Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ne iyi komşumuzdun…

28 mayın tarlasından sadece 3’ü riskli alan çıkmış.

Diğerleri temiz.
Ama adadaki tüm mayın tarlalarının temizlenmesi konusunda henüz mutabakat yokmuş.

Halbuki
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Rum lider iyi niyet göstermişti.
Seçimlerimizden hemen sonra 28 mayın tarlasının koordinatlarını gösteren bilgileri vermişti bize.
Çok sevinmiştik.
Nasıl olsa bir zamanlar kapı kapı yaşardık.
Aynı teneke saksılara su koyar, yaseminleri birlikte koklardık.
Bayramlar kutlanırdı karşılıklı.
Hatırlardadır,
Köy damlarında yan yana yattığımız mayın tarlalarından önce.
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Bir anda şaşıp kalmıştı herkes.
Kırk yıl neden saklanmıştı mayın tarlaları.
Aklı neredeydi Kiprianu’nun, Kleridis’in, Papadopulos’un falan.
Hadi bunları anladık da ya Vasiliu ile Dimitri’nin?
Halbuki ne iyi komşumuzdu…

Şok olmak hiçtendi doğrusu.
Olsun.
Komşu yine de güzel bir jest yapmıştı.
Güven artırmak için.
Çocuklar ölmesin diye üzerine basarak,
O ölüm tarlalarının,
Dünyanın gözünün içine bakarak,
Nihayetinde koordinatları vermişti.
Aşkolsun…

Kırk yıl gelip geçmişti aradan.
Halbuki ne iyi komşumuzdu.
Kim unutur?

28 mayın tarlasından 25’i temiz.
Güngör’de, Ömerli’de ve Mallıdağ’da mayın var.

1983’te Mallıdağ bölgesinde patlama olmuş iki çocuk hayatlarını kaybetmişti.
Bugüne kadar da bu bölge kamuya açık bir bölgeymiş.
Ne iyi yaptı komşu.
Kırk yıl da geçse aradan, bir daha çocuklar ölmesin diye…

Ama adadaki mayın tarlalarının temizlenmesi konusunda henüz mutabakat yokmuş…

Aynı eşeklere binerdi köy çocukları mayınlara basmazdan önce.
Çamurlara batardı çarıkları mayınsız ne günlerdi ki anlatamam.
Tarlalarda birlikte sallanırdı oraklar.
Zeytin zamanı yaydın mı çarşafı yere birlikte toplanırdı bereket.
Kim bilir belki o günler yine gelecek…

Ahmet Muhip Dranas’tan aşırttığımız satırı tamamlayalım:
Eviniz kutu gibi bir küçücük evdi,
Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi;
Güneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede.
Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede;
Bahçende akasyalar açardı baharla.
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!