Hiç kuşkusuz dün tüm gözler ve kulaklar Başbakan Yorgancıoğlu ile Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş arasında yapılacak “krizi çözme” toplantısındaydı. Aylardır DP ile UBP arasında gayri resmi yürütülen “sağda iş birliği” görüşmeleri, hafta sonu bir otelde yapılan toplantı ile adeta resmileşmişti. CTP ise, herkesin bildiği bu oyunu bozmak yerine, kulağının üzerine yatmayı tercih etti. Ve dün de, hükümet krizine dönüştürülen UBP-DP ittifak görüşmeleri sonrasında Özkan Yorgancıoğlu, parti olarak yaşananlardan büyük rahatsızlık duyduklarını söylese de, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, haklı olarak son kararı partilerin yetkili organlarının vereceğini belirterek, “Şu anda hükümet bozuluyor diyemem” yorumunda bulundu.
Şunu net olarak söyleyebiliriz ki, iki partinin yerel seçimlere yönelik ittifak arayışları CTP’de büyük bir tepki yaratmıştır. Hükümeti bozma dahil, her türlü olasılık masada duruyor ve parti tabanında da küçük ortağa yönelik tepkiler çığ gibi büyüyor…
Ancak benim aklıma Özkan Yorgancıoğlu’nun dünkü açıklamasında sarf ettiği bir cümlesi takıldı.
Ne diyor Özkan Bey, “DP ile UBP’nin yetki organlarınca nasıl bir ittifak yapacakları beklenecek ve CTP’nin buna göre tavrını belirleyecek”…
Başbakan, teşebbüs aşamasındaki bir adımı halen izlemeye devam edeceğini söylüyor. Daha açıkçası, “Eğer bu birliktelik kurumsal bir yapıya dönerse rahatsız oluruz. Belki de anlaşamazlar” demek istiyor Sayın Yorgancıoğlu.
Peki o zaman sormak lazım; varsayalım iki parti anlaşamadı, o zaman her şey tamam mı olmuş olacak… Yani “suç” teşebbüs halinde kalmışsa yapılanlar “ahlaki” mi olmuş oluyor Özkan Bey’e göre…
Sorun bir kaşık suda boğulma meselesidir. En çok oyu alan bir parti bu bocalamayı yaşamamalıydı.
Sivil toplum örgütleri halkı uyandırmalı…
Gazetelerde sayfa sayfa haberler… O partiden falan, öbüründen filan aday… Falan yerde aday adayları çekişiyor… Yerel seçimleri bahane edip, kendi çıkarları için kaosa oynayanlar malum… Hepsi tamam da, bunların halka ne faydası var ki? Seçime şurada 3 ay var, seçmen sadece bu tartışmalarla meşgul. Kimin ne yapacağı hakkında hiç bir fikir yok… Park, bahçe, asfalttan başka söz edilen ciddi bir proje yok. Şimdi seçime bir ay kala internetten indirilecek projelerle halkın karşısına çıkılacak, neredeyse tümüne yakını batık olan belediyelerin başına geçmek için kıyasıya yarışılacak. Sonuçta bir aday muradına erecek ama çevre de, kentsel-kırsal planlama da, altyapı da, sosyal yapı da bir çırpıda unutulacak.
Peki ben şimdi tüm KKTC seçmenine soruyorum, sizin beklentiniz sadece adayınızın kazanması mı? Başka hiç bir beklentiniz yok mu? Size yaşatılanlardan mutlu musunuz?..
Sürekli olarak politikayı, politikacıları suçlamaktayız. Ancak halkın politikadan beklentisi nedir? O ortada yok. Demokraside halkın katılımı, sesini duyurması, taleplerini iletmesi birinci kural. Ama bu kural bizde işlemiyor ne yazık ki… Başımıza geleni çekiyoruz, o kadar…
Öyle gelişmiş bir demokrasi kültürümüz var ki, en küçük yerleşim biriminde bile bir sivil toplum örgütümüz var. Filan bölgeyi ya da kültürünü yaşatma, güzelleştirme derneği diye. Bu örgütler festivallere katılır, folklor ekipleri oluşturur, el sanatlarıyla uğraşır… Oysa, özellikle yerel seçimlerde halkı örgütlemek, uyandırmak, bölgesel talepleri dile getirmek onların görevi değil mi?..
Bir halk seçimi sadece kendine gösterilen adayın peşinde koşmak olarak görmeye devam ederse, politika cambazlarının oyuncağı olmaktan bir adım öteye gidemez…
YERİN KULAĞI VAR
SORUN VAR AMA:
Kusura bakmasınlar ama CTP hiç bu kadar aciz duruma düşmemişti. Dün Serdar Denktaş ile yaptığı görüşme sonrasındaki açıklaması tam bir fiyasko. Ne diyor Başbakan, “Henüz daha kurumsal bir iş birliği gerçekleşmedi, bekleyip göreceğiz.” Peki ama Sayın Başbakan, farz edelim DP ile UBP anlaşamadı, o zaman sizce suç gerçekleşmediği için, tüm yapılanları sineye çekmeye razı mı olacaksınız…
CTP’DE KAZAN KAYNIYOR:
CTP içerisinde Özkan Yorgancıoğlu’na tepkiler giderek artıyor. Hatta bir iddiaya göre, Yorgancıoğlu’nun yerel seçimlerde başarısız olması halinde, hemen ardından olağanüstü bir kurultaya gidilip, parti başkanlığından dahi alınacağı konuşuluyor. Yani CTP’nin yerel seçimlerdeki olası bir başarısızlığının faturası Yorgancıoğlu’na kesilecek gibi görünüyor…
DAĞ FİL DOĞURMAZ:
TDP Genel Sekreteri Mehmet Harmancı, “UBP-DP ittifakı resmi değil gayri resmi olursa; yani “çocuğun ismini koymazlarsa” bu kadar büyük lafı yutacak mı arkadaşlar? Açıkçası politikacı olarak değil bir birey olarak usandık ve bıktık diyorum. Dağ bir kaç kere de fil doğurursa ya..!” diyor. Halbuki yıllardır dağın fil değil, fare doğurduğunu çok iyi biliyor. Bekleyin bakalım, hükümette kalmak, koltukta oturmak pahasına ne kılıklara girip, ne bahaneler üretecekler…
ÇÖZÜM GELMEYECEK, “GETİRİLECEK”:
Türkiye’nin AB Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs sorununa bu yıl kalıcı çözüm getirileceğini, bunun da Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecini hızlandıracağını belirtmiş. Lütfen bu sözleri iyi okuyun, ne diyor Çavuşoğlu, çözüm gelecek demiyor, getirilecek diyor. Yani öyle veya böyle bir anlaşma olacağını söylüyor. Onun için birbirimizle kavgayı bırakıp, olası bir çözüme hazırlıklı olmaya bakmalıyız…
MÜZAKERE MASASINDA KADINLARIMIZ VARDIR:
Seçilmiş hanımlar, müzakere sürecinde de kadın olması gerektiğinden bahsetmişler. Kadın günü ya, herkes bir şeyler söyleyecek. Halbuki on yıllardır, özellikle de müzakere sürecinin mutfağında kadınlar hep var. Mesela bir Latife Birgen, tam anlamıyla müzakerecilik yapmıştı. Bugün de ekipte Dışişleri’nin çok değerli kadın elemanları var. İllaki müzakereci olmaksa niyet, o seçilmiş hanımlar, o mevkilere gelebilmek için kendileri çaba göstermeliler…
SİZ OLSANIZ GELİR MİSİNİZ:
Özellikle son bir yıldır ülkede ne ekonomik, ne de siyasi istikrar var. Neredeyse her 3-4 ayda bir ya hükümet değişiyor, ya da bir kriz patlak veriyor. Sonra da kalkıp, yabancı yatırımcıların ülkeye yatırım yapmamasından şikayetçi oluyoruz. Allah aşkına söyleyin, siz yatırımcı olsanız böyle bir ülkeye yatırım yapıp, kendinizi riske atar mısınız?..
ZİRVEDEKİLER
Ahmet Saydam: “Açıklanan son verilere göre, Çalışma Dairesi’ne kayıtlı 878 işsiz vatandaşımız var. Ben eminim bunun en az iki katı kadar da iş arayan gencimiz var. Yaklaşık en az 2.634 işsizimiz var. O zaman ben de yarın bir grup kurayım adını da “2.634 İnisiyatifi” koyayım ve dayanayım hükümetin kapısına “Bizi devlete memur alın!!!”…
DİPTEKİLER
Köpek Vahşeti: 1974 sonrası için “lahmacun kültürü”nden bahsedilirdi. Geçmişe özlem duyarak yasemin kokuları dile getirilirdi. Geldiğimiz noktaya bakar mısınız? Adamlar sokakta köpek kebap etmişler. İğrenç… Hep bir adım ileri gidelim derken, sürekli olarak geri gittiğimizin farkında mıyız acaba? Sermayenin ucuz işçi arayışının bizi getirdiği nokta bu…
Foto gündem…

Bazı siyasi parti, sendika ve kadın örgütleri, Kıbrıs müzakerelerinin toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten bir barışla sonuçlandırılması çağrısı yaptı.
Komite’nin düzenlediği geleneksel 8 Mart yürüyüşü ise bugün gerçekleşecek.
































