Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EğitimKıbrısKöşe YazarlarıManşet

Ne olacak bu okul otobüsleri?

barış Uzunahmet

Öğrenci taşımacılığı yapılan otobüsler, olmasını hiç istemediğimiz bir kaza nedeniyle yine gündem oldu. Erenköy Lisesi’ne giden öğrencileri taşıyan otobüsün kaza yapması ve 28 kişinin yaralanmasının üzerinden neredeyse iki hafta geçti.

Olay yine her zaman olduğu gibi konuşulur olmaktan çıktı. Bu kazada tek tesellimiz can kaybının olmamasıdır. Onun dışında çok ciddi bir sorun önümüzde durmaya devam ediyor. Ne olacak bu okul otobüsleri? Ülkede çok sayıda öğrenci okula otobüslerle gidiyor. Her gün yüzlerce belki de binlerce öğrenci otobüsler ile okullara taşınıyor.

Devlet bu öğrenci taşımacılığı için yılda ortalama 350 milyon TL para harcıyor. Bu rakam her yıl artan benzin fiyatları ve hayat pahalılığı nedeniyle sürekli yükseliyor. Görüldüğü gibi ortada ciddi bir rant var. Bunu paylaşmak için üşüşen hükümet yandaşı insanlar var.

Hade taşımacılık işini yandaşa verdiniz vermesine de, en azından doğru dürüst bir denetim yapınız… Sonuçta insan taşıyacak bu otobüsler. Vatandaşın canından çok sevdiği evlatları bu otobüslerde taşınacak.

Girne-Lefkoşa dağ yolunda kaybedilen öğrencilerin kazası hala hafızalarda… Erenköy Lisesi’ne giden öğrencilerin taşındığı otobüs kazasından kısa bir süre önce yanan otobüsü de hafızalarımız unutmadı.

Yani daha ne olması lazım ki biz bu okula öğrenci taşıma işini ciddiye alalım. 30-40 yaşındaki araçlarla öğrenci taşınıyor. Sol direksiyon otobüsler ile yolun içine indirilen öğrenciler var. Gondura sustaları kopmuş, bir tarafı yan yatmış öğrenci taşımacılığı yapılan otobüsler var. Araçları görmeden sadece belgeye dayalı izinlerin sonu bu…

Bu işlerin bir de psikolojik tarafı var. Yani bu Erenköy Lisesi’ne giden öğrencilerin bu olayın travmasını kolay kolay atlatabileceklerini mi sanıyorsunuz? Yalnız bu kazayı atlatanlar değil, o okula başka otobüslerle gelenler de var…

Hatta daha da ileri gideyim. Ülkede okula taşımacılıkla giden binlerce öğrenci “acaba biz ne gün kaza geçireceğiz” ifadesini aklından geçirmesi bile bir travmadır. O kazayı yaralı atlatan öğrencilerin söylediği “biz hala o otobüsün içindeyiz” ve “anne ben ölmek istemiyorum” gibi ifadeler her şeyi açıklıyor.

Belki de bu çocukların arasında bir daha hiç otobüse binmek istemeyenler olacaktır. Aklıma 2005 yılında Londra metrosuna yapılan terör saldırısı sırasında saatlerce metroda mahsur kalan ve daha sonra kurtarılan birçok insanın o olaydan sonra bir daha trene binmediğini biliyorum.

O olayda çok sayıda tanıdığım Kıbrıslı Türk de metroda mahsur kaldı ve bazılarının olayın üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen bugün metro sistemini kullanmadığını biliyorum.

KKTC’de bunu bertaraf etmenin yollarından biri güvenli otobüslerdir. Kendi evinde 30-40 yıllık arabaları kullanmayanlar başkalarının çocuklarını taşırken kullanabiliyorsa, bunun sorumlusu gerekli denetimi yapmayan devlettir. Elbette ki otobüs sahibinin de vicdani sorumluluğu vardır.

Bu kaza sonrasında hükümet edenlerden pek bir ses duymadık. Ülkede infial yaratan bu otobüs kazası sonrasında duyarlı bir hükümet şöyle demesi gerekmez miydi? “Okul taşımacılığı yapan tüm otobüsler, en yaşlısından başlayarak, devletin ilgili kurumlarında kısa süre içerisinde kontrol edilecektir.”

Nerde bizde öyle bir hükümet…