Köşe Yazarları

Ne Büyük Ayıp, Ne Büyük Utanç…


Üniversiteler adası dendiğinde herkesin ağzı dolar.

Övüne övüne bir olur, reklamın alasını yaparız da, altın yumurtlayan tavuğu siyasete kurban etmekten de çekinmeyiz.

Mademki bu iş artık bir sektör ve bu ülkenin ekonomisi için önemli bir sektör, doğru yönetilip, bozulmaması, kalitesini arttırması için mi çalışılmalıdır, yoksa, orada büyüyen bir güç var, ben bundan nasıl nemalanırım diye hesap mı yapılmalıdır…

Biz her zaman ikincisini yaptık.

Yalan mı..?

İşte yine DAÜ…

Her dönem bizzat siyasiler tarafından yönetilen, akademik kurulların etkinliğini sıfırlayarak, bakkal dükkanı, hem de hem de kötü yönetilen bir bakkal dükkanı haline döndürülen DAÜ…

Ülkenin en köklü üniversitesi. Yurt dışında itibarı olan bir üniversite, siyasiler eliyle defalarca batağın eşiğine getirilen, iyileştirileceği yerde, geriletilen DAÜ…

Bugünlerde yine birileri siyasi çıkar sağlayacak diye gereksiz istihdamlarla, gücü elinde tutmak isteyenlerin tuhaf atama ve görevden alma çabalarıyla tartışılmıyor mu?

Bu tartışma ne ilk ne de son… Devletin elinde iki vakıf üniversitesi var. Her ikisi de sürekli olarak bu tür tartışmaların odağında… Aslında devletin elinin ulaştığı neresi varsa aynı durumda…

Diğer taraftan, üniversite patronlarını, siyasette basamak, arka, destek olarak görenler ve siyaseti perde arkasından yöneterek, olmayanı olduran üniversite patronları… Öyle ki, sırasında yasa, hukuk, mahkeme kararları bile bu çıkarlara kurban edilebiliyor…

Cumhurbaşkanı YÖDAK Başkanı Hüseyin Gökçekuş’u nihayet görevden aldı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklama, herkes için, hepimiz için utanç vericidir aslında.

Gerekçeye bakın;

“YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş’un görevinin gerektirdiği şekilde tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat gibi temel değerlere ve görev icaplarına uygun davranmadığı nedeniyle görevden alınması gerektiği görüşü esas alınmıştır”…

Cumhurbaşkanı ayrıca, YÖDAK’ın  “itibar kaybına uğradığını” da vurguluyor…

Var mı buna hakkınız? Her hangi bir kimse, şu veya bu şekilde bir koltuğa oturup, o makamın itibarını düşürme hakkına sahip midir..?

Bu ülkede sahiptir. Çünkü herhangi bir yaptırımı yoktur…

Şimdi Gökçekuş görevden alındı. Bitti mi? Bitti… Kimse kendisinden, koskoca üniversite sektörüne verdiği zararın  hesabını sormayacak… Hatta böyle bir kurumu bu hale sokan kişi, şimdi başka bir yerde, muhtemelen geldiği üniversitede görev yapmaya devam edecek…

Dediğim budur…

Bunun için utanmalı, hicap duymalıyız…


YERİN KULAĞI VAR

GİTSİNLER Mİ, GİTMESİNLER Mİ?: 

Ocak ayında Cenevre’de yapılacak görüşmeler için, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın siyasi partilere yaptığı davet farklı göürşlere neden oldu. Sol görüşlü partiler davete icabet edeceklerini belirtirken, sağ görüşlü partilerden henüz ses yok. Bunu turistik gezi olarak değerlendirenler kadar, masada nelerin konuşulduğunu yerinde görmek ve ‘gerekirse fikir beyan etmek için gidilmeli’diyenler de var. Öyle veya böyle, Meclis’te temsil edilen partilerin orada olması, hiçbir şey yapmasalar bile, Akıncı ve ekibine moral destek olacak…

KİMDİ PEKİ?:

Başbakan Özgürgün, Türkiye’den gelen bir grup gazeteciye, “KKTC’nin Anavatan Türkiye kamuoyuna doğru bir şekilde aktarılması, sağduyu ve sorumlulukla yapılan ilkeli yayıncılığın gereğidir. KKTC Türkiye ilişkilerini olumsuz etkileyecek girişimlerin doğru yayınlarla başarısızlığa uğratılması hedefiyle bizlere destek vereceğinize yürekten inanıyorum” diye konuşmuş. Bundan, Kıbrıs Türk Halkı’na, Cumhurbaşkanı’na hakaretler yağdıran köşe yazarlarını onun davet etmediğini, özel üretim metinleri  adamlarının vermediğini mi anlamalıyız? En azından, yapılan yayınlardan Özgürgün’ün de rahatsız olduğunu anladık…

 

İTİRAF:

Menteş Gündüz, Meclis’te yaptığı konuşmada, ülkede suç şekillerinin ve oranlarının değiştiğini, yurt dışından gelen öğrencilerin devamsızlığının takibinin önemli olduğunu söyledi. Devam mecburiyetinin kaldırılmasının, KKTC çalışma hayatına, ekonomiye olumsuz etkilerini; ayrıca okula kayıt yaptırıp, karanlık işlere girenlerin takip edilmediğini biz de defalarca yazdık. “Görevde olduğunuzda neden yapmadınız”, demeyeceğim. Biliyorum ki, milletvekilleri bağımsız olduklarında kendilerini hür general hissederler ve doğruları söylerler… Onun yerine, gerçeği bir siyasinin ağzından duymaktan mutlu olduğumu söylemekle yetineceğim…

O ERDEMİ GÖSTEREMEDİ:

Yıllardır YÖDAK Başkanı olarak türlü iddia ve suçlamalara maruz kalan Hüseyin Gökçekuş, istifa etme erdemini gösteremeyince, görevden alınan kişi oldu. Ne yazık ki ülkemizde göreve gelen kişi belli bir süre sonra o makamı sahiplenip gitmek istemiyor. Bu kamuda da siyasette de hep böyle. Kimse istifa veya görevi bırakma gibi bir erdemin de olduğunu hatırlamıyor…

DENETLEME OLMAYINCA:

Son yaşanan ölümlü trafik kazasının ardından hükümetin, kamyonlarla ilgili aldığı kararı takan pek yok. Yine kamyonlar belirlenen saatlerin dışında yollarda gidiyor. Özellikle sosyal medya paylaşılan ve ölümlü kazaya neden olan şirkete ait kamyonların yasağa rağmen yollarda oluşu ve yine bir kaza ile gündeme gelmesi, kafalarda soru işareti yaratıyor. Hükümet ise aldığı kararı denetlemekten aciz, sadece seyrediyor…

ÜYE KRİZİ:

TDP’de başlayan kavganın ardından başını Mehmet Çakıcı’nın çektiği bir gurup, partilerinden ayrılarak TKP’yi yendien hayata geçirdiler. Şimdilerde iki parti arasında üye krizi yaşanıyor. TKP’nin partilerine katılan üye listesine hem TDP’den, hem de YDP’den itiraz geldi. Bir çok isimin TKP’ye üye olduklarından heberlerinin olmadığı iddia ediliyor. Aslında bu ilk kez de olmuyor. Birden fazla partide üyeliği bulunan yüzlerce isim sayabiliriz…

KARAYALÇIN:

Murat Karayalçın’ın KKTC’de bulunduğunu, Girne Amerikan Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olduğunu, dün öğrencileriyle birlikte Girne Belediyesi’ni ziyareti vesilesiyle öğrendik. Dürüst, saygın ve Légion d’honneur nişanına sahip bir kıdemli politikacının aramızda olması ne güzel, üniversitelerimiz adına ne büyük bir değer… Keşke yönetemeyenlerimiz de ara sıra fikrini alsalar…

ZİRVEDEKİLER

Cenk Mutluyakalı: “Öğretmen ‘müfettiş’i saymıyor, müdür yönettiği memurdan daha az iş biliyor! Hani o sokak ağzı gibi…‘Ayaklar baş oluyor’ giderek….Yürümüyor işler!‘Çözüm’ üretilemiyor. Bilgi, deneyim, beceri anlamını yitiriyor. Ne sıra var ne usul…Ne yasa var, ne kural…Hiçbir kıstas yok ülkemde! “Gör beni göreyim seni” üzerinden bir ‘hilkat garibesi’…”.

DİPTEKİLER

Göstere Göstere Kaçakçılık: Son dönemde kaçıncı bilmem ama, yine tonlarca kaçak et ele geçirilmiş. Artık biliyoruz ki, yakalananın kat kat fazlası da ülkeye giriyor. Hatta otellere satıldığı haberleri geliyor kulağımıza… Denetimin yetersizliği, otorite boşluğu malum. Daha geçenlerde, kaçakçılığa bir gümrük görevlisinin yardım ettiği de ortaya çıkmıştı. Demek ki aynı gevşeklik sürüyor. Öyle olmasa bu insanlar bu kadar rahat olabilirler miydi..?

 

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı