Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bugün başlayacak Cenevre zirvesi için adadan ayrılırken son günlerde “ilhak” tartışmalarına son noktayı koydu
HEDEF ÇÖZÜM: Akıncı: Birincil seçeneğimiz çözümdür. Ancak Cenevre’de arzu edilebilir karşılıklı çözüme ulaşmak mümkün olmazsa KKTC demokratik, laik, özgür bir toplum olarak yoluna devam etme seçeneğiyle karşı karşıya kalacak.
YAMA DA OLMAYIZ VİLAYET DE: Akıncı: Bizim ne Güney Kıbrıs’a yama ne de Türkiye’ye vilayet olma gibi bir siyasetimiz yoktur. Böyle birşeyi düşünmek bile söz konusu olamaz. Türkiye’nin Kıbrıs’ın küçük toprağına ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum
BUGENSTOCK FORMÜLÜ: Akıncı, Cenevre’de garantörlerin üçlü olarak, kendilerinin de iki toplum olarak, garantörlerin kendi arasında ikili olarak görüşmesi gibi farklı formüllerin gündeme gelebileceğini söyledi. Akıncı, “Bu da Bugenstock tipi müzakereye Anastasiadis de, ben de, Türkiye de, Yunanistan da buna kapalı değiliz” dedi
ERDOĞAN BELLİ DEĞİL: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konferansa katılacağının bilinmediğini söyleyen Akıncı, BM Genel Sekreteri Guterres ile Erdoğan’ın telefon görüşmesinin ardından Türkiye’de yeni bir durum değerlendirmesi yaptığını söyledi
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, heyetiyle birlikte Cenevre’de yer alacak Kıbrıs müzakereleri ve zirve için dün adadan ayrılmadan önce Ercan Havalimanı’nda basına açıklama yaptı.
Cumhurbaşkanı Akıncı, Ercan’da yaptığı açıklamada, Cenevre’de 11 Ocak’a kadar yapılacak görüşmelerde iki liderin 5 başlıkta müzakere edeceğini, buna 12 Ocak’tan itibaren 3 garantör ülkenin de katılacağını belirterek, böylesi bir konferansın uzun yıllardan beri ilk kez gerçekleşeceğine dikkat çekti.
Sadece bunun başarılmasının bile kendi içinde önemli bir gelişme olarak değerlendirdiğini belirten Akıncı, “Önemli olan, sadece bir araya gelmek değil, olumlu sonuçlar üretebilmektir. Bütün temennimiz bunun sağlanmasıdır” dedi.
“Garantör ülkeler, AB, BM ve uluslararası toplumun Kıbrıslılara yardımcı olması gerekir”
“Kıbrıs Türk tarafı olarak sorumlu bir davranış içinde politik istek ve kararlılıkla bu olumlu sonucun sağlanmasında üzerimize düşeni yapmak için gidiyoruz. Tüm tarafların sorumlu davranması gerekiyor. Özellikle Kıbrıslı Rum ve Türklerin birbirlerine karşı anlayış ve yardımlaşma içinde olmaları lazım. 3 garantör ülkenin, AB’nin, BM’nin ve uluslararası toplumun da Kıbrıslılara yardımcı olması gerekir. Şimdi tam o kavşaktayız” diyen Akıncı, yapılması gerekli katkının tam zamanı olduğunu vurguladı.
“İhtiyatlı olmak lazım”
Cenevre’nin mutlaka bir sonuç çıkacak diyecek noktada olmadıkları, ihtiyatlı olmak gerektiğini belirten Akıncı, her şey oldu bitti şeklinde abartmaya da gerek olmadığı düşüncesi taşıdığını ifade etti.
Kendilerini zor bir haftanın beklediğini belirten Akıncı, tarafların aynı kararlılk, sorumluluk ve çabayı gösterdikleri takdirde, Kıbrıs’ta eşitlik özgürlük ve güvenlik içinde her iki toplumun huzur ve mutluluk içinde yaşayabileceği bir çözüm mümkün olduğunu vurguladı.
“Siyasi eşitlik Cenevre’de ete kemiğe bürünmeli”
Kıbrıs Türk toplumunun siyasal eşitliğin önemini yıllardır vurguladığı ve bunun Cenevre’de ete kemiğe bürünmesi gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, siyasal eşitliğin temel unsurları olan konularda Rum tarafının artık ortaya çıkarak çok daha net mesajlar vermesi Kıbrıs Türk tarafının siyasi eşitliğini benimsediği, içine sindirdiği, dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konuları dahil göstermesi gerektiğini kaydetti.
“Başarının sırrı”
Akıncı, Kıbrıslı Türklerin Rumlardan endişeleri; buna karşılık da Rumların da Türkiye’den endişe ve korkuları bulunduğuna dikkat çekti, şöyle deva etti:
“Burada önemli olan her iki tarafın da kendisini huzur ve güven içerisinde bulabileceği bir düzenlemeyi bulabilmektir. Başarının sırrı buradadır. Ancak bunu sağlayabilmek için işte korkulara gerek yoktur, bunlar gereksizdir gibi sadece söylemle, bunu elde etmek mümkün değildir.
Bunun düzenlemelerini yapabilmek, bunun gereklerini yerine getirebilmek gerekiyor.“
Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti ile yakın diyalog ve işbirliği içinde çalıştıklarını belirten Akıncı, yakın istişare ve diyaloğun Cenevre’de de devam edeceğini kaydetti.
BBC’nin kendisi ile yaptığı bir mülakatta da ilk kez kendisine yöneltilen; “Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’ye ilhak” konusunun son zamanlarda bazı basın yayın kurumları ve toplumun bazı kesimlerinde seslendirilemeye başladığını belirterek, konuya ilgili duruşlarını şu ifadelerle vurguladı:
“Ne Güney Kıbrıs’a yama ne de Türkiye’ye vilayet”
“Bizim ne Güney Kıbrıs’a yama ne de Türkiye’ye vilayet olma gibi bir siyasetimiz yoktur. Böyle birşeyi düşünmek bile söz konusu olamaz. Türkiye’nin 800 bin kilometrekareye yaklaşan toprağı var. Kıbrıs’ın küçük toprağına ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. 81 vilayeti var, 82’nciye ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum ve Mustafa Akıncı’nın da ikinci bir Tayfur Sökmen (Hatay’ın son Cumhurbaşkanı) olma gibi bir düşüncesi de asla yoktur, böyle bir düşünce de asla söz konusu olamaz.”
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, eğer Rum tarafının yanlışları ön plana çıkar ve Cenevre’de arzu edilebilir karşılıklı çözüme ulaşmak mümkün olmazsa KKTC’nin demokratik, laik, özgür bir toplum olarak yoluna devam etme seçeneğiyle karşı karşıya kalacağını belirterek, “Bizim birinci seçeneğimiz elbette Kıbrıs’ta siyasal eşitlik içinde, özgürlük içinde, güvenlik içinde iki siyaseten eşit kurucu devletin var olacağı bir yapıyı kurmaktır. Arzumuz budur. Bunun dışında başka planlarla meşgul değiliz” diye konuştu.
Akıncı, ancak bütün çabalarına rağmen böyle bir durum yine de başkalarından gelen yanlışlar ve özellikle Güney’den ya da Yunanistan’tan kaynaklı yanlışlar nedeniyle çözümün yolunu açamazlarsa elbette hayatın durmayacağını, devam edeceğini kaydederek “Biz de biraz önce tanımladığım çerçevede bu yolu yürümek isteyeceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Akıncı, Ercan’daki basın açıklamasında basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Akıncı, “Temkinli olduğunuzu söylediniz. Bunun nedeni, ilk iki gün iki taraf arasında yapılacak müzakerelerde bir ilerleme sağlanamayabileceğini mi düşünüyorsunuz? Öyle bir durum mu var? Yoksa garantörler arasında mı güvenlik-garantiler konusunda çok iyi gitmeyen bir durum mu var?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Spesifik olarak ilk bölüm ya da ikinci bölüm diye bir ayırım yapmadım. Çünkü her iki bölüm de önemli. Her iki bölüm açısından da henüz ortada uzlaşıldı denebilecek bir tablo yok. Tarafların pozisyonları belli. Bunları 8-10 maddede toparlamak mümkün. Mülkiyet başlığında 3-4 konu var.
Mülkiyet başlığında 3-4 konu var. Yönetim başlığında 2-3 konu var. AB müktesebatıyla ilgili işte bizim arzu ettiğimiz ek protokol, yasal kesinlik konuları var. Bunun yanında toprak düzenlemeleriyle güvenlik – garantiler meseleleri var. Zaman zaman başka bir sürü madde var diye konuşmalar yapılır. Bunlar doğrudur, vardır. Ama aslı bu saydıklarımdır. Eğer bunlar Cenevre’de bir uzlaşmayla sonuçlanırsa ya da en azından tümünde olmasa bile bir çoğunda bunların artık yaklaşıldığı ve sonuca çok yaklaşıldığını görürsek çözümün önü açıldı demektir. Arkası gelecek demektir. Temennimiz ve arzumuz bunu sağlamaktır. Bunun için çalışmalara devam ediyoruz. “
Bugenstock formülü
Cenevre’deki başlangıç seremonisinden sonra garantörlerin üçlü olarak, kendilerinin de iki toplum olarak, garantörlerin kendi arasında ikili olarak görüşmesi gibi farklı formüllerin gündeme gelebileceğini de ifade eden Akıncı, “Bu da Bugenstock tipi bir müzakere süreci akla getirir. Aslında Sayın Anastasiadis de, ben de, Türkiye de, Yunanistan da buna kapalı değiliz. Bu türden formülasyonlar da söz konusu olabilecektir” ifadelerini kullandı.
Erdoğan zirveye katılacak mı?
Cumhurbaşkanı Akıncı, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Yunanistan Başbakanı Çipras’ın ve İngiltere Başbakanı May’in zirveye katılım katılımları konusundaki sorulara karşılık da şöyle konuştu:
“Sayın Erdoğan’ın katılacağının bilindiği dönemde, Sayın May ve Sayın Çipras’ın da katılma olasılığı çok yüksekti. Hemen hemen kesindi denebilir. Kamuoyuna açıklanmamış olsa da bize ulaşan bilgiler bu yöndeydi. Şimdi Sayın Erdoğan’ın Binali beyin Başbakan olarak gitmesi durumunda yine iki başbakanın gelmesi beklenir, doğal olarak. Ama gelirler mi onu bilemiyorum. Ancak Türkiye’de yeni bir durum değerlendirmesi gündeme gelebilir. O konuda sonuç tam açıklanmadı. Ancak perde gerisinde bazı temasların olduğunu biliyorum. Genel Sekreter, Sayın Erdoğan ile uzun bir telefon görüşmesi yaptı. Bu konuyla ilgili kararını Türkiye kendisi verecek.”
Cenevre dönüm noktası
Cenevre’nin artık bir dönüm noktası haline geldiğine, toprak-güvenlik konularının bile konuşulacağına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Akıncı, “Siyasi eşitliğimizle ilgili olmazsa olmaz dediğimiz, halkımızın bunu bizden beklediği konuları ne zaman konuşacağız?” diye sordu; şöyle devam etti:
“Bu müzakere süreçlerinde hep bir integrated whole anlayışı hakimdir. Yani tümü bitmedikçe parçalar üzerindeki uzlaşmalar tek tek geçerli değil anlayışı vardır. Yani hepsinde mutabakat sağlandığında anlaşma kesin olarak ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla en azından bu konularda her şeyin en sonda varılacak uzlaşmaya bağlı olarak kabul edilebildiği gibi de bir durum vardır. Biz de herhangi bir konuda şunu kabul ettik dediğimizde, ama bunun sonunda güvenliğimiz de önemlidir, eğer biz güvenlikte tatmin olmazsak bu konudaki kararımızı da gözden geçirebiliriz diyebiliriz.
Dolayısıyla onların da bu tür hakları olabilir. Bu hakkı esirgemiyoruz onlardan da. Ancak bu konuda kesinlik istiyoruz. Bu gündemde değildir, söz konusu değildir söylemleri geçmişte çok oldu Güney Kıbrıs’ta. Bu söylemlerin artık ortada kalkmasını ve bir çözüm olacaksa hep birlikte bunu sağlayacaksak, bu çözümün önemli, unsurlarından birinin de dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılım konusu olduğunu artık netleştirmeleri gerekir.”
CTP ve TDP de gitti
Türkiye’deki kötü hava koşulları nedeniyle planlanandan farklı saatte ve rotayla ve charter olarak gerçekleşen uçuşla, CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman ve TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit ve iki partinin heyetleri Cumhurbaşkanı akıncıyla birlikte Cenevre’ye hareket etti.
İstanbul’a giden DP Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş ile beraberindeki heyet dün Cenevre’ye hareket ederken, UBP Genel Başkanı ve Başbakan Hüseyin Özgürgün ve heyetinin ne zaman gideceği gazetemiz baskıya hazırlanırken netleşmemişti.
Heyette 25 kişi var
Cumhurbaşkanı Akıncı’nın 25 kişilik Cenevre heyetinde, Müzakereci Özdil Nami, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Diplomasi ve Avrupa Birliği Özel Danışmanı Erhan Erçin, Siyasi İşler ve Tarih Özel Danışmanı Meltem Onurkan Samani, Cumhurbaşkanlığı Hukuk İşleri Danışmanı Sülen Karabacak, Müzakere Heyeti Üyesi ve Dış İlişkiler Uzmanı İpek Genç, Müzakere Heyeti Üyeleri Aslı Erkmen, Sertaç Güven, Güvenlik Danışmanı Halil Sadrazam, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Danışmanı Ömer Gökçekuş, Mülkiyet Komitesi Üyesi Layık Mesutoğlu, Özel Kalem Müdürü Cenk Gürçağ, 1. Derece Kadastro Sorumlusu Ahmet Alemdar, Harita Mühendisi Aslı Oral ve teknik uzmanların yer alıyor.
































