Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

NE SENİNLE NE DE SENSİZ

Avrupa Birliği yetkilileri Türkiye’de idiler.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri uzun süredir sorunludur.

Veya tersten okunursa Avrupa Birliği’nin Türkiye ile ilişkilerinde sorun vardır.

Niye?

Avrupa Birliği’ne aday üye olan ve tam üyelik için görüşme başlıkları açılan Türkiye’nin üyelik hazırlığı neden  donduruldu?

Bunun birinci nedeni “Kıbrıs Cumhuriyeti’dir.”

Rum tarafı Kıbrıs sorununu ileri sürerek açılacak fasılların tümünü bloke etti.

İkinci nedeni Avrupa’da söz sahibi olan aşırı muhafazakar politikacılardır.

Her ikisinin anti-Türkiye ittifakı “Türkiye’yi aday üyelikten de çıkaralım” noktasına geldi.

Üçüncü neden de şüphesiz bizatihi Türkiye’ni kendisidir.

Türkiye’deki mevcut yönetimin yaptığı icraatların  bir bölümü, AB normlarının dışındadır.

Daha kötüsü anti-AB propagandasıyla seçmenden oy almaktadır.

Durum böyle olunca ortaya şöyle bir gerçeklik çıkıyor;

Avrupa Birliği, Türkiye’nin kültürel, sosyal, ekonomik ve politik gelişimi açısından bir cazibe merkezi olmaktan çıktı.

Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin önemli bir bölümü Türkiye’nin tam üye olmasını istemiyor.

Türkiye de tam üyelik için çaba sarfetmiyor.

Ama ilişkilerini de koparamıyorlar.

Çünkü mülteciler ve terör noktasında Avrupa Birliği Türkiye ile iyi geçinmek zorundadır.

Avrupa’da seçimlerin sonucunu değiştiren, hükümetlerin kaderini belirleyen mülteci akınının Türkiye sınırlarında durması için çaba sarf ediyor.

Terörü, Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasında bloke etmek için uğraşıyor.

Durum böyle olunca da ortaya “ne seninle ne de sensiz” cümlesiyle özetlenen travmatik bir durum çıkıyor.

***

Aynı travmatik durum Rum tarafı için de geçerlidir.

Avrupa Birliği tam üyesi olduğunda bütün Avrupa’yı arkasına alıp Türkiye’ye diz çökerteceğini zanneden Rum derin devleti hüsrana uğradı.

Fasılları bloke ettiklerinde Türkiye’den taviz kopartacağı hayali kuran Rum politikacılar büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar.

Türkiye Kıbrıs sorununun çözümünde kilit ülke olmaya devam ediyor ama Rumların elindeki AB sopasının bir etkisi kalmadı.

Kıbrıs sorununa çözüm bulunası ve Türkiye’nin de AB üyesi olmasıyla ilgili büyük proje de çöktü.

Ama bedelini Rum tarafı ve Avrupa Birliği ödeyecek.

Çünkü Avrupa Birliği ne kadar öfkelenirse öfkelensin çıkarları açısından Türkiye ile iyi geçinmek zorundadır.

Çünkü Türkiye’nin ötesi tam bir bataklıktır.

Birkaç yüz bin mülteci bile Avrupa’da hükümetlerin seçim kaybetmesine neden olabiliyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden kopması demek Anastasiadis için alarm zillerinin çalmaya başlaması demektir.

Anastasiadis gücünü sadece ve sadece AB’den almaktadır.

Rusya ve ABD’nin münferiden Türkiye ile ilişkilerinin Kıbrıs sorununda nasıl bir hal alacağını Anastasiadis dahil kimse kestirememektedir.

Görüşmelere destek verip bir çözüme arka çıkarlar mı, yoksa “madem siz anlaşamıyorsunuz öyleyse başka yollar denensin mi” diyecekler.

Böylesi kaygan bir zeminde herşey olabilir…