Köşe Yazarları

Ne isterlerse yesinler!






Dün basında yer alan bir haber herkesi dehşete düşürdü.

Vietnamlı işçilerin “köpek” eti yemesi ile gündem bir anda değişti. Hükümet krizinden biraz olsun uzaklaştık. Zaten hükümetin bozulacağı falan da yok. Boşu boşuna suni krizle bizleri meşgul eden bir hükümet var. Kim bakanlığın veya yeni atandığı müdürlüklerin tatlı koltuklarını bırakmak ister ki?
Evet, gelelim konumuza.
Aslında ilk başta çok kötü gibi gelse de bu olayı düşününce hiç de yadırgamadım. Hindistan’da kutsal sayılan İneği biz hiç düşünmeden yiyorsak, bizlerin de evlerimizde beslediği köpekleri Vietnamlılar yiyebilir. At, çekirge, hamam böceği, yılan, maymun ve daha bunlara benzer birçok canlı dünyanın pek çok yerinde insanlar tarafından yenirken bu insanların köpek yemesi garipsenmemelidir.
Bugün doğadaki tavşanın ve havadaki kuşun vurulması, dini inançlarla kurban kesilmesi bizler için nasıl normalse, onlar için de köpek, at, maymun gibi hayvanları yemek de çok normaldir.
Bazı ülkelerde kendi ülkemizde yenen hayvanların yenmesi yadırganmakta hatta ve hatta hiç yenmemektedir. Kendi ülkelerinde yedikleri hayvanları Kıbrıs’ın koşullarında yemek istemeleri belki bazı kesimlerin tepkisine neden oldu ama bu durum o kadar da abartıldığı gibi değildir.
Ben şahsen hiçbir hayvan etini yeme taraftarı değilim ama doğanın getirdiği bir kanun var. Aç kalmamak adına yemek zorundasınız. Bizler belki şuan ülkemizdeki şartlara göre besleniyoruz. Birçoğumuzun ekonomik durumu her istediğimizi alacak güçtedir. Bir ülkedeki yokluklar, eksiklikler veya gelenek ve kültür yaşam tarzını belirler. Eğer aç iseniz ne bulursanız onu yerseniz. Bu işte böyledir. Kıbrıs halkı inek, koyun eti yerken, Vietnamlıların köpek etini yemesinde ne sakınca vardır?
Yurtdışında yaşam sürdüren Kıbrıslı Türklerin kendi kültürlerini yaşatmak için verdikleri savaşı bilmeyen yoktur. Yurt dışına ekonomik nedenlerle göç ettiğinizi ve orada çalışmak ekmek paranızı kazanmak zorunda olduğunuzu düşünün bir an. Kendi örf ve adetlerimizi sürdürmeye çalıştığınız bir yabancı ülkede size de bu şekilde davranılsa ne düşünürdünüz? Yani az da olsa empati kurmayı denesek hiç de fana olmaz diye düşünüyorum.
Bana göre kim hangi canlının etini isterse yesin. Kendi evinde kendi kültürünü yaşatsın. Bizler alışık olmadığımız bu durumu yadırgadık ama buna fırsat veren de yine bizleriz.
Ülkemize her yıl çalışmak için gelen yüzlerce işçinin nerden geldiğine bakılmıyor. Kim ne kadar az paraya insan çalıştıracak ona bakıyor. Yani kısa vadede çok iş, az para ile insan çalıştıran şirketler ve kurumlar yurtdışından gelen bu işçilerin hangi koşulda nasıl yaşadıklarını bilmiyor mu? Ya da ülkemize gelen ve amacı para biriktirip, ülkesinde iyi şartlarda yaşamak olan bu insanlara sağlıklı bir yaşama ortamı sunuluyor mu?
Eğri oturup doğru konuşalım. İnsanların ne yiyip ne içtiğine değil önce nasıl yaşadıklarına ve ne kazandıklarına bakmamız gerekmiyor mu?









Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu