Feza Güzeler genç bir avukat.
Kaç zamandır Lefke’de ezan seslerinin yüksekliğinden şikayetçi.
Dava açtı.
Bir ara emri alındı.
Mahkeme dava çözümleninceye kadar Lefke’de üç camide ezan okunmasını durdurdu.
Bu bir ara emri.
Din değil, hukuk devrede…
…
Bu gibi durumlarda hükümetler, vatandaşlardan gelen şikayetleri dikkate alıp gereğini düşünürler.
Olay araştırılır.
Gerçekten çok rahatsız edici bir durum var mı yok mu?
Böylece iş mahkemeye kalmaz.
Genç avukatın çabası kaç zamandır sürüyor.
Belli ki hükümetler olayla ilgilenmemiş…
…
Durum aslında her yerde aynıdır.
Kimdir bunlar?
Niye ezanın sesi bu kadar yüksek tutuluyor?
Müslümanlığın ölçüsü bu mu?
…
Namazını kılmak isteyen birinin vaktini ayarlayamayacağı kaygısı mı var?
Müslüman insan bu kadar aptal mı?
Ve gerçekten namaza duracak biri, mutlaka minaredeki sese mi kulak vermeli?
Bir aksilik olur da minareden ses çıkmazsa, Müslüman namaz vaktini mi kaçırır?
…
Ezan sesi okunduğunda o ses nereye kadar gider?
Böyle bir hesap kitap var mı?
Camilerin yapılıp minarelerin dikildiği yerlerde bunlar hesaplanıyor mu?
…
Bir fıkra:
Nasreddin Hoca, kırda sesinin yettiğince bağırarak ezan okuyor ve olanca hızıyla koşuyormuş.
Bu durumu gören birkaç kişi, Hocaya bir şey olduğunu düşünerek yanına yaklaşıp sormuşlar:
-“Ne oldu sana Hoca efendi? Bu ne iştir?”
Hoca, koşmasını sürdürerek:
-“Sesimin nerelere kadar gittiğini merak ettim de,
Onun için arkasından koşuyorum” demiş…
…
Arkasından koşun bakalım!..
…
Olaya TC Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de karıştı.
Şöyle diyor:
"Doğrusu Kıbrıslı vatandaşlarımız, kardeşlerimiz bana da tepkileri ilettiler. Eğer bu mahkeme kararı ezanın kendisine yönelik ise zaten hukuki bir değeri olmaz ama teknik bir şey ise sadece megafonun çıkardığı sesle ilgiliyse bu da aynı şekilde topluma daha güzel bir şekilde ulaştırmak için önlemler alınır. Biz Kıbrıs'taki hem müşavirimizle hem oradaki yetkililerle diyalog halindeyiz. Onun için bunun üzerinden ayrıca bir ezan tartışması başlatmanın doğru olmadığını düşünüyorum."
…
Hukuki değeri yokmuş.
Bu anlayışa göre de hukukun üstünlüğü yok,
Dinin üstünlüğü var…
…
Russal Crow’un “Son Umut” adlı filminde,
Başrol oyuncu Crow Avustralyalı bir çiftçi rolünde İstanbul’a gelir.
Otelinde kalırken ezan başlar.
Pencereden hayretle bakarak yanındaki Türk’e sorar,
-Ne satıyorlar?
…
Din satıyorlar.
Hukuki değeri yok!
































