Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EkonomiKıbrısKöşe YazarlarıManşet

Nasıl vergi adaleti

mahmut sezinler

Adalet mülkün temelidir. Her alanda olduğu gibi vergilendirmede de adalet ilkesinin hayata geçirilmesi tüm bireylerin en büyük arzusudur.

KKTC İstatistik Kurumunun 2021-2022 anketine göre (en son ulaştığım anket) ülkemizde en yüksek gelire sahip grubun toplam gelirden aldığı pay %43.14 olurken en düşük gelire sahip grubun aldığı pay %6.55. Toplam nüfus bilinmemekle birlikte toplam gelirin ilan edilen nüfusa dağılımında bile eşitsizlik olduğu görülen Lorenz eğrisinde gelir dağılımı her geçen devrede bozuluyor.

Toplumda gelir dağılımı adaletsizliği toplumsal barışı ve huzuru tehdit etmektedir. Bir tarafta çok büyük varlıklara sahip olanlar, diğer taraftan açlık sınırında yaşamaya çalışan bireyler, hane halkı.

Şunu da bir dip not olarak belirtmek lazım. Maaş ve ücret geliri %47.2’lik oranla toplam gelir içindeki en büyük paya sahip. Bu grubun içinde reel vergi söz konusu değildir. İşte böyle bir ortamda vergi adaletinin önemi ortaya çıkmaktadır. Çünkü vergi adaleti ile gelir dağılımı adaleti paralel gitmektedir. KKTC’ de bu iki unsur birbirinden ayrılmış durumda. Vergilendirmeyi  gelir dağılımı düzeltme aracı olarak kullanmadan gelir dağılımı açısından ortaya çıkan anomaliyi düzeltemeyiz.

Vergi adaleti’nin ne olduğuna kısaca bakalım. Vergide adalet tarihsel süreç içerisinde değişik şekillerde değerlendirilmiş, ancak bireyler tarafından bir türlü tam sınırı bulunamamıştır. Bu yüzden vergide tam bir adalet değil en az adaletsiz vergi sisteminden bahsetmek daha doğrudur.

Vergilendirmede adaletin sağlanabilmesi eşit durumdaki mükelleflerin eşit muameleye tabi tutulmasına ve verginin ödenebilir olmasına bağlıdır. Vergilendirmedeki adalet Mali güce göre ilkesinin hayata geçirilmesi ile mümkündür.

Vergi adaleti bir sistem sorunudur. Vergi sistemini ilkeler doğrultusunda düzenlemek gerekir. Elde ettiği tüm geliri harcamak zorunda olan dar gelirli üzerinde şahsi vergi yükü çok yüksek boyuta ulaşan ülkemizde, dolaylı vergilerde yüksek boyutlarda halkın sırtında kocaman bir yüktür.

Vergilendirmede adalet ilkesini tesis için uygulanması gereken emek gelirlerinin daha düşük oranda sermaye gelirlerimiz daha yüksek oranda vergilendirilmesi KKTC’ de tersine çalışmaktadır. Sermaye gelirine istisnalar var ama emeğin vergisi elimize gelir geçmeden alınmaktadır.

Türkiye’den elde edilir borsa gelirlerinden değerli metaller gelirlerinden, altın, gümüş, vb. saklama aracı olan sermayeden gayrı yüksek olan Forex işlemlerinden ve sanal bahis kazançlarından yıllardır vergilendirme yapılmıyor. Birçok varlık vergi dışı kalıyor. Ama asgari ücretin birer üstü gelir elde edenler hemen üst dilimle vergilendiriliyor ülkemizde. Geçinemez durumda olan sigorta emeklisi geçinebilmek için 70 yaşında bir başka işte çalışıyorsa bu devletin bir ayıbı iken kazancının tümünü vergilendiren bir sistemde vergi yasaları bakımında bir ayıptır.

KKTC vergi sisteminde vergiler büyük oranda dar bir kesimin üzerinde kalmaktadır. Yapılması gereken vergi tabanını genişletmektir.

Neredeyse birkaç yılda bir akan vergi aflarıyla vergi adaleti olmaz. Dürüstçe vergisini ödeyenlere haksızlık yapılan bir yapı ortaya çıktı. Böyle sistemde vergi adaleti olmaz. Sistemimizin topyekün yeniden kurgulanması gerek. Bu bir demokrasi meselesidir aynı zamanda. Demokrasi ile vergi adaleti arasında doğrudan bir ilişki vardır.

Vergi vermeyi bireysel bir zulüm gören ve adaletsiz vergiye tepki göstermeyen bireyler aynı zamanda verilen

verginin nelere harcandığını veya harcanacağını da sormaz duruma gelmiştir. Oysa tepki gösterecek bundan daha önemli bir toplumsal sorun var mıdır?