endam eylemekte!”
Kısaca haber şu: “ABD Temsilciler Meclisi’nin Dış İlişkiler Komitesi’nde bir karar tasarısı kabul edildi. Oy çokluğu ile kabul edilen bu tasarı “Türkiye Hristiyan Kiliseleri Hesap Verme Yasası” başlığını taşıyor ve Ermeni diasporasının baskısı sonucu kabul görüyor… İçeriğini de “Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki Hristiyanlara ait mülklerin ABD Dışişleri Bakanı tarafından takip edilmesi” oluşturuyor…
Cumhuriyetçilerle Demokrat Partililerin oyları ile komiteden geçen tasarının çok önemli olmadığı, yasalaşsa bile ABD Dışişleri Bakanı’nın 2021’e kadar yıllık olarak Senato ve Temsilciler Meclisi’nin Dış İlişkiler Komitesi’ne rapor sunmak zorunluluğu getirecek…
BU TASARI ÖNEMLİMİDİR? Bu hali ile değil elbet. Hatta tasarıya muhalefet edenler TC’nin son zamanlarda aldığı “Hristiyan mülklerine” yönelik olumlu kararlarla Suriye’den kaçan bir milyon insanı barındırmasından övgüyle söz ettiler…
Fakat ortada “Rum-Yunan ve Ermeni lobilerinin” olduğu muhakkak. Tasarının yasalaşması için bu lobilerin artık rahat durmayacakları da belli! Kuzey’deki Rum mülkleri ile “din” nitelikli yerlerin sahiplerine iadesi konusunda, gitgide dozunu artıracakları bir kampanyaya başlayabilecekleri de seçik görülüyor.
Üstelik bu “tasarı” Kıbrıs’ta tam da müzakerelerin çıkmaza tosladığı bir dönemde giriyor gündeme! Sonrasını zaten siz de okuyorsunuz, şöyle ki “Rum’un malını iade edin” baskıları! Ki müzakereler süreci Rum’un bu ısrarı sonucu kırıldı!
Bu durumda eğer tasarı yasalaşırsa Rum ve Ermeni lobilerinin baskılarını savmak mümkün olmayacağından ABD Rum’dan yana tavır koymak zorunda kalacaktır!
NEYİ ANLATMAYA ÇALIŞIYORUZ: Önce belirtelim: Dıştaki siyasi olayları anlayıp yorumlamak ve sonuçlar çıkarmak gibi bir iddiamız yoktur çünkü ne çapımız müsaittir buna ne de haddimiz vardır! Bizimkisi geçmişten geleceğe uzanırken dışımızda gelişen bu tip siyaset oyunlarının tanığı olmamızdır ki gün geldi “Açison Planı” ile Kıbrıs Türklerine Meis Adası yolu da gösterildi, gün geldi “Barış Harekâtı gerçekleşmeseydi Kıbrıs’ta Rum’un Enosis’i gerçekleştireceği” tehlikeleri de yaşandı!
Her defasında paçayı sıyırmışsak tutun ki Türkiye ile birlikte oluşturduğumuz “savunma kalesi” nedeniyledir. Yeter ki bu kale içten yıkılmasın! Çünkü artık Rum’un ne istediğini biliyoruz: Bir, tümden çoğunluğuna dayalı ada egemenliği, iki, Kuzey’deki topraklarını! Son Amerikan kararı, Rum’un bu isteklerine çanak tutmak için yeni bir adımdır!

**********
YARIN SEÇİM GÜNÜDÜR
Galiba her iki buçuk yılda bir seçim yapıyormuşuz! Can sıkıntısından olmalı! Çünkü yapacak işimiz yok! Dolayısıyla ya birbirimizle didişiriz, yahut kozlarımızı paylaşmak için iki yılda bir seçim yapar deşarj oluruz!
Yarın da işte öylesi bir boşalım günüdür! Hem yerel seçimler için, hem de Anayasadaki değişiklikler referandumunda “evet” demek için oy kullanacağız.
Her ne kadar bu seçimlerde, geçmişlerde konfetiler gibi savrulan “seçim pusulaları” çokluk ortalarda görünmedilerse de duyduk ki “beş parça” imişler! demek ki sandık başında kimi oylayıp kimi karalayalım derken, beş yerimizden paralanacağız!
VE BİR MERAK: Neden belediyelerimiz çoğunluğunca batarken, bazıları dimdik ayaktadırlar? O kadar ki maşallah ayda beş bin lira emeklilik maaşı alan sapasağlam insanları onlarca otobüse koyup otellerde, Trodoslarda bedavadan gezdirip, yedirip içirip neredeyse ceplerine harçlık da koyacak belediyelerimiz de vardır, öte yandan “Payitaht Lefkoşa”yı çöpe teslim eden belediyelerimiz de vardır! Yörelerini cennet yapanlar da vardır, cehennem yapanlar da!
Kullu makka hepsi de sandığa girecekler de gene soralım: Neden bazı Belediyeler “harca harca bitmez paranın” içinde yüzerken, bazıları bataktan çıkamıyorlar?” Yok, bildiğimiz “tasarruf, iş bilir” laflarını sıralamayın! Hiçbir Belediyeyi töhmet altına itmeden bu “belediyeler gerçeğini” neden kaşıdığımı anlatayım:
BİR: Başarılı belediyeler eğer “açıktan gelirleri” yoksa ve de sadece “vergiler ve Devlet katkıları” ile kendilerini idame ettirip üstelik başarılı işler de çıkartıyorlarsa bu memlekette bu olay mucizedir…
İKİ: Bu “mucizeyi” devletin mercek altına alıp incelemesi, “Belediyeler nasıl başarılı olurlar” diyerek rapor haline getirmesi ve de tüm “batık Belediyelerin” bu raporu uygulamalarını zorunlu kılması gerekir ki artık memlekette “çöpler, pislikler, seller, borçlar değil; Belediyelerin işlev ve egemenlikleri söz konusu olsun!”
ÜÇ: Tabii ki gırgır geçmiyorum! Fincancı katırlarını ürkütmek amacında da değilim. Fakat bu ülkede hâlâ belediyelerimizle ilgili kapsamlı bir “analiz” yapılmadı! (Hiçbir sorun için yapılmadı ayrı konu!) Şimdi yeni Anayasal değişiklikle üç dönem belediyesini yüzde on zarara uğratan Başkan ve üyelere cezai müeyyideler uygulanacaktır” deniyor… Keşke çok öncelerde ciddi denetimler getirilmiş olsaydı. Çünkü çok iyi biliniyor ki çoğu belediyeler, iktidarda olan kendi partilerinin belediye istihdamlarındaki “partilim” tutumlarının kurbanı oldular!
Zaten küçük ülkede “oy kapmak” uğruna tepelenmedik ne kaldı ki belediyeler de şerrinden kurtulsundu!”

**********

ANAYASA’YA NİÇİN “EVET” DİYECEĞİM
Statükocu olmadığımı, her yeniliğe açık bir yurttaş olduğumu ispat etmek için!
“Anayasa değişikliklerinin”, ilk kez kendi vekillerimin, kendi Meclisimin, kendi devletimin alın teri göz nuru oldukları için.
“Değişikliklerin” bugünkü siyasi ve ekonomik koşullarda “devletin çıkarlarını” korumaya özen gösterdikleri için.
Değişiklikleri yapan “ekibin” çok samimi olduklarına inanç getirdiğim için.
“Bu değişikliğin” istenildiği ve ihtiyaç duyulduğunda yeniden yeni değişiklikler yapılabileceğinin mümkün olduğunun ispatını çaktığı için.