Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

New York’ta ne olacak?

Merak ediyor muyuz?

Hayır!

Çok ilgimizi çekiyor mu? Hayır!Ki medyadaki ilgili haberler çoktan iç sayfalara taşındı!                                                                                                                                    Temaslar istişareler sonunda her halde müzakerelerle ilgili  bir başlangıç olabileceğine inanıyor muyuz? Eh belki!

Kısaca, Guterres’le görüşecek olan Anastasiadis ile Sn. Akıncı’nın New York’tan “sürpriz” çıkarmaları mümkün görünmüyor..

ANCAK  müzakere sürecinin “yol haritası olacak” Guterres’in Crans Montana’dan kalma “altı maddesi” üzerinde bir mutabakata varılabilir diye düşünüyorum. Çünkü tarafların “müzakereleri” yürütmek için  gerçekten koltuk değneklerine ihtiyaçları vardır bu Guterres’in bu 6 maddesi de pek alâ o koltuk değnekleri olabilir…

BUNA karşın söz konusu “maddeler” soruna yönelik “tarafların görüş ayrılıklarını” izale edip   çözüme yardımcı olacak kabiliyetten   hâlâ çok uzak!

Kaldı ki Montana’dan bu yana Kıbrıs’ta Türk ve Rum taraflarının tansiyonlarını yükselten olaylar da yaşandı..

Mesela “doğal gaz” konusu.. Sn. Akıncı KKTC’nin gazla ilgili  ortaklık hakları nedeniyle konunun  masaya konmasını  istiyor..

Öte yandan  Kıbrıs’ta çözümü sağlayacak en büyük faktörlerden biri olan Türkiye ile Yunanistan ilişkileri hâlâ kurulmuş değil.. Hatta “Ege adaları ve doğal gazdan dolayı da netameli!”

Oysa ne diyoruz. Önce Türkiye ile Yunanistan kendi aralarında sorunlarını en aza indirip ikili ilişkileri restore edecekler ki Kıbrıs’ta çözüme büyük oranda katkıları  olsun..

TÜM bunların dışından  soruna “yalın” bir  nazar atacak  olursak şunu tekrarlayacağız..

“Adada siyasi çözüm şansı” 2004’de Annan planının Rumlar tarafından reddedilmesinden sonra zaten yitip gitmişti.

Çünkü  o dönemlerin KKTC’si Rum tarafına Kuzey’in yarısını hibe edecek kadar zayıf bünyeli ve çaresizdi!

Ne var ki bugün ne öyle bir KKTC ne de öyle bir Türkiye var…

**********

BATA ÇIKA: (DENETİMSİZLİK, USULSÜZLÜK, HANTALLIK…)

Dün Havadis Gazetesinin manşeti kafamı karıştırırken “neden bu tatsız olayların devleti olduk” diye de hayıflandıydım. Manşeti aktarayım:

“Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu eski Yönetimi 2017 yılında kurumu milyonlarca lira zarara uğrattı… Milyonları götürdüler… Toplam rant 3 milyon 226 bin TL:”

OLAYIN şekli şemaili, mahkemelere taşınır mı taşınmaz mı birileri açıklama yapar mı yapmaz mı nedamet getirilir mi getirilmez mi ve bundan sonrası süreçler için emsal teşkil edecek tutumlarda devlet kurumları yeniden reorganizasyona tabi tutulurlar mı tutulmazlar mı?

Bilmiyorum! Fakat çok uzun süre kendime dert yaptığım için sürekli zırlandığım şu gerçeği iyi biliyorum.

1974’lerden sonra  TC ile her yeni hükümet döneminde üç dört yıllık Mali ve Ekonomik protokoller imzalanmış ancak “bünyemize uymaz gerekçelerinde” hemen hepsi de savsaklanarak hasır altı edilmişlerdi..

OLAY  Sol kanat için,   “özelleştirmeler sonunda çalışanların işsiz kalarak  sersefil olacakları…”

Sağ kanat içinse “özelleştirmeler gerçekleştirilirse çiftlikleri gibi kullandıkları ve seçimlerde büyük oranda oylarını kaparozladıkları kurumlardan nemalanamayacakları hesaplarıydı!”

OYSA devlet “kurumların” üzerinde oturur. Kurumlar ne kadar düzgün ve istikrarlı çalışırlarsa  devlet de o kadar güçlü ve istikrarlı  olur…

Oysa bizde gelip giden hükümetler,  yıllardır hem de denetlemek gereğini bile duymadan, “kurumlarımızı” siyasi rantları olarak kullanıyorlar. Tam bir “devletçilik” sergiliyorlar!

BUNA karşın itiraf ediyorlar ama: “KKTC de artık çalışamayacak kadar hantallaşıp kaşarlanmış bir kamu yönetimi vardır, kesinlikle yenilenmelidir! Nitekim  Erhürman hükümeti de “yeni bir kamu görevlileri yasası” çıkarmak için çalışıyor  ama hani? Çoğu reformlar gibi  rölantiye yatırılmış ki kurumlarımız bu sorunun kurbanları! Bazılarının “devletle özerklikleri” arasında tırnak kadar “faydalı” denecek uyum ve çalışma disiplini kalmamış!

SADEDE gelirsek! Mesela  Elektrik Kurumu, Telekomüniskasyon, arada Mağusa limanı öteden beridir “özelleştirilmeyi” yeniden yapılanmayı bekleyen kurumlarımızdandır.” Nedense yanlarına bile yaklaşılmıyor!

BİR süre önce YDP başkanı Erhan Arıklı’nın Kıb-Tek’le ilgili iddialara ve açıklamaları henüz unutulmamış. Buna karşın bu iddialara fiske kadar  dokunulmamış ki şimdi de  Havadis gazetesinin haberinden öğreniyoruz, devleti 3 milyon 226 bin TL zarara sokmak söz konusu!

BÜTÜN bunlara rağmen bu kurumlar “öyle geldi böyle mi gidecek?” Kader haline gelmiş zararları, suistimalleri, hantallıklarıyla ciddiyetsizlikleri hiç mi giderilmeyecek!

Halâ hatırımıza geldikçe “batışından dolayı” üzüldüğümüz  Kıbrıs Türk Hava yolları!

Neden batırdıydık? İşte o “devletçilik” sendromundan dolayı! Oysa TC hava yollarıyla saat gibi çalışan küçük bir uçak filosu sahibi olduktu.. İlle de ve çapımızı ölçüp dökmeden sahipliğini olduğu gibi KKTC’nin  aidiyetine  geçireceğiz inadında kısa sürede batırdık ki tam “bizlik!”

…Mali ve ekonomik protokolleri uygulamak için fırsat var diyeceğim ama şimdilerin bu ekonomik koşullarında hiç mümkün değil!

**********

       KISACA TAKLILDIĞIM: (PAZARLIĞA BAKIN!)

Özgürgün UBP kurultayı öncesi, parti başkanlığı ve milletvekilliği için   rica ve niyazda bulunuyor! “Bu son başkanlık ve milletvekilliğim seçimim olacak.  Bana bir fırsat daha tanıyın!”

Var mı dünyada öylesi bir “seçim pazarlığı? Ki  kendini “kaçırılmaz bir son fırsat politikacısı” olarak takdim etmekte!” Fesüphanallah!