Rum tarafında, Anastasiadis, Cumhurbaşkanlığı seçiminde milliyetçiliği alabildiğine kullanarak oylarını yükseltmeye çalışmaktadır.
Son günlerde Anastasiadis’in, EOKA’yı ve geçmişte yaptığı faaliyetleri öven açıklamaları daha sık gündeme gelmeye başlamıştır.
Bu konuşmalar, seçime yönelik olsa da, sonuçları Kıbrıs için pek yararlı olmamaktadır.
EOKA’nın devamı olan yapının 1974 Temmuz’unda ,MAKARİOS’U ÖLDÜRME girişimi, Türkiye’nin 20 Temmuz çıkartmasını ve adanın fiilen ikiye bölünmesini sağlamıştı.
Kuzey Kıbrıs’ta ise, 15 Kasım törenleri ve 1983’te kurdurulan KKTC ile ilgili hamaset nutukları ve törenler yapılmaktadır.
Oysa, 1983ten günümüze kadar geçen 34 yılda, bu devleti, Türkiye bile tanıma yoluna gitmemiştir.
Kıbrıs’ta her iki tarafın milliyetçi böbürlenmeleri, halkların gerçekleri görmesinin önünde bir sis perdesi yaratmaktan başka hiçbirşeye yol açmamaktadır.
Kıbrıs Orta Doğu’daki ve dünyadaki ENERJİ SAVAŞLARININ ortasında yer alan, batmayan bir uçak gemisidir.
Burda yaşayan tüm uluslar, bu enerji savaşlarının yarattığı dalgalarla boğuşmak zorundadırlar.
Amerika ve Rusya’nın dünya çapındaki enerji savaşları 1974’tte adanın bölünmesine yol açarken, günümüzde Rusya, adada bu fiili durumun devamından yanadır.
Rusya, Kıbrıs sorunu devam ettikçe Yunanistan ve Türkiye gibi iki NATO üyesi arasında iyi ilişkilerin kurulamayacağının farkındadır.
Amerika ise, kendi şirketlerinin AB’yi, Rusya ‘ya olan enerji bağımlılığından kurtaramamaları durumunda, AB’nin GELECEKTE, hiçbir konuda,kendi yanında duramayacağını UKRAYNA KRİZİNDEN BERİ çok iyi görmektedir.
Doğu Akdeniz’deki ENERJİ OYUNUNDA, ABD,Kıbrıs Sorununun çözülmesini ve İsrail gazı ile Kıbrıs Gazı’nın AB’ye taşınmasını isterken, Rusya, Türkiye üzerinden, AB’ye gaz satışının devamını sağlamaya çalışmaktadır.
Bu çelişki ise ABD-RUSYA ENERJİ çatışmasını kızıştırmaktadır.
Rus enerji şirketi Gazprom tarafından yayınlanan 3. çeyrek raporunda, ABD’nin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlarının şirketin yabancı yatırımcılarını olumsuz yönde etkileyebileceği belirtildi.
Yaptırımlar nedeniyle Türk Akım ve Kuzey Akım 2 gibi projeler de dahil olmak üzere tüm boru hattı projelerinin tamamlanmasına yönelik riskler oluştuğuna işaret edilen raporda, “Söz konusu risklerin doğru bir şekilde analiz edilebilmesi için ABD Hazine Bakanlığının yaptırımların kapsamını açıklığa kavuşturması gerekmektedir.” ifadesi kullanıldı.
ABD tarafından 2 Ağustos’ta yürürlüğe konulan yeni yasayla, ABD başkanı, Rus boru hatlarının yapımı ve bakımı için yatırım yapan, teknoloji tedarik eden veya Rus şirketlerine hizmet veren herhangi bir kişiye veya şirkete kısıtlayıcı tedbir koyma konusunda yetkilendirilmişti.
Yukarıdaki açıklamalar, Kıbrıs Sorununu bir iç sorun olarak görmek isteyenlere çok şeyler göstermektedir.
Kıbrıs, tarihinin hiçbir döneminde ülke içerisindeki güçlerin kontrolüne bırakılmamıştı.
Günümüzde ise, Kıbrıs’ın geleceği Anastasiadis’e veya onun karşısında olan bir Türk lidere bırakılmayacaktır.
2018’deki seçimlerden hemen sonra, Amerika ve Rusya’nın enerji savaşları siyasetlerinin Kıbrıs’ta hareketlilik yaratacağı kesindir.
































