Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ne Nüfusu Biliyoruz, Ne Seçmen Sayısını Tahmin Edebiliyoruz…

Bu seçimlerin son yıllarda yapılanlardan ciddi bir farkı var.

Neden biliyor musunuz…

Ortaya konacak iradeyi belirleyecek olan nüfus belli değil.

Yani problemin faktörlerinden en belirleyici olanı…

En son nüfus sayımı sanırım 2013’te yapıldı. O günden bu yana derelerin altından çok sular aktı. Nüfusumuzun ne olduğunu bilmiyoruz ama, kısa süre sonra seçmen sayısını öğreneceğiz.

Böyle bir bilinmezlikle seçime gidiyoruz…

Bakın, sadece bu hükümet iki yılda en az 12 bin kişiyi vatandaş yaptı.

Bu insanlar tek başlarına değil. Biri aldı mı, ailesi de alıyor.

En iyi ihtimalle, her bir ismi 3’le çarpalım. Ki bunun çok üstünde olduğundan eminim.

Etti mi size 36 bin…

Sizin seçmen sayınız kaçtı..?

Son bildiğimiz 177 bin…

Bir önceki seçimde 172 bin…

İki yılda 5 bin artmış.

Bu hesapla gidersek, şu anda normalde en fazla 180 bin olması gerekir.

Ama bakın göreceksiniz, bir açıklansın, bu sayı 200 bini epeyce geçecek.

Yani seçmen sayısı en az beşte bir oranında artmış olacak. Yani yüzde 20…

Şimdi bunu yazdığım için “Rum’a malzeme veriyor” falan diyecekler.

Ne yani susalım mı..?

Burada irademizi etkisiz hale getiren bir gelişmeye sessiz mi kalalım..?

Seçilmek gibi de değil bu… Seçilmek için burada belli bir süre yaşama şartı var.

Oysa, dün vatandaş yapılan, seçmen kütüğüne yazıldığı anda, seçme hakkına sahip olacak.

Demografik yapının bu şekilde bozulması sosyal, ekonomik yapıyı bozmakla kalmayacak.

Bu ülkede yaşayan, mücadele veren insanların siyasi iradelerini de sıfırlayacak…

Yeni vatandaş yapılanların bu ülkeyle ilgili tek bildikleri, kendilerini vatandaş yapanlar. Bu da seçmenin yüzde 20’sinin otomatik olarak belli bir yöne kayması ne demek…

Kuzey Kıbrıs’ı, ihtiyaçlarını, siyasi yelpazesini, politikalarını bilmeyenler, kaderini belirleyecek. Dehşet bir durum.

Böyle bir olay, KKTC demokrasisini yaralar mı, yaralamaz mı..?

Demokratik bir hakka, siyaset eliyle müdahale edilmiş olmaz mı..?

Üstelik de kendi içinde dışarıya ciddi oranda göç veren, zaten kendi nüfusu da sınırlı olan bir toplumun yapısı bu kadar hızlı ve bu kadar kitlesel şekilde bozulduğunda, ortaya çıkacak olan irade nedir..?

2016-2017 yılları arasında KKTC’de yaşanan bu dalga, belki şu anda hükümet eden partilere  hizmet edecektir… Ama ya sonra? İşte bunu düşünen yok…

En övündüğümüz yanımız demokrasimizdi. Geçmişte bir kaç seçim döneminde “dış müdahale” itirazları görülmüş olsa da, 1974 sonrası ilk göç hareketinden bu yana, böylesine bir doğrudan müdahale ben hatırlamıyorum.

Ha, bunu söylediğimde benim de oy kullanmaktan vazgeçtiğim sanılmasın.

“İrademin ırzına geçildi zaten, gidip oy kullanacak değilim” diyen arkadaşlarım var.

Yok, henüz o noktada değilim…

İnadına gidip oy kullanacağım…

Böyle düşünenler varsa, onlara da çağrımdır. Mücadeleden vaz geçtiğimiz, elimizdeki tek demokratik hakkımızı da teslim etmemiz anlamına gelecektir ki, bu da kaderine razı olmaktır…

Madem ki burada yaşamaya devam edeceğiz, bu mücadele de devam edecek… Belki birileri çıkar, bir nüfus politikası, yeni bir vatandaşlık yasası yapar…

_______________________________________________________________________________

YERİN KULAĞI VAR

BU İŞ BİTTİ, NOKTA:

“Rum tarafının, adadaki yönetimi, Kıbrıs Türkleri ile paylaşmaya niyetinin olmadığını bir kez daha göstermiştir” diyen Türkiye Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, “Crans Montana’daki görüşmelerin, Rum Yunan ikilisinin uzlaşmaz ve gerçeklerden uzak tutumu sebebiyle sonuçsuz kalmasının ardından, 2008 yılında başlayan müzakere süreci sona ermiştir” diyerek, Kıbrıs Türk tarafının olası müzakerlerdeki yeni yolunu da çizmiş oldu…

ATIŞ SERBEST:

Seçim startı verildi ya, sözler vaadler havada uçuşuyor. Nasıl olmasa dilin kemiği yok, at atabildiğin kadar. Birkaç kişi inansa oy oydur. Yıllardır seçim öncesi ne sözler verildi bu topluma, kaçı gerçekleşti? Bırakın gerçekleşmesini soran, sorgulayan da olmadı zaten. Onun için gün siyasilerin günü, atsınlar atabildikleri kadar, nasıl olmasa seçim sonrası hesap soran olmayacak…

KHK OLSUN ETİK DAVRANSAYDI:

Dün gazetelerde, Kamu Hizmeti Komisyonu’nun açtığı iki münhal ilanı gördüm. Oysa dün seçim yasakları başlamıştı. Münhali seçim öncesinde açmanın ne avantajı vardı acaba? Orasını anlayamadım. En azından Anayasal bir kurum olan Kamu Hizmeti Komisyonu hassasiyet gösterip erteleyemez miydi bu ilanı. Nasıl olsa sınavı, mülakatı seçim sonrasına kalmayacak mıydı.

HEPSİ ŞAHSİ BEKLENTİ:

Seçimi boykot edeceğini açıklayanlara bakıyorum, hepsi de kendi işlerini yaptıramayanlar. Bazısı hak ettiğini düşündüğü yere alınmamış. Sonra “istihdamlardan yararlanamadık” diyen var. Bir başkası dağıtılan arsalardan alamadığından şikayetçi falan… Siyasetten beklenti bireysel olunca, siyasetçi de seçimi kazanmasına yetecek sayıda adamını memnun etmekle uğraşıyor. Mesele bu. Bu protestocu arkadaşların oylarına zaten güvenilmemiş ki, istihdam da alamamışlar, arsa da… Nasıl çıkacağız bu paradokstan…

ELLERİ TİTREMEDİ Mİ?:

Egemen Bağış ve Emrullah Turanlı’nın Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaş yapılması hükümetin seçim yasakları öncesi son bombaları oldu. Her ikisi de KKTC’ye hayırlı olsun ancak, mevcut hükümetle arası pek iyi olmayan, kabinedeki birilerinin kendisinden “rüşvet” istediğini söyleyen, “vekiller cebimde” diye herkese çamur atan Emrullah Turanlı’nın, vatandaşlık belgesini onaylarken  elleri hiç mi titremedi…

 KAVGADA GİTMEZ:

Ekonomi Bakanı Sunat Atun, kendi bakanlığının projelerini bir tamam yapıp, kaynağı kullandığını, diğer bakanlıkların proje üretmediğini, kaynak kullanmadığını söylüyor ve bunun siyasi liderlik eksikliğinden olduğu yorumunu yapıyor. Siyasi liderlik yoksunluğunun bakanlardan mı, yoksa onların koordinatörü olan Başbakan’dan mı kaynaklandığını açık söylemiyor. Nereye çeksen gider… Ama tespiti doğru maalesef. Kaynak var, ihtiyaç var, sen neden çalışmıyorsun? Demek ki böyle bir niyetin yok…

_______________________________________________________________________________

ZİRVEDEKİLER

Erçin Şahmaran: “İş seçmekle bitmiyor, irade yoksa, hangi seçim ve irade bizi temsil edecek? Kurumlarını yönetemeyen, Sosyal Sigortalar’ı, İhtiyat Sandığı’nı, Elektrik Kurumu’nu, Telefon Dairesi’ni, bankaları, belediyeleri idare edemeyen, iflasa sürükleyen anlayışlar ve bu anlayışları iktidar yapan vatandaş, ne zaman gerçekleri ve hamasetten ötesini görecek?”…

________________________________________________________________________ 

DİPTEKİLER

Hükümetin Karnesi: Seçime giderken değerlendireceğimiz hükümet karnesi, gördüklerimiz, yaşadıklarımızla sınırlı olmamalı. Bir de kağıt üstünde insanın yüzüne tokat gibi vuran bir karne var; o da parası hazır olan ama yapmadıkları işler. Yani projeler… Dün Sevgili Bertuğ son durumu yayınladı. Alt yapıda gerçekleşme oranı yüzde 30.62… Reel sektör projelerinde ise yüzde 55… Dökülen sağlık ve eğitim için ayrılan ve proje bekleyen miktarlar korkunç. Sağlıkta sadece yüzde 8 gerçekleşme var. Eğitimde 45… Gerisi bekliyor. Nedir bu? Demek ki iş yapma kapasiteleri bu kadar.