Ülkelerin kendi iç barışlarını bile sağlayamadıkları gerçeklerde, ülkeler arası barışı tesis etmek her zaman zor oldu!
Türkiye ile Yunanistan ilişkileri bu zorluğa örnek olacak tipik bir dünya sorunudur.
Kökleri Osmanlı’ya kadar giden, İstiklâl Savaşında Yunanistan’ın eski İonya hayalini gerçekleştirmek için İzmir’den Anadolu içlerine sarkmasına kadar varan ve Lozan’da Ege denizinin olduğunca Yunanistan’a peşkeş çekilmesiyle kronikleşip Kıbrıs’ta Türk ve Rum siyasi sorunuyla tavan yaparken, 1974 Barış Harekâtıyla da kördüğüm haline gelen müzmin bir sorun!
Nitekim yıllardır Türkiye ile Yunanistan arasında sürgit “husumet ve düşmanlık” hiç bitmedi. Kaldı ki “barışçı dostluk kurulsun!”
Bu nedenle diyorum: Eğer Kıbrıs’ta bir çözüm isteniyorsa önce Türkiye ile Yunanistan arasında tesis edilmelidir.
(Zaman zaman bazı örgütlerin Kıbrıs Türk ve Rum halkları kendi kaderlerinin egemen sahipleri olabilir, kendi aralarında barışçı çözümü sağlayabilir iddialarında bulunuyorlar! Külliyen “katakullidir,” hiçbir kıymet’i harbiyesi yoktur..) ***
BU hatırlatmadan sonra sorunun daha iyi anlaşılması için geçen hafta “yaşanan” bazı olaylara bakalım.
Önce Limasol’daki Köprülü Camisi kundaklanmak istenmişti.
Ardından Larnaka Tuzlasındaki Camiye Bizans Bayrağı çekildiydi..
Olaylar Türkiye’de gelişen bazı olaylarla hem örtüşüyor hem de çakışıyordu.. Nitekim İzmir’de bazı “şakacı yada provokasyoncu” kişiler camilerin “merkezi ezan sistemine” girerek “çav bella” şarkısını çaldılardı ki Türkiye yerinden oynarken olay camilere, islama saldırı olarak nitelendiydi!
Öte yandan kaç zamandır şimdilerde “müze” olarak kullanılan Ayasofya Camisinin yeniden camiye dönüştürülüp ibadete açılması için Erdoğan’ın direktifleri vardı ve tabi ki açılsın mı açılmasın mı tartışmaları gündem oluyordu..
Biliyorsunuz Yunanistan Ayasofya’yı kendi kutsalı olarak görür. Kıbrıs Rum’ları zaten Bizans’tan tevarüs ettiklerinin inancında hâlâ “çift başlı Bizans kartallı” bayrağın tutkunudurlar. Nitekim Larnaka’daki camiye astıkları da Bizans bayrağıydı!
Yani olay sadece Kıbrıs siyasi sorunundan kaynaklı değildi.. Kökleri Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etmek için (Enosis) iki asır önce “Megali İdea” yeminli papazların Paris’te “Etniki Eterya”yı kurmalarından beridir devam etmektedir.
Nitekim Lozan Antlaşmasıyla Ege denizini gölü yapan Yunanistan artık Kıbrıs’a kadar uzanan büyük bir deniz alanı egemenliği oluşturdu ki “Doğu Akdeniz” de Rumlarla oluşturduğu MEB’leriyle enerjiyi de kapsamına alan bir üstünlük yakaladı…
İŞTE şimdilerde Türkiye adadaki Türk halkının çıkarlarını da gözeterek Rum-Yunan yayılmacılığının bu yeni gasp planlarını bozmaya çalışmaktadır.
Nitekim Libya ile oluşturduğu ve Kıbrıs ile Yunanistan arasına adeta barikat çeker gibi ilan ettiği münhasır ekonomik bölgesi Yunanistan’ı da Rum’u şok etmiştir!
Rum tarafındaki camilerimizin kundaklanması, (büyük olasılıkla Ayasofya’nın açılışına tepkide) Larnaka’daki camiye Bizans bayrağı asılması bu “şokun” yarattığı intikam duygularının sonucudur!
Tabi buna Maraş’ın açılmak istenmesini de eklemek gerekir..
Kısaca olaylar gösteriyor ki Türkiye ile Yunanistan “barışın” başında bile değillerdir..
***
FAKAT olmaz ama! Bu sürtüşmelerin kimseye bir faydası yoktur. Dolayısıyla Türkiye ile Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de Kıbrıs siyasi sorunuyla Türk Rum halkları arasında doğal gazın paylaşımını da kapsamına alacak bir anlaşmaya ihtiyaçları vardır.. Böyle bir anlaşmaya varmazlarsa Kıbrıs sorununun çözüme ulaşmasını beklemek abese iştigaldir..
Bu arada hatırlatayım. Bir yandan Yunanistan Türkiye’yi savaşla tehdit ederken öte yandan Anastasiadis de Doğu Akdeniz’deki gazın paylaşımını daha doğrusu hakkımız olandan yararlanmamızı konu yaptığı açıklamasında, “Türkiye adadan çekilsin Türk halkına payına düşeni veririz” diyor..
(Ben de diyorum ki “sen kimsin ki Kıbrıs Türk halkına himmete bulunacaksın!” Böyle lafazanlık mı olur? Sen tüm adanın egemeni misin? Doğrusu bu tip sorumsuzca lafazanlıklardır ki siyasi sorunu çözümsüzlüğe mahkûm etmektedir!)
Asıl büyük tehlike şudur ama: “Eğer denildiğince savaş olmadan savaşılmadan barış olma!..” Yoksa bu adada barışı tesis etmek için ille de ve bir kez daha savaşmak mı gerekecek? Korkunç bir ihtimaliyet de olsa Rum-Yunan delilikleri devam ettikçe bu ihtimaliyet zail olmayacaktır!
***
NOT: Denecek ki “fakat o Anastasiadis KKTC’deki orman yangılarını söndürmek için Kuzey’e helikopter gönderdi…”
Gönderir tabi! Bir gün döneceğini zannettiği yerlerde yanmış ormanlar görmek istemediğindedir!
































