Köşeci refiklerim Rum Dışişleri Bakanı Hristodulidis’in ağzının payını verdiler ki yakıştı yani! Yine de Türk tarafında tepki uyandıran “slogansal tavsiyesinin” psikolojisini bir Rum mantalitesi olarak iyi anlamak gerektiğine inanıyorum …
Çünkü Türk tarafına seslenerek “ya bizimle Avrupalı yaşam ya da Türkiye ile devam” diyen Hristodulidis’in bu lirik söylemi politik kimliğini değil, bir Rum yurttaşı olarak Kıbrıs adasına siyasi bakışını yansıtıyor! Kısaca, “bu ada her şeyden önce bizimdir, biz AB üyesiyiz. Gelin girin koltuğumuzun altına hem Avrupalı olun hem Türkiye’nin elinden kurtulun” diyor adam!
GEÇEN gün bir ses de Anastasiadis’ten çıktı. “Akıncı’nın önerdiği belgeyi stratejik anlaşma olarak kabul etmiyormuş!”
Tabi son günlerde Rum yönetimiyle Anastasiadis’i tedirgin eden asıl olay
Sn. Akıncı’nın Guterres belgesi kapsamında müzakerelerin başlatılması teklifiydi çünkü bu teklifi reddettiği için hâlâ muhalefet tarafından bombardıman altındadır! Sonuncusu da AKEL’den geldi.
Nitekim Filelefteros gazetesine göre Anastasiadis AKEL’in saldırılarına yönelik açıklama yaparken “Akıncı’dan şu görüşlerini açık seçik ortaya koymasını istemiş:
Bir: Guterres çerçevesinde yeni müzakereler başlarsa kapsamında yine garantiler, TC’nin müdahale hakkı, Türk askeri mi olacak, yoksa normal bir devlet oluşumu mu tartışılacak? İki: Türk tarafı olarak “Guterres çerçevesinde Crans Montana’da bile görüşmek istemediğiniz bütün konuları müzakereye hazır mısınız?
Üç: Ve Anastasiadis soruyor: “Türk tarafı garantilerle tek taraflı müdahale hakkının ve Türk askerinin daimi olarak adadaki varlığının devam etmesini isterken, BM’ler üyesi 195 ülkenin hangisinin anayasasında bunlar vardır?
Dahası Anastasiadis şunu da iddia ediyor. “…Garantiler ve adadaki Türk askeriyle nüfusu az olan Türk toplumu imtiyazlı hale gelecek ve nüfusu fazla olan Rum toplumunu kontrol edeceği bir rejim yaratacaktır! (Korkunun ecele faydası yoktur” derler doğrudur!) ÖTE yandan Anastasiadis geçmiş müzakerelerde sanki bir uzlaşıya varıldığını ima ederek şöyle diyor: “Özde çoğunluk yönetir, azınlık “garanti” edilir’i, “çoğunluk yönetir”e dönüştürecektik… (yani TC’nin garantisi kaldırılacak, çoğunluktaki Rum “yöneten” taraf olacak …) Böyle bir pazarlık mı olduydu, müzakerelerde bu aşamaya kadar gelindi miydi bilmiyoruz ama doğrusu şu ki tehlikeli oyunlar oynanmış Crans Montana’da!
Sadede gelelim: Ne Türk ne Rum tarafları çok kısaca müzakerelere hazır değiller. İşimize bakalım …
**********
“EĞİTİME” BUGÜNDEN BAŞLAMALIYIZ …
“Sosyolojisi” yapılmamış yazılmamış bir toplumuz! Bu nedenle artık günlük hayatlarımızı zehirleyen “psikolojik bozuklukları” izah etmekte zorlanıyoruz.
Mesela şu geçen günkü cinayet! Nedeni ne olursa olsun hangi ana evladını bıçaklayarak öldürür! Bütün sinir tellerinin koptuğu an olmalıdır ki bunun adına “çıldırmak” denir.
BİR de şu habere bakın: “Son beş yılda 6 bin 55 evlilik 5 bin 245 de boşanma gerçekleşti… (Tutun ki her yıl evlenenler kadar da ayrılanlar oldu!)
HELE şu haber: “Trafikte 230 bin araç seyrediyor. Yılda 4 bin kaza meydana geliyor! (Trafik personeli ise sadece 260 kişiymiş!)
SON yıllarda ölümler o kadar arttı ki artık Lefkoşa Mezarlığında gömecekleri yer kalmadı! (İnsanlar neden son yıllarda daha çok ölüyorlar diye sormaz mısınız?)
ÜNİVERSİTE mezunlarının yüzde 17’si işsizmiş! (Demek marifet çok üniversite açmak değil, mezunlarına iş, aş, hayat hakkı sunabilmekmiş!)
KISACA, KKTC’nin sosyoekonomik göstergeleri iyiliği, sağlığı, güzelliği, istikrarı değil; her yönüyle istikrarsızlığı haber veriyor! Çünkü çocuklarımız “iyi yetişmiyor!” Çünkü bu ülkede “insana yönelik yatırım yapılmıyor! Çünkü okullara, hastanelere önem verilmiyor, yeterince öğretmen, doktor, gerekli personel yetiştirilmiyor. Bu alanlarda planlama yapılmıyor! Her iki kurum da burunlarına kadar battıkları sorunların içinde “salâha” varmaya çalışıyorlar ama nafile…
HER zaman örneği hazır ve nazırdır çünkü gerçek olan sorunu yaşanmaktadır! Mesela yirmi otuz yıl önce başladıydı okullarda “trafikle ilgili seferberlik ve öğretilerle eğitimleri!”
Dolayısıyla şimdilerde ne olmalıydı trafiğimiz? Dünyaya örnek… Oysa ola ola, oldu felâket! Demek ki öğrencilerimizi bu konuda yetiştirememişiz!
Demek yetiştiremediğimiz öğrencilerimize “evlilik müessesinin” önemini de anlatamamışız, uyuşturucu, sigara, içki kumarın kötülüklerini de…
NİTEKİM Başbakan Erhürman da altını çizerek hatırlatırken diyor ki “gençlik alanında ciddi sorun vardır. KKTC’de birbiriyle ilişkisi azalmış iki grup genç oluştu. Bu geleceğe dair ciddi sorunların gündemde olduğunu göstermektedir …”
Ki bana göre bu konuda “gelecek” çoktan bitti, artık “sorunları” yaşanmaktadır! Ve gelecekte eğitim yoksunluğundan dolayı bu toplum; kanlı bıçaklı” olacaktır!
HA sahi! Çocuklarımızı Rum çocuklarıyla kaynaştırmaya çalışanlar keşke o uğraşlarını önce eğitimleriyle birlikte kurtarılması gereken geleceğin “büyükleri” çocuklarımıza hasretselerdi.
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (SPOR ALANINDA İYİ ŞEYLER DE OLUYOR.)
Git gide kötümserliğin esiri haline geliyoruz! Kahkahalarla gülen insana ters ters bakar olduk, neden gülüyor diye!
Oysa güzel şeyler de oluyor bu memlekette. Bireysel de olsa sporun her dalında başarıdan başarıya koşturan gençler yetişiyor… TC’de yarışıyor seksen milyonun arasından derecelerle sıyrılıyorlar. Hele de atletizm, basketbol, voleybol gibi dallarda… Yani diyorum keşke yenebilsek kötümserliği ama bunu, her şeyden önce sağlayacağı istikrarla hükümetin başarması gerekir…
































