Nedir “Rumun” amacı?

22 Eylül 2018 Cumartesi | 11:12
Eşref Çetinel

Sorun çok eskidir! İngilizin adayı terk ettiği 1960’dan kalmadır..

Tek cümlede ifade etmek gerekirse Türk tarafını tahakkümü altına almak istemesi sorunudur!”

Bu sorun “Enosisi” gerçekleştirme amacıyla başlayan bir serüvendir! Ki hâlâ Rum okullarında “Enosis ile bunu gerçekleştirmek için oluşturan “Eoka teşkilatının” tedrisi de vardır, yad edilmeleri de!

Kısaca Rum tarafının asıl hedefi tüm adaya egemen olmaktır. Öyle Türklerle paylaşmak, ortak devlet kurmak, federal çatı altında siyasi eşitlikle kardeş kardeş al gülüm ver gülüm yaşamak… Bunlar siyasi sorunun hikâye tarafıdır… ŞİMDİ kaç yıldır geliştikçe büyüyen Rum’un Doğu Akdeniz’deki MEB’ler olayına dikkatinizi çekmek isterim.

Eğer Rum tarafı bir federalizmle Türk tarafıyla barışçı çözümde buluşmak inancında olsaydı, neden tüm adaya ait olan Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarını kendi siyasi iradesi içinde kilitlesindi? Neden Türk tarafını yok saysındı?

Keza Türk tarafına inat neden İsrail ve Mısırla tek yanlı anlaşmalar yaparken, Türk tarafının varlığını tırnak kadar dikkate almasındı? Gazını her yönden güvenli ve ucuz nakledecek Türkiye’ye neden sırt dönsündü?

FAKAT 1960’lardan beridir bu adada Türk halkına sadece kan ve gözyaşı döktüren bir Rum-Yunan emperyalizminden bugün de bekleyebileceğimiz ancak o kanlı çatışmalar, bitmeyen didişmeler, düşmanlıklarla yoğrulmuş siyasi dalaverelerdir!

Bu arada eklemem gerekir. Türkiye Doğu Akdeniz’deki MEB’lerinde petrol ve doğal gaz aramalarına başladı. Hiç temenni etmediğimiz fakat aklımızdan da çıkaramadığımızca, inşallah iki “hasım” durumuna gelmiş Türkiye ile Rum tarafı dalaşmak gereğini duymazlar!

 

**********

YENİ SIKINTILARA DOĞRU!

Türkiye orta vadeli 3 yıllık yeni ekonomi programını geçen gün açıkladı.

İstesek de “bize ne” diyemeyiz! Barış Harekâtından bu yana ilk kez bu kadar büyük çapta bir ekonomik ve mali sorun yaşıyoruz. Ve anlıyoruz ki bundan sonra 2020 yılına kadar sarkacak olan bir süre “sıkılmaya” devam edeceğiz! Büyük olasılıkla bugün yaşadığımız döviz vurgunu önümüzdeki yıl da devam edecek!

TEDBİR? Başbakan Erhürman son dönemlerin mali ve ekonomik sıkıntılarını anlatmak durumunda kaldığında, “tünelin ucunda ışık görünmüyor” dediydi!

Gerçekten de TC’deki 3 yılın “ekonomik yol haritasına” baktığımızda bu yılın büyüme oranının yüzde 5’ten yüzde 3.8’e çekildiğini.. 2019 için büyümenin daha da geri çekilerek yüzde 3.5 olduğunu görüyoruz.

Bu, Türkiye büyük oranda Tasarrufa gidiyor demektir! Ancak asıl iç karartan haber, 2018 yılı geçerken enflasyonun yüzde 20’lere dayanacağıdır!

TABİ önümüzdeki iki yıl içinde büyük oranda kemerler sıkılırken “tünelin ucu” konusunda” deniyor ki 2020’de enflasyon yeniden yüzde 9.8 ile tek haneye düşecek..

Ekonomistler beni bağışlasın. Bu tip uzmanlık gerektiren “mali ve ekonomik” olayları ancak cebime giren para ile çıkan para oranında anladığımı çok yazdım! Ancak görünen köy de kılavuz istemez. Tam üç yıl boyunca Türkiye halkı şişte kebap olacak!

YA Kıbrıs Türk halkı? Bundan bir süre önce “bugünler de geçer” dediydim çünkü geçmişte de yaşadıktı… Fakat hepsi de delip geçtiydi! Mesela hâlâ boğazımı sıkarken canımı çıkarmaya ramak kalan 2001’ler krizinin faturasını ödüyorum! Ki öldükten sonra bile devamına!

KIBRIS Türk halkı bu yeni soruna, örneğin 45 bin mazbata mağduruyla mahkemelerde sürünen binlerce “alacak-verecek” davalı yurttaşı ve kamburundaki dehşetli pahalılık yükü ile giriyor! Burada koalisyon hükümetine bakarken aklıma geliyor:

Bugüne kadar “Türkiye hapşırırsa zatürre oluruz” derdik! Ya Türkiye zatürre olursa ne olacağız! Korktuğumuz oldu ama!

Mesela anlıyorum ki artık reformlardan söz edemeyeceğiz! Yeni hastane, okul inşaatlarını gerçekleştiremeyeceğiz! Mağusa Limanı gibi büyük çaplı onarımlara restorasyonlara girişemeyeceğiz!

Mevcut yollara yeni yollar ekleyemeyeceğiz! Falan…

ÇÜNKÜ bundan sonra ve üç yıl boyunca hangi hükümet iktidara gelirse gelsin TC’ye uygun bir tutumla hem “tasarruf yapmak” zorunda kalacak hem de büyük oranda ulusça “kemerlerin sıkılmasına” yönelik tedbirler alacak! Geçiyorum: Ve bu yıl da geçmiş yılları utandırmayan bir teamülle yeni ders yılına sorunlu başlayan okullarımıza “takarken” durum vaziyetlerine bakıyorum:

**********

KISACA TAKILDIĞIM: (OKULLARA BAĞIŞ SORUNU!)

Yeni ders yılı sorunlu başladı. Ancak bu kez şikâyetlerin yoğunlaştığı konu, okulların kitap defter gibi kırtasiye eksiklikleriyle, bazı okul ihtiyaçları için velilerden “parasal yardımlarda bulunmalarının talep edilmesi..

Bakın. Bu ülkede bugüne kadar hiçbir devlet okulu devletin bütçesi ile kendini idame ettiremedi! “Okul Aile Birlikleri şu sıralarda yine velilerden para söğüşlüyorlar” şikâyetlerine nazire, sadece “okulla aile ilişkilerine yönelik çalışmalar için değil, işte bu parasal yardımları koparmak için de oluşturuldular!

Birbirimizi kandırmayalım: Okulların tuvalet kâğıdından temizlik malzemelerine, ufak tefek tamirlerinden spor araç gereçlerine kadar “OAB”i bütçelerinden” de yararlanılır..

Bu yardımlardan gocunmamak gerekir. Aksine “okul aile birliklerinin” bu konudaki çalışmaları hem disipline edilmeli hem de “OAB’nin ötesinde, Eğitim Bakanlığı yetkilileri tarafından da denetimleri yapılmalıdır..